Anasayfa / İMAN ESASLARI / Kadere iman / Tevekkül nedir
imanilmihali.com
Tevekkül nedir

Tevekkül nedir

Tevekkül nedir denildiğinde akla ilk gelen muhakkak kader bahsidir ve sebepleri yaratan Allah’ın sonuçları da verdiğine olan itimattır. Kelime anlamı Allah’a güvenmek ve sığınmak demek olan tevekkül aynı zamanda imanın tanımı içerisinde de yer alan bir hidayet ve hikmettir.

Tevekkül nedir

Tevekkül; insanın hür irade ve isteğini ortaya koyduktan, gayret ettikten, kendine yüklenen bütün görevleri yaptıktan sonra işin sonucunu ve akibetini Allah`a bırakması, sebepleri yaratan Allah’ın yaratacağı neticeyi de güven ve rıza ile karşılayıp, insanlardan bir beklenti içerisinde olmaması demektir. Tevekkül bu manada kısaca rızık, nimet ve yarına dair Allah’a güvenmesi ve gayretine rağmen başına gelecek herşeyi Allah’tan bilmesidir.

İmanın tanımı içerisinde de yer alan tevekkül kısaca Allah’a güvenmek olarak anılır. Burada kast edilen; hiç birşey yapmadan oturup beklemek değil, irade ve isteği ortaya koyduktan sonra sonucu O’ndan beklemektir.

Allah kuluna çeşitli ibadetler yüklemiş, çalışmasını, ilim öğrenmesini rızkını aramasını, düşmanlarına karşı güç tedarik etmesini, bilmediğini bilene sormasını, işlerinde istişare etmesini (şura), kendisine yakarmasını, dua etmesini, adil olmasını, yani her şeyi en uygun yerine koymasını, bunun için method ve yöntem bilmesini emretmektedir. Diğer yönden kendisine “tevekkül” etmesini istemekte ve tevekkül edenleri sevdiğini söylemektedir. Demek ki tevekkül bütün bu emirleri yerine getirdikten sonra duyulan bir iç huzur, itminan ve güven olayıdır.

Tevekkül Allah’a yeterince iman etmede sorun yaşayanlar için dahi kaçınılmazdır çünkü kul ne yaparsa yapsın ne isterse istesin olaylar onun dilediği şekilde gerçekleşmez. O halde müdahale eden, takdir eden bir güç vardır ve bu ilahi güç sahibi dilediğini yapan ama bunun için kula tabi olmayandır. Öte yandan insanı ilahlaştırma gayretindeki bazı akımların da çöktüğü nokta burasıdır. Tabiata yüklenen ilahlık vasfının da temeli bu yüzden çürüktür.

Kur’an ‘Bir iş ve oluşu tamamladığında hemen diğerine koyul’ ve “insan için ancak çalıştığının karşılığı vardır” buyurmakla çalışmanın önemini vurgulamakta, imanı emretmekle Allah’a güvenmeyi öğütlemektedir.

Tevekkülün terki ise kulu buhrana, sabırsızlığa ve sebat etmemeye zorlar ki mutsuzluk, huzursuzluk bununla gelir.

Merhum Elmalılı Hamdi Yazır; “unutmamak gerekir ki, tevekkül, görevi Allah`a havale etmek değil, emri O`na havale etmektir. Bir çokları bunu kavrayamayıp tevekkülü, vazifeyi terketme sanırlar… Bu ise Allah`a tevekkül ve itimat değil, O`nun ilah olarak emrine itimatsızlıktır, küfürdür… Iyi bilmeli ki, tevekkülün hülasası emre itimat ederek vazifesini sevmektir” diye açıklar.

Fahreddin Razi de: “Tevekkül bazı cahillerin sandığı gibi, insanın kendini ihmal etmesi demek değildir. Böyle olsaydı müsavere emri tevekküle zıt olurdu. Tevekkül insanın dış sebepleri gözetmesi; ama kalbini onlara bağlamayıp Allah`ın ismetine dayanması demektir” der. Resulullah`ın bir hadisleri bu anlamı daha da açar gibidir:”Eğer siz Allah`a hakkıyla tevekkül etseydiniz, O kuşları rızıklandırdığı gibi sizi de rızıklandırırdı. Baksanıza, sabahleyin aç çıkıyorlar da tok dönüyorlar. Ve de dağlar dualarınızla yok olurdu.” (bk. Tirmizi, Zühd, 33; İbn Mace, Zühd, 14; İbn Hanbel,1/332)

İttikal sebeplere sarılmadan ve Allah’ın diğer emirlerini yerine getirmeden cennetleri arzulamaktır ki sebepleri yok sayarak, çalışmayarak Allah’a güvenip sığınmak tevekkül değil ancak ittikaldir.

Hz. Peygamberin (sav) “Deveni sağlam bağla da Allah’a öyle tevekkül et” buyurması tevekkülün en güzel açıklamalarındandır.

Tevekkülün, Allah`ı olduğu gibi tanımakla, tevhidle ve kaderle sıkı irtibatı vardır. Yani Allah kuluna bir parça irade vermiş, çalışma ve çabalama diye özetleyebileceğimiz bir takım görevler yüklemiş ve kendisine güvenip dayanmasını istemiştir. Diğer yönden de “Kulum beni nasıl anarsa ben öyleyim” demiş ve kulunun iradesini kullanacağı doğrultuda da, önceden bildiği için, onun kaderini yazmıştır. Kendisine güveneceğini bildiği kimsenin kaderini de güvendığinin mükafaatı olarak yardım edeceği şekilde yazmıştır.

Tevekküle ve tevekkülün yardımı celbedeceğine en güzel misal Hz. İbrahim`in ateşe atılırken dahi “hasbiyellah=bana Allah yeter” demesi ve ateşin yakmaması ile yardım görmesidir. Buradan çıkacak sonuç ise şudur ki; iman tevhidi, Tevhid teslimiyeti, teslimiyet tevekkülü gerektirir.

Tevekküle günlük yaşamdan da örnek vermek mümkündür. Buna göre örneğin bir öğrencinin sınava çalıştıktan sonra Allah’a güvenerek iyi not alması için dua etmesi, bir hastanın yapılan teşhis ve tedaviden sonra iyileşmesini beklemesi, niyet edilen hayırlı bir işin güzel sonuçlanmasının beklenmesi tevekküle örnektir.

Özetle;

Tevekkül yani Allah’a sığınıp güvenmek imanın gereği, kaderin esası, fıtratın değişmezi ve Kur’an’ın emridir. Kulun cüzi iradesini aşan her konuda devreye giren ilahi kudret (külli irade) sahibi Yüce Allah rızkı, medeti, nimeti ve hikmeti verendir. O, sebep ve sonuçları yaratan, var edendir. O, kulun duasına cevap veren, kalbinden geçeni bilen, niyetleri okuyandır.

O, azmak isteyene azgınlık, hidayet isteyene hidayet nasip edendir.

O, güzel niyet ve gayretleri ödüllendiren, hayırlı sonuçlar nasip edendir.

O, hayır ve şerri bizden daha iyi bilen, gönlümüzden geöeni kıymetlendiren ve alın terinin karşılığını verecek olandır.

O, güvenilmeye TEK layık olandır.

Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kader mecburiyet değil mesuliyettir

Kader mecburiyet değil mesuliyettir

Kader mecburiyet değil mesuliyettir Kader konusu dinin en büyük bilinmezlerindendir ve Peygamberimiz de bu bahiste ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir