Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Tevbe ve istiğfarın faydaları
imanilmihali.com
Tevbe ve istiğfarın faydaları

Tevbe ve istiğfarın faydaları

Tevbe ve istiğfarın faydaları

Tevbe kendi adımıza, istiğfar kendi adımıza veya başkaları için bağışlanma dilemek, Yüce Allah’ın affetmesini dilemektir. Bunun şartı ise yapılmakta olan veya yapılan kötülükten pişman olmak, bir daha tekrar etmeme karar ve azminde olmaktır.

Tevbe nimetlerin en büyüklerindendir ki Yüce Allah rahmet ve merhametiyle geçmiş günahları dilediği kulları için örter ve affeder. Bu nedenle günahın ebadı ne kadar büyük olursa olsun tevbeye müracat etmek umuttur, Allah’a güvenmek, sığınmak ve dayanmaktır.

Tevbe ve istiğfar ile yenilen hakların durumu ise şöyledir ki Allah kendi hakkından vazgeçse de kulun hakkının illaki iadesi gerekir. Yani o yanlış ve kötü işten zarar gören birileri varsa o kişiden helallik almak esastır. Bu kişi bir veya birkaç ise sorun belki halledilebilir ama hakkı yenen bir kamu ise durum çok daha vahimdir. O kamuda hakkı olan milyonlarca insandan tek tek helallik almak da mümkün olamayacağından akibet okları cehennemi gösterir.

Peygamberimizin, kendisini korumayla görevli yakın bir sahabeyi, hem de gözleri önünde düşman okuyla öldüğü halde şehit saymaması ve buna gerekçe olarak düşmandan gizlice ve ganimete (kamuya) ait bir parça bezi (veya yeleği) sırtına geçirmesini göstermesi, kamu hakkına riayetin azametini gösterir ki peygamberimiz o sahabenin cenaze namazını dahi devletten çaldığı için kıldırmamıştır. Kamudan çalmak bu denli vahim bir günahtır.

Tevbe kalpten gelmeli, pişmanlıktan doğmalı, tekrar edilmeme azmi kalpte hissedilmelidir ki sık sık bozulan tevbeler kula hayırlar sağlamayacaktır.

Kötü çığır açmaya sebep kötülüklerin tevbesi ise daha karmaşıktır ve toplumda o kötülükten dolayı mazlumlar kan ve gözyaşı dökemeye devam ettikçe kötülüğe sebep kimselerin günahları da devame decek ve dolayısıyla tevbeleri kabul olmayacaktır.

Keza ecel halinde, mucizeler ve melekler göründüğü anda tevbenin ve iman etmenin faydası yoktur.

Mesele tevbe ettikten sonra kaymış akıl ve kalp rotasını yeniden iman çizgisine döndürmektir ki son anda ve amel şansı yokken edilen tevbe bu nedenle kıymetsizdir.

Tevbeye güvenerek kötülükleri sürdürmekte sakınca görmemekse tevbeyi hafife almak ve dinle alay etmektir ki Yüce Allah bu tür kimselerin layıkını elbet verecektir.

Muta nikahı gibi gecelik haram günahların (resmi fuhuş) ertesi sabah tevbe ile temizleneceğini ummak ise enayiliktir. Hac ibadetini bir resetlenme vesilesi kabul etmek de aynı şekildedir. Çünkü Allah şekle veya söze hatta davranışa değil niyete bakar. O, herşeyi duyan ve bilendir. O tevbenin hasını da, yalan olanını da bilir.

Konuyla alakalı bir de mağfiret terimi vardır ki bu daha ziyade başkaları için dua ve tevbe etmek, bağışlanma dilemek anlamındadır. Mü’min kendisinden başkaları için (ailesi, yakınları, iman kardeşleri, din kardeşleri vb.) mağfiret edebilir ve etmelidir. Başkalarının dualarında olmak ise dua etmek kadar güzeldir.

Tevbeleri kabul edecek tek makam ise sadece Allah’tır ve araya aracı, şefaatçi, yardakçı, kurye koymak demek, Allah’ın bize şah damarından yakın olduğunu inkar etmektir ki küfürdür. şeyhlerin, şıhların, peygamber ve zatların, şeytan ve varlıkların, putların ve cisimlerin aracı olduğunu kabul etmek ise şirktir.

Şefaat bahsi de sadece Allah’a ait, Allah’ın razı olduğu kullara ait bir af mekanizmasıdır ki birilerini bu yetkiye layık görmek veya başkalarının hakkımızdaki şefaatine güvenmek (haşa) Allah’ın yetkilerine saygı göstermemektir. Din Allah’ın, din adına hüküm koyma yetkisi sadece Allah’ındır. Affedilmeyi veya afsızlığı hükmedecek olan sadece Allah’tır.

O tevbeleri sıkça kabul eden, dua edenin duasına cevap verendir. Lakin O’nun kula verdiği değer, kulun O’na verdiği değer kadardır ve bu cihetle samimi, içten, kalıcı olmayan dua ve tevbelerin kabulü de zordur. Hele ki aldatmaca ve riya Allah için asla söz konusu değilken bunu bir münafıklık illeti ve fesat vesilesi olarak toplum önünde sergileyenlerin hali içler acısıdır.

Din Allah ile kul arasındadır ve reklam veya makam aracı asla değildir.

Tevbe pişman olup, gözyaşı dökenlerin dudaklarından dökülen, kaplerinden geçendir.

Riya ve münafıklık, kulu cehennemde kafirlerden de aşağılara mahkum eden illettir.

Tevbe günahların affedilmesi rahmetine ilaveten kula pek çok fayda sağlar ki bunlar; imanı tazelemesi, umutları yeşertmesi, kalan ömrü ve hayatın genelini güzelleştirmesi, iyiliği hayata egemen kılmaya katkı sağlaması, duaları makbul kılması, yeniden doğuş yaratmak suretiyle cennetleri müjdelemesi ve iç huzuru ve kalp ferahlığı yaratması, müteakip hataları en aza indirmesi, hesap günü huzurda mahçubiyeti ve akibetteki azabı hafifletmesi, yanlıştan doğruya çevirmesi, kulu rahmet, şefkat ve şefaate mazhar hale getirmesidir.

O halde mü’mine düşen dua, nasuh tevbe, istiğfar ve mağfireti bir alışkanlık haline getirmek, bildik ve bilmedik günahlardan af ve bağışlanma dilemek, kalbi ve aklı bu istikamette sabra ve sebata zorlamaktır.

Rabbim tüm iman edenlerin dua ve tevbelerini makbul ve muteber eylesin. Amin.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Din ve Fıtrat

Allah’ın tek dini ama iki din tarifi, insanın tek doğru ama iki yaşam şekli vardır. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

20 − 17 =