Anasayfa / İMAN ESASLARI / Allah'a iman / Tevhidin iki mertebesi Rububiyet ve uluhiyet 
imanilmihali.com
Hutbe; tevhid ile gelen vahdet

Tevhidin iki mertebesi Rububiyet ve uluhiyet 

Tevhidin iki mertebesi Rububiyet ve uluhiyet

Tevhid birlemek ve teklemek, dini manada Yüce Allah’ı tevhid kelimesine uygun olarak kendisinden başka İlah olmayan Tek ilah kabul etmek, ilim ve kudreti sadece Yüce Allah’a dayandırmaktır.

Uluhiyet tevhidi ile kast edilen, Yüce Allah’ın zatını bir bilmek, tek yaratan O’nu kabul etmek, O’nu her türlü noksanlık ve çirkinlikten uzak tutmak ve temizlemek, tüm kemal ve güzel sıfatları ise sadece O’na yakıştırmaktır.

Rububiyet tevhidi ile kast edilen ise, Allah isminin ifade ettiği bütün mânâları düşünmek, yani, her şeyi kademeli olarak terbiye edip bir kemal noktasına erdiren, onu faydalı bir varlık hâline getireni ancak Allah bilmektir. Bu terbiye fiili, bütün İlâhî sıfatlarla ve bütün mukaddes fiillerle rububiyettir. Allah, tüm varlıkların hem Hâlıkı (yaratıcısı)dır, hem Rabbi (terbiye edicisi)dir.

Tevhidin iki mertebesi Rububiyet ve uluhiyet kısaca Yüce Allah’ı tek yaratan ve terbiye eden olarak görmek ve buna uygun davranmaktır.

Buradan çıkan sonuç ise şudur ki haniflik yani tevhid eri olarak sadece Allah’a kul olmaya gayret etmek imanın adı ve ispatıdır. Tüm varlık aleminin tek Yaratıcısı ve terbiye edeni sadece Allah olunca da kulun kaçacak, şeytanların kandıracak bir şeyi kalmaz. Kul teslime, şeytan akibetini kabullenmeye razı olur.

Hz. İbrahim’i Allah dostu kılan şey işte bu tevhiddir, hanifliktir. O’nun yufka yüreği, başkalarının dertleri ile üzülecek kadar merhametli oluşu, putlara ve müşriklere isyanı, ateşe razı oluşu, ahdine vefalı olması, ibadetini sadece Allah’a yapması O’nun tevhid eri ve Allah dostu olmasına sebeptir.

Ayetin buyurduğu gibi “Allah iman edenlerin dostudur.” Tevhid iman, samimiyetli güven ve teslimiyettir. Mü’min iman eden, imanı kalpte yaşatan, imanıyla Allah yolundan ayrılmamaya gayret edendir. Müslüman ise kelime anlamı “Allah’a teslim olan” ama imanı henüz kalpte yeşermemiş ve sadece İslam’a girmekle kalmış kulun adıdır. Kısaca mü’min ve müslüman arasındaki fark tevhid ve imanın kalpte olup olmamasıdır.

Hz. Peygamber’i ve diğer tüm peygamberlerin tevhid inancındaki yeri sarsılmazdır. Çünkü onların tamamı emin, ahlaklı, örnek ve seçilmiş kullardır ve ilahi vahye muhatap olan bu yüce şahsiyetler dinin aracısı, tebliğ ve davetçisi ve yaşayarak örnek göstericisidirler. Onların tamamı Yüce Allah’ın insanlara emrettiği yaşam şekli demek olan dinin (yani İslam’ın) üyesi, elemanı, ispatıdır. Lakin yine tevhid inancının şartı şudur ki din sadece Allah’ındır ve din adına hüküm koyma yetkisi sadece Allah’ındır.

Peygamberlerin görevi tebliğ ve davet, yaşayarak göstermek ve anlatarak sevdirmektir. Tamamı yaratılmış olan peygamberleri daha üst mevkilere koymak, isteyerek ve yüceltmek gayretiyle bile olsa doğru değildir. Bu nedenle tevhid kavramında aslolan sadece Allah’tır. Melekler, cinler, insanlar, diğer tüm varlıklar yaratılmış oldukları için zaten ilahlıkları da söz konusu edilemez ve yaratılmışların hiçbirinin din adına bir kural koyması mümkün değildir.

Burada deizm’e de değinmek gerekirse, bu anlayış zorlama ve zaruri sebeplerle ortaya çıkmış farklı bir yaklaşımdır. Doğru değildir lakin çokça taraftarı bulunan bir yanılgıdır. Bu akıma göre peygamberlerden yansıyan vahyi bilgilerin ve özellikle uydurma hadis ve rivayetlerin etkisiyle kirlenmiş dini aktarımların temizlenmesi ve topluca inkarı ile sözde Allah ile kul arasında aracısız bir din oluşturma maksadı vardır. Lakin unutulmamalıdır ki peygamberler ayetlerde övülmüş ve onlara uyulması emredilmiştir.

Hadis ve rivayetlerin topluca inkarı yerine doğru olan o hadis ve rivayetlerin muteberliklerini Kur’an’a uygunlukları ile nispet etmek, doğru ve uygun olanları almak, uygun düşmeyen ve şirk kokanları reddetmektir. Ancak her halukarda Peygamberler vardır, gerçektir, din adına amel üretmiş, seçilmiş kullardır ve din dışı farz edilemeyecek kadar önemlidirler. Deizm bu nedenle taraftar bulamayacak ve hak olamayacak kadar yanlıştır.

Tevhid ise tüm Allah katı ve yeryüzünü kapsayan devasa inancın adıdır ki dünyayı ve ahireti, bugünü ve yarını, görünen ve görünmeyeni, hak ve hakikati kapsar. Tevhid batıl putları kırmayı, nefsi terbiyeyi, şeytana karşı durmayı emreder. Tevhid bu inanç ve gaye uğruna ateşlerde yanmayı bile göze almayı, o ateşin hayat veren bir suya dönüşeceğine dair Allah’a güvenmeyi gerekli kılar.

Bu yüzden Haniflik; doğruya yönelen, doğruyu arayarak, Allah’ın yanı sıra başka bir güç ve hakikat kaynağı tanımadan, sadece bir olan Allah’ın yoluna kendisini en temiz, saf ve duru olarak kendisini teslim eden kişileri tarif eder.

Özetle, tevhid her şeyi Yaratan ve terbiye edenin sadece Yüce Allah (cc) olduğunu kabul, idrak ve tasdiktir. Tevhid eri haniftir, tertemiz ve doğruya yönelendir. Tevhid eri, Allah’ı tüm isim ve sıfatlarıyla Bir’leyen, Tek’leyen, tüm varlıkları yaratan ve terbiye edenin sadece Yüce Allah olduğunu bilendir.

Mü’min, iman eden, hanif olmaya çalışan, tevhide sadık, Allah’ın razı olduğu kullardan olmaya gayretli, Allah rızasını hedef alan, imanını kalbinde yaşatan ve hayata yansıtandır.

Tevhid imanın yani sadece Allah’a güvenmenin içinde devasa bir parçadır ki bu güven tüm ilahi sistem ve parçaları, varlık ve oluşumları, isim ve sıfatları içine alır.

Mü’mine düşen işte bu kabulle sadece Allah’a yönelmek ve sığınmaktır.

Rabbim bizleri tevhidden uzak eylemesin. Amin.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Dinci tayfanın din dışı söylem ve eylemleri

Dinci tayfanın din dışı söylem ve eylemleri

Dinci tayfanın din dışı söylem ve eylemleri (YAZIMIZI Sadece ve daima Allah diyebilen, Kur’an dışı ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir