Anasayfa / BAŞ YAZILAR / Teslimiyet ve tevekkül
imanilmihali.com
Teslimiyet ve tevekkül

Teslimiyet ve tevekkül

Teslimiyet ve tevekkül

Teslimiyet; iman, İslam ve ihsanla, huzur, barış ve esenlik için ve sadece Allah’adır. Bu tevhidin özüdür, diğer yolların tamamı batıldır, sonu şirke ve şeytana çıkar. Çünkü Hak bir, batıl çoktur.

Teslimiyetin en mühim kelimesi “sadece” kelimesidir ki bu kelime tevhidin de mayasıdır. İman, ibadet, ahlak ve salih amel hep bu kelime üzerine inşa edilir, edilmelidir.

Koşulsuz, tüm benlikle, içten ve samimi, görmeden inanarak, Allah emrettiği için, Kur’an mihverinde, Hz. Peygamberin örnek Kur’an ahlakında, kalıcı ve kuvvetli teslim olma hali imandır, huşudur, kurtuluş reçetesidir.

İman, İslam ve ihsan şartı, tevhidin üç temel öğesidir ve inanmayı, dinin gereklerini yerine getirmeyi ve güzel davranıp, Allah’ı her ana yanında bilmeyi gerekli kılar.

Yanlış şeylere teslim olmak ise küfür olmakla kalmaz çünkü Allah’ı inkar içermediği için şirk dinine tabi kılar ki bu hal üzere ölmek AFSIZLIĞA MAHKUM olmaktır. Nefse, paraya, kadına, puta, şeytana, kişilere, dünya malına, servetlere, makinelere teslim olmak şirke örnektir ve kişiyi ruhsuz ve bahtsız bir yaşama mahkum eder.

Teslimiyetsizlik diye bir şey ise yoktur ki kalplerdeki iman lezzeti orada çürür veya kovulursa o boşluk elbet birileri veya bir şeyler tarafından derhal doldurulur ve bu hal o gönül tahtasına yeni yazılan şeye teslim olma halidir. Yani dinsiz, ateist diye bir şey yoktur, kafir, müşrik, münafık, mürai vardır.

Teslimiyet bahsinde riya ve gösteriş şirke, inançta yalan münafıklığa girer ki sapıklık ve beyhudeliktir. Çünkü niyetlere şahit olan Allah her şeyi gören ve bilendir. Riya ve gösterişle, yalanla toplumları hatta melekleri kandırmak mümkünken (çünkü onlar söz ve davranışlara bakarlar) niyetleri bilen sadece Allah’tır ve dinin ve din gününün sahibi Allah, hesabı bizzat görecek olandır. O halde kandırmak beyhude bir gaflet ve cehalettir.

Teslimiyetin kaçınılmaz sonucu ve kardeşi elbette tevekküldür.

Tevekkül, imanın tanımında da yer alan elden geleni yaptıktan sonra işin sonucunu Allah’a bırakmak, sadece Allah’a sığınıp güvenmektir. O halde teslim olan, tevekkül etmelidir.

Hak ve adaletin bizzat kendisi olan, hesapta zerrece haksızlık yapmayacak olan, zulmetmeyen ama karşılığını veren sadece Allah’tır ve o rızkı, medeti, şifa ve nimeti herkese az ama çok tek başına verendir. Milyonlarca tür ve milyarlarca çeşit canlının rızkını veren Yüce Allah, kimine az ve kimine de çok vererek b,r sınav sorusu sormakta, bol rızka erenlerin infak ve şükrünü, dar rızka mecbur olanların sabır ve duasını, tevekkülünü test etmektedir. Çünkü imanlar sürekli imtihan edilmekte, herkes her yıl birkaç kere denenmektedir.

“Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.” (Bakara 2/155)

İmanlar denenmeden, canlar ortaya konmadan, kimseler bu yüzden cennetlere eremeyecektir.

“İnsanlar, “İnandık” demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler.” (Ankebut 29/2)

Tevekkül, sadece Allah’adır, güven sadece Allah’adır. Çünkü emniyeti, huzur ve selameti, sağlığı, medeti verebilecek sadece O’dur, ve ilah yapılan diğerleri bir sivrisineği dahi yaratmaktan acizdir. Yüce Allah ahir zamanda,  kendisine ve Kur’an’a tabi olmayanları dahi Kur’an ile hesaba çekecek olandır. 

Tevekkül, teslimiyet ruhunu yaşatması gerekendir ki kenara konan üç kuruşa güvenmek, evlere arabalara dayanıp servetlerle şımarmak tevekküle de teslimiyete de terstir.

Nihayet, teslimiyet, kalıcı ve samimi olmalı, Kur’an ile takviye edilip canlı tutulmalı, kanmamalı, birilerine asla pay edilmemelidir. İlahi kudret, mülk ve ilim sadece Allah’ındır, teslimiyet ve tevekkül sadece O’nadır. Bu hükümranlık birilerine pay edildiği anda ise ortaya çıkan ortak koşma eylemidir ki bunun adı şirktir.

Teslim olan ise; imanlı, İslam’lı ve ihsanlı kullardır ki hayırlarda yarışan, kötülükten sakınan ve şerle mücadelede canını ortaya koyan bu kullar, ibadet, ahlak ve amelde ileri gidenler, Allah’ın sınırlarına en çok riayet edip sakınanlar (takva sahipleri) ve Allah’ı Bir’leyen tevhid erleridir.

Esenlik ve kurtuluş da ancak bunlaradır.

Son söz; teslim olunan, teslim olanın Maliki, sahibidir. Kime teslim olunuyorsa beklenecek hasıla ve müjde de o nispettedir. Kişileri, nefsi, cisimleri veya şeytanı ilahlaştıranların bu nedenle alacağı sadece cüzi ve dünyevidir. Onların ahirette ise alacakları olmayacaktır. Dünya fani, ahiret sonsuzdur ve ahiret nimetleri çok daha güzeldir.

Kulların ahirette Yüce Allah’tan göreceği kıymet, Allah’a bu dünyada verdikleri değer nispetindedir.

O halde teslimiyet ve tevekkül farzdır, elzemdir, Allah emri ve kurtuluş yoludur.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Dinde ifrat ve tefrit tehlikesi

Dinde ifrat ve tefrit tehlikesi

Dinde ifrat ve tefrit tehlikesi Din içinde itidal olması gerekendir ve tüm nizam denge üzerine ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir