Anasayfa / BAŞ YAZILAR / Teslimiyetsizlik
imanilmihali.com
şirk dini

Teslimiyetsizlik

Teslimiyetsizlik

İslam, huzur, barış, esenlik ve sadece Allah’ ve tam teslimiyettir. Huzurun, barışın, esenlik ve ferah akibetin temini bu tam teslimiyete bağlıdır. Gerek dünyada ve gerekse ahiret hayatındaki kurtuluşa erenler, bu teslimiyeti gönülden ve kabiliyeti oranında samimi olarak gerçekleştirebilenlerdir.

Yaşadığımız yüzyılın en büyük dertleri bu teslimiyetsizlikten ve teslimiyete isyandan kaynaklandığı içindir ki huzur ve esenlik dağ başlarında tek başına açan kır çiçeği kadar nadirdir.

Yaklaşık 7 milyar nüfuslu insanoğlu medeniyetinin yine yaklaşık 2 milyarı Allah’a teslimiyet sözü veren, İslam ve Müslüman olduğu iddiasındaki kesimdir.

Karşı taraf ise teslimiyeti kendisine göre yorumlayan, alenen teslim olmaya savaş açan, teslimiyeti aklen ve kalben reddeden cephedir ki sonları zaten karanlıktır.

Ne var ki bu 5 milyar karanlıklar çetesinin arzu ve hevesi diğer 2 milyar insanı da teslimiyetten isyana ve cehenneme sevk etmektir. Ve bu 5 milyarın silahı sadece para ve kurşun değildir.

Karanlıklar cephesi, tamamına yakını saptırılmış Yahudiliğe hizmet eden sayabildiğimiz kadarıyla yüzden fazla gizli cemiyetle, satın aldığı münafıklar güruhuyla, medeniyeti şekillendirmesiyle, medya ve teknolojiyi, sinema ve televizyonları kanalize etmesiyle, devletleri birbirine düşman etmesiyle çok ama çok güçlüdür.

Bu taraf dediğimiz imanlı Müslüman grup ise oyundan bihaber, Kur’an’a küskün, birlik olmaktan uzak ve iman kardeşliğinden habersiz günlük beşeri telaşlar içerisinde hayatı yaşama gayretindedir.

Kur’an o denli muazzam ve mukaddes bir eserdir ki 14 asır önceden ahir zamanı tasvirlemiş, yaşanacakları dizgilemiş, insanlık yaşadıkça hak versin diye adeta gizler ve sırlar ile kendisini koruma altına almıştır. Peygamberimizin hadis-i şerifleri de aynı şekilde bu ahir zaman illetlerini çok güzel işaret eder ama gaybın mahremine tecavüz etmeyecek tarzda üstü kapalı duyurular şekildedir.

Lakin 2 milyar İslam alemi bu gerçekleri göz ardı ederken, karanlıklar ordusu, haçlı zihniyeti ile mızraklarını İslam topraklarına çevirmiş haldedir ve gayeleri ele geçirdikleri Hristiyanlıktan sonra İslam’ı da dize getirmek ve insan yapımı suni dinlerini hayata egemen kılmaktır.

Kur’an, aklını kullanmayanlara Allah’ın pislik atacağını, iman kardeşliği olmadan ayakta durulamayacağını, Allah yolundan sapıldığı anda bir daha refaha erilemeyeceğini, cihadın kafirlere karşı nasıl ve neden yapılacağını, helak edilen kavimlerin neden imha edildiğini, imanın muhafazasının neden önemli olduğunu, tevhidi, şirki, iman ve ahlakı tasvir ederken bu ahir zamanda ayakta kalabilmenin de reçetesini vermiş haldedir.

Karanlıklar ordusu, çoğu gizli ve maskeli olmak üzere müridlerine Kur’an adına ne varsa yıkmayı emretmiş, iblisin ordusu olduğunu belgelemiş, kainat gizemlerine verdikleri sözde mantıki yorumla ilahi sırları çözdük zannındadır.

Onlar, üç beş sihir ve büyü ile, kendilerine cinler tarafından hediye edilen bilgilerle, ilahi adalet ve sonsuz kudreti yenebileceğini sanacak kadar zavallı olsalar da maalesef peşlerinden sayısız insan koşmaktadır.

Kafir, müşrik, münafıkların bu nedenle vebali çok yüksektir. Neticede tüm bu gayretler kişisel kazançlar ve makamlar sağlasa da tüm insanlığın da ötesinde sadece Allah’a ait olan dine zarar vermekte, fıtrata ihanet etmektedir.

Yeryüzüne egemen olması Allah tarafından temin edilmiş huzur ve asayiş elbet gelecek ve iyilik elbet kazanacaktır.

Lakin belli ki çok canlar yanacak ve çok göz yaşları akacaktır.

Zaman akılları başa alma, ilahi kudret ve ilme yapılan her saldırının muhakkak karşılık bulacağını bilmek zamanıdır.

Kur’an en büyük şefaatçi ve en büyük rehberdir.

Peygamberimizin önderlik ettiği, örnek halde yaşayarak gösterdiği İslam bugün yaşanandan çok uzaktır. Asr-ı Saadet döneminde, bugün yaptıklarını yapanlar olsaydı muhakkak ki lanetlenir, kovulur veya öldürülürdü. lkin şimdilerde bunların affedilmesi, cezalandırılmaması ve hatta baş tacı edilmesi İslam’ın öz halinden de uzaklaştığının resmidir.

Müslümanlar mü’min olmak, iman dilde değil kalpte yaşanmak mecburiyetindedir.

Aksi halde karanlıklar prensi mukaddes topraklara yakın zamanda el atacak ve ateş saçan silahları ile iblise yaranmak adına, iman etmiş kulların canını alacaktır.

Çünkü karanlıklar ordusunun tüm ilahi yetkileri iblisin elinde toplanmış, Kur’an yok sayılmış, Peygamberimiz iyi niyetli ve güzel ahlaklı bir filozof haline getirilmiş, iman ahiretten ziyade dünyaya ve ölümsüzlüğe kılavuzlanmış haldedir.

Ahirete, Allah’a iman eden herkes bu çirkinliğe karşı olmak ve cephe almak mecburiyetindeyken maalesef kandırılmış ve satın alınmışlar sayesinde İslam zar zor ayakta durabilmektedir.

Lakin unutulan bir şey vardır; Allah elbet nurunu tamamlayacak ve cennete sadece iman edenler girecektir. Ve bu iman lafla değil kalple söylendiği, gereği yapıldığı, son nefese kadar muhafaza edildiği takdirdedir.

Yoksa iman olmadan hangi tarafa ve hangi dine mensup olunursa olunsun akibet cehennemdir.

Herkes aklını başına alıp olup biteni bu gözle görmek ve Kur’an’ı bir kez daha anladığı dilde, hazmederek, idrakla hatmetmek mecburiyetindedir.

Bu yapılmaz ise çok yakında dinlenecek ezan sesi de, gidilecek cami de kalmayacaktır.

Çünkü bu teslimiyetsizlik cezasız bırakılacak bir şey değildir.

Teslimiyetsizlik

Bu yazıyı okudunuz mu?

şirk

Dine yalan söyletmek – En büyük şirk

Dine yalan söyletmek – En büyük şirk Dine yalan söyletmek, küfür ve şirk cephesinin en ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir