Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Teröre karşı dini vazifeler
imanilmihali.com
Teröre karşı dini vazifeler

Teröre karşı dini vazifeler

Teröre karşı dini vazifeler

Terör, asimetrik bir tehdit olup, sinsi ve hain içerikli, masum canlara ve devlet düzenlerine kast eden, sonuçsuz ama can yakan, daha ziyade silahsız insanları hedef alan, kalleş ve hain bir eylem türüdür. Hedefinde ise kimin ve neyin olduğu hiç önemli değildir. Gayesi ise ses çıkarmak, kaos yaratmak, düzeni bozmak, huzur ve esenliği zedelemek, istişare ve uzlaşma yollarını tıkamak, haksız bir kazanca ulaşmayı dilemek, kendi fikrini zorla benimsetmek, hak olsun olmasın bir şeyi zorla elde etmektir.

Terörü destekleyen batılı devletlerin, para babalarının ve askeri güçlerinin devamı süresince maalesef terör de devam edecektir. Savaşmak yerine taşeron yasa dışı örgütlerle hedef insanlara bir şeyleri empoze etmek gayretindeki bu hain destekçiler olduğu sürece masum kanlar akmaya devam edecektir.  Çoğu dış mihraklı bu hamlelerin evrensel olduğu bir gerçekse de, konuya ülkemiz açısından yaklaşılırsa daha uzun bir süre bu kalleş saldırılar maalesef devam edecek görünmektedir.

Peki bu terör illetine karşı kulların dini vazifeler nedir denilirse de en başta bilgili, azimli ve imanlı olmak lazım geldiği hatırlanmalıdır.

Kötülük her daim (Allah aksini dilemedikçe) var olacaktır. Bu gece ve gündüz gibi, ak ve karanlık gibi bir varlıktır ve iyiliğin zıddı olarak dünya sınavının da aslında bir denge unsurudur. Akıllarda neden bunca kötülük var dünyada diye bir soru her zaman uyanmaktadır. Lakin doğru soru şudur; “neden bunca kötülüğe rağmen hala iyilik ve iyi insanlar var?” Buradan hareketle tüm şer odaklarının, her ne yapıyorlarsa Allah’ın bilgisi dışında olamayacağı açıktır. Allah aksini dilemedikçe de şer olacak ve iyi insanlar bu şerlerle de sınav edilecektir.

Kalben bu işe destek ve yardımcı olmamak, samimiyetle kalben, dille veya elle karşı çıkmak ilk vazifedir. Sükunet ve sabır birer erdemdir. Aceleyle, plansız, fevri hareketler faydadan çok zarar getirecektir.

Aile, arkadaş ve akraba çevresinin aydınlatılması, dini açıdan bunun cinayetten öte toplu katliam olduğunun açıklanması, terörün cihatla alakasının olmadığının izahı şarttır.

Terörün bırakmak istediği ilk etki panik ve korkudur. Kullar uzuvlar, hayatlar kopsa da korkmamalı, paniklememeli ve hak yoldan ayrılmayı veya teröristlerin haksız isteklerine “verelim kurtulalım” diye yaklaşmamalıdır.

Ateş düştüğü yeri yakar yaklaşımı son derece zararlıdır. Hakikattir en çok o haneler yanar ama bir şehit veya gazinin acısı toplumun ortak acısı olamadıkça terör azmaya ve can yakmaya da devam edecektir.

İkincisi bu terör illetiyle amansız mücadele eden silahlı unsurların asker veya polis arkasında olmak, moral vermek, şehitlere saygıda kusur etmemek ve geride kalanların ellerinden tutmak esastır. Kamu emniyeti için ter ve kan döken bu güzel insanlara yardım etmek her manada gerekli ve olması gerekendir.

Terör illetine bulaşmış kimse veya grupların yakalanmasına yardım etmek, bilinen duyum, haber ve istihbaratı güvenlik güçlerine iletmek te yapılması egreken işlerdendir. Çünkü kamu sulhune zarar veren bu terör illeti düzeni ve huzuru bozarken esenlik ve kardeşliği de yok etmektedir.

En yakın arkadaş hatta anne-baba bile olsa bu illete bulaşanları ihbar etmek veya terör delillerini güvenlik güçlerine teslim etmek ispiyon değil aksine toplum çıkarlarına hizmettir. Çünkü Allah’ın emri, adaleti dimdik ayakta tutmaktır.

Terörü destekleyen güçlerle, kafir ve müşriklerle, bir arada bulunmamak, dost olmamak ta bir zorunluluktur. Terörü siyasi olarak hatta kalben desteklediği her halinden belli olanların dost ve mü’min olması zaten imkansızdır. Bunlardan uzak durmalı, ana baba bile olsalar uzaklaşmak esas alınmalıdır.

Terör ile karşı tarafa zorla kabul ettirilmeye çalışılan fikirlerin demokratik ve adil olarak tartışılması esastır. Bu yollar tıkanırsa fikirler silah veya bombayla dikte ettirilmeye çalışılır ki bu zararlıdır. O halde nasihat etmek, aydınlatmaya ve iknaya çalışmak her mü’mine farzdır. Eyleme karışmayan, yanlış yolda ve fikirde olanlar güzel dille iknaya çalışılmalı, kazanılmaya gayret edilmelidir.

Teröre karışmış, eylem gerçekleştirmiş, cana ve mala zarar vermiş olanların da en ağır şekilde cezalandırılması kamunun görevi ve hakkıdır. Bunların affı, vesair kılıflar altında bağışlanması ayetlr gereği o işten zarar görenler haklarını helal etmedikçe dinen mümkün değildir.

Kandırılmış, kaçırılmış, ailesinden kopartılmış insanlar ele geçtiğinde bunları da yeniden kazanmaya çalışmak esastır. Çünkü bu gerçekleştirilemezse o insan çok değil beş sene sonra yine bir terör eylemiyle karşımıza çıkacaktır.

Canlı bomba ve araç yüklü bomba ile saldırıların mahiyetinde masum insanların zarar görmesinin kaçınılmaz olduğu gerçeğinden hareketle bunların tamamının birer cinayet olduğu ve bir canı yok edenin tüm insanlığı yok etmiş olacağı ayetinin esas olduğu bilinmeli ve herkese duyurulmalıdır.

Cihatın ne olduğu, kafire karşı ve zulmü engellemek adına yapıldığı hatırlanmalı, dinin kul veya toplumlara zorla kabul ettirilemeyeceği hatırlanmalıdır.

Mezhepsel, meşrepsel, cemaati veya tarikati , hatta dini ayrılıkların asla terör sebebi olamayacağı bilinmeli ve bu maksatla diğerlerini din dışı ilan edenlerin asıl kendilerinin affedilmez bir suç işledikleri bilinmelidir.

Terörün büyük kısmının din kaynaklı veya din adına yapılıyor olması da acınası bir durumdur ve Kur’an ışığından nasipsizliğin ispatıdır. Bu yüzden Kur’an okunmalı, anlayarak okunmalı, arapçaya mahkum edilmeden bir sevap kitabı değil hayata bir rehber edinilmelidir. Çünkü terör illetinin asli cevabı ve tedavisi Kur’an’dadır. Lakin bunun yapılabilmesi için Kur’an ayetleri anlaşılarak, kalbe yerleştirilerek ve hayata yansıtılarak okunmalıdır.

Terörde zarara uğrayanlar inşallah hak kaybını ziyadesiyle hem bu dünyada hem ahirette alacaktır. Canını kaybedenler ise inşallah şehit mertebesine yükselerek cennetlere yerleştirilecektir. Gazi ve şehitlerin uğruna mücadele verdiği kıymetler de Allah’ın izniyle yaşamaya devam decektir. Gazi ve şehitlerin arkada bıraktıkları infiale kapılmadan sükunetle, şehitlerinin aslında kaybeden değil kazanan olduğu bilinciyle davranmalı ve her Türk, her Müslüman şehit olmak arzusu taşımalıdır. Taşımalıdır ki iman ateşi alevlensin, terör odakları yanlış yolda olduklarını anlayabilsinler.

Şehit olmayı arzulamayan, ölmekten korkan, cihat yazıldığı halde kaçanlardan teşekkil bir toplum asla İslam’ı yaşayamaz ve yaşatamaz. Hak ve adalet ölçüsünde genci yaşlısı, zengini fakiri, doğulusu batılısı terör ve düşmanın karşısına eli silahlı olarak adil ve hak mertebesinde çıkmalı, kimseler kayrılmamalıdır. Gerisi mukadderattır ve Allah’ın emriyledir. Lakin zengin ve makam sahiplerinin evlatlarının askere gitmemesi gibi durumlar da hem davanın kalıcılığına hem güvenilirliğine zarar verdiği için son derece sakıncalıdır. Dahası şehit olma müjdesi kendisinden esirgenen o zengin çocuklarının bir daha mü’min olma şansları da ellerinden alınmış olmaktadır.

Sonuç olarak, terör illeti başı ve sonuyla, azmettiren ve icra edeniyle, baştan sona bir felaket ve cinayettir. BUNA BULAŞAN, DESTEKLEYEN, PLANLAYAN, KAR UMAN, FAYDA BEKLEYEN, BUNA SEVİNEN, BUNA İMKAN VE OLANAK SAĞLAYAN nihayet teröre bilinçli veya bilinçsiz en ufak katkısı bulunan herkes terör suçlusudur ve cennetler ona haramdır.

Mü’mine düşen korkmamak, kanmamak, teslim olmamak ve Allah yolundan vaz geçmemektir.

Bu uğurda verilen canlar, İslam’ın bekası ve milletin devamı için koruyucu kalkan ve belalara şemsiyedir.

Teröristlerin akibeti ise karanlık, gidecekleri yer cehennemin en derinidir.

Mü’min, Allah yolunda durmadan yürüyen, doğruluktan ayrılmayan, zulmetmeyen, başkalarının haklarını gasp etmeyen, haksızlık karşısında susmayan, adaleti dimdik ayakta tutan, canını Allah yolunda vermeye razı kuldur. Tüm mü’minler vatanın ve İslam’ın selamet ve huzuru için canını ortaya koyarken hayatını kaybeden şehitlere ve gazilere haklarını helal etmelidir. 

Rabbim tüm şehit ve gazilerimizden razı olsun.

Rabbim devletimizin, milletimizin ve İslam’ın bekasına, iman kardeşliğine uzanan tüm elleri kırsın parçalasın.

Rabbim, sulhu, barış, huzur ve esenliği yeryüzüne egemen kılsın.

Rabbim, herkese layık olduğunu, müstehakını versin.

Amin!

Teröre karşı dini vazifeler

 

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi? Derin Asr-ı Saadet özlemiyle yanıp tutuşurken, tevhid yolunda ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir