Anasayfa / DAHA FAZLA / MAKALELER / Teröre karşı İslam ittifakı
imanilmihali.com
Teröre karşı İslam ittifakı

Teröre karşı İslam ittifakı

Teröre karşı İslam ittifakı

Geçen gün gazete ve televizyonda şöyle bir haber çıktı;

“Suudi Arabistan liderliğinde, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 34 ülke ‘Teröre Karşı İslam İttifakı’ adıyla yeni bir koalisyon kurdu. Suudi Savunma Bakanı Muhammed, askeri ittifakın sadece IŞİD’le değil tüm ‘terörist’ gruplarla savaşacağını söyledi. Suudi Arabistan, teröre karşı savaşmak için Türkiye, Katar, Filistin, Mısır, Pakistan, Malezya, Bangladeş, Tunus, Ürdün ve Fas’ın da dahil olduğu yeni bir askeri koalisyonun kurulduğunu açıkladı. ‘Teröre karşı İslam İttifakı’ adlı koalisyonda Arap ülkeleri dışında Afrika’dan, Asya’dan ülkeler de var. Tüm ülkeler aynı zamanda Cidde merkezli İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyesi. (Koalisyonda olmayan ülkeler ise İran, Irak ve Suriye)

Koalisyonu, Suudi Kralı’nın oğlu ve 2 numaralı veliaht olan Suudi Savunma Bakanı Prens Muhammed bin Selman, Riyad’da bir basın toplantısıyla duyurdu. Bakan, mart ayından beri hava saldırıları düzenledikleri Yemen’de ateşkesi açıkladıkları, İsviçre’de görüşmelerin başladığı gün yaptı.

Koalisyon ülkelerinin bayraklarının önünde konuşan Selman, koalisyonun sadece IŞİD’le değil tüm ‘terörist’ gruplarla savaşacağını söyleyerek “Koalisyon, önce İslam dünyasına zarar veren şimdi de uluslararası toplumu tümüyle etkileyen bu hastalıkla (aşırıcılık) mücadelede teyakkuzundan gelmektedir. İslam dünyasının pek çok kısmında terörle mücadele çabalarını desteklemek ve koordine etmek için Riyad’da bir operasyon merkezi olacak. Suriye ve Irak’taki operasyonlarla uluslararası bir koordinasyon olacak. Operasyonları, bu iki ülkedeki meşru yönetim ve uluslararası toplumla koordine olmadan yapamayız” dedi.”

Haber bu. Yorumcular ise Türkiye’nin gerek laik yapısı, gerek komşuları ile ilişkileri ve gerekse konunun hassasiyetine binaen bu ittifakta yer almaması gerektiği fikrinde. En büyük karşı çıkış sebepleri ise mezhepsel ayrılık endişesi. Uzmanlar bu ittifakın, sünni bir cephe olduğu, şiilerin hedef alındığı ve İslam’ın yakın bir gelecekte bu hareketle sünni ve şii olarak iki cepheye ayrılacağı endişesini dile getiriyor.

Detaylarını bilemediğimiz habere ait, ittifakın nasıl, ne şekilde müdahalelerde bulunacağını da kestiremediğimizden karar vermek için henüz vakit erken diye düşünsek te endişenin çokta boş olmadığı kanaatindeyiz.

Ortadoğu coğrafyasının halen yaşadığı ızdırap, Arap baharı ile başlayan batı kaynaklı demokratikleştirme sürecine bağlı olarak her geçen gün artıyor. Son yoğunlaşmaların yaşandığı Suriye ise neredeyse bir üçüncü dünya savaşına gebe ve terör Ortadoğu’da, kısmen ülkemizde ve Avrupa’da kol geziyor.

İslam’ın terörü lanetlediği, kafirlerle gerektiğinde savaşmayı mübah kıldığı, dinin bir bütün olduğu ve mezhepsel ayrılıkların din dışına çıkarmayı gerektirmediği aşikar iken ittifakın şii ülkeler dışarıda bırakılarak tesisi ister istemez akıllara bu soruyu getiriyor.

Yazımızın maksadı siyasi olmadığı için konunun bu boyutunu geçiyor ve asli merakımızı cezbeden mezhepsel bölünmeler tehlikesine vurgu yapmak istiyoruz.

Allah’ın dini birdir. İslam aynı Allah’a, aynı Kur’an’a ve aynı Peygambere iman edenlerin ortak dinidir ve tüm iman edenler kardeştir. Yapılmak istenenin ardındaki gerçek İslam’ın bölünmesi ve kardeş kavgalarının cepheleşmesidir.

Yüzyıllardır sünni ve şii bir arada huzur içinde yaşarken ne oldu da mezhepler birbirini düşman ve dinsiz görmeye başladı? Ne oldu da batı bu topraklardaki terörü bitirmeye bu kadar heveslendi? Ne oldu da İŞİD ortaya çıktı ve ne oldu da şimdi hep birlikte batı İŞİD’i ortadan kaldırmaya heveslendi? Ne oldu da İslam örgütü gibi İslam Ülkeleri konferansı gibi teşkiller varken ilave bir ittifak kurma ihtiyacı hissedildi?

Terör lanetlenmelidir. Terörle mücadele edilmelidir. Ama İslam ülkelerinin iman kardeşliği ne pahasına olursa olsun muhafaza edilmelidir.

Emin olunuz ki bu ittifaktan ve çatışmalardan halen olduğu gibi bundan sonra da Müslümanlar zarar görecek ve bir tek batılının burnu bile kanmayacak ve hele İsrail’in kılına zarar gelmeyecektir.

Ülkeler arası ilişkilerde bu çatışma ve gerginliklerden sonra asla eskisi gibi olmayacaktır. Bu nedenle İslam ülkeleri aklını başına devşirmek, kardeş ülkeleri düşman bellemekten vazgeçmeli, ittifakları sadece terörle mücadele ile sınırlı kalmalı, asla bir mezhep çatışmasına dönmemelidir. Bu olursa Armageddon öncesi iman cephesi çok yara alacak ve bir daha asla tek ses olamayacaktır.

Arap baharının kavurduğu Ortadoğu’nun henüz külleri soğumamışken bu yaratılan ortam çok daha şiddetli bir kan seline dönecek izlenimi vermektedir.

Akdenizin yüzlerce savaş gemisine ev sahipliği yaptığı, savaş uçaklarının Suriye toprakları üzerinde saltolar yaptığı bugünlerde böylesi bir gelişme çok ama çok dikkatli olunmayı gerektirmektedir.

Rabbim İslam ülkelerine terörle mücadelede güç ve destek versin.
Rabbim İslam ülkelerinin hiç birini hiçbir İslam ülkesine düşman eylemesin.
Rabbim batı ülkelerinin oyunu ve gazıyla hareket eden bazı İslam ülkelerine akıl ve fikir versin.
Rabbim tüm mezhep, meşreb, tarikat ve cemiyetleri Kur’an ve iman noktasında birleştirip, kardeş eylesin.
Rabbim, İslam üzerine oynanan oyunlara ait Mü’minlerin kalp ve gözlerini sonuna kadar açmayı nasip etsin.
Amin!

Teröre karşı İslam ittifakı

Bu yazıyı okudunuz mu?

İslam’ın yarını

İslam’ın yarını

İslam’ın yarını Akıl almaz haller içinde ahir zamanı yaşayan İslam coğrafyasının lokomotifi birkaç ülke var. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir