Anasayfa / Global siyonizm / Trilateral Komisyon, Sion tarikatı ve şeytanın çocukları
imanilmihali.com
Trilateral Komisyon, Sion tarikatı ve şeytanın çocukları

Trilateral Komisyon, Sion tarikatı ve şeytanın çocukları

Trilateral Komisyonu’nun varlığı açık olsa da, amaç ve uygulamalarına dair pek bir şey bilinmemektedir. Bilinen, komisyonun dünya ülkeleri ve örgütler arası ekonomik iş birliği oluşturmak amacıyla kurulduğudur. Dünyanın en zengin insanlarından olan David Rockefeller ve eski ABD Ulusal Güvenlik danışmanı olan Zbigniew Brzezinski tarafından Temmuz 1973 tarihinde kurulan örgüt, Japonya, Avrupa ve Kuzey Amerika’nın iş, bankacılık ve politika alanındaki en güçlü 325 insanını üyesi yapmıştır. Ancak komisyonun bundan ibaret olmadığı konusunda sağlam kanıtlar mevcuttur. Pek çok araştırmacıya göre örgütün esas amacı, İlluminati Örgütü söz konusu olduğunda da adından sıkça söz edilen “Yeni Dünya Düzeni”ni (New World Order) getirerek tüm dünyayı ekonomik ve politik açıdan tahakküm altına almaktır. Kısacası örgütün temel amacı, gezegeni her açıdan kontrol altında tutmaktır.

Kendi içinde hiyerarşik bir düzeni olduğu düşünülen örgüt, çok uluslu banka ve şirketleri aynı çatı altında toplayarak tüm dünya adına kararlar almayı, dünya nüfusunu kontrol etmeyi, savaşlar organize etmeyi ve kontrolü gereken sermaye ve coğrafyalar için kararlar almayı amaçlamaktadır. Organizasyonun görevi, İlluminati’nin politik alanda elde edemediği egemenliği, ekonomik alanda elde etmeye çalışmaktır. Komisyonun kurulduğu günden bu yana üzerinde çalıştığı plana, “Yeni Uluslararası Ekonomik Düzen” adı verilmektedir.

Çoğu düşünür, bugün dünyamızın içinde bulunduğu ekonomik kaosun sebebinin direkt olarak Trilateral Komisyonu tarafından tasarlanan “Yeni Uluslararası Ekonomik Düzen” (New International Economic Order) olduğu kanaatindedir. 1977 yılında Başkan Nixon’ın ABD’nin sahip olduğu petrole fiyat kontrolü getirmesi ve dünya altın rezervlerinin birkaç kişinin ya da ailenin eline geçmesi bu örgütün hamleleriydi. Eldeki veriler, özellikle Bush dönemi politikalarının, komisyonun çıkarları doğrultusunda şekillendiğini gösteriyor. Bugün pek çok kişi komisyonun amacının bir dünya diktatörlüğü (faşizm) kurmak olduğunu düşünüyor.

Sion Tarikatı

İblisin Hz. İsa’ya ve getirdiği dinine hıncı dinmek bilmiyordu. Peygambere atfedilen sayısız yalanları adeta dinleştiren İblis bu kez de O’nu bir fahişe ile evlendiriyor ve hatta çocuk sahibi yapıyordu.

2 nci yüzyıldan itibaren Hristiyan Avrupası vahşet, hastalık, hurafe ve kaos pençesindedir. Bu devirde türeyen tarikatlardan birisi de Sion tarikatıdır. Bugün 323 numaralı mason locası olarak dünya krallığının kurulmasında beyin rolü oynayan İlluminati’ye bağlı bu tarikat, Katolik papanın emirlerini yok saymış, kendisini Hristiyanlığın en temel pagan simgelerinden olan kutsal kâsenin koruyucusu ilan etmiştir.

Bunlara göre Hz. İsa, fahişe Magdalalı Meryem ile Tanrı huzurunda evlenmişti ve İsa çarmıha geriliyken Meryem hamileydi. Sion tarikatı ve tapınak şövalyeleri tanrıça diye taptıkları Magdalalı Meryem ve İsa soyu ile ilgili sırları koruyorlar. Vatikan’ın dördüncü haçlı seferine sebep bu sırrı ve İsa soyunu yok etmekti. Çünkü Katoliklerin iddia ettiği ilah İsa modeli, evli olması halinde ve çocuk sahibi olması durumunda komple çökecekti ve buna müsaade edilemezdi. Bu Vatikan’ın da sonu olurdu. Tarikatın arkasında elbette Hristiyanlıktan öç almak ve parçalamak isteyen siyonist Yahudi zihniyet vardı. Halen de bu iki inanç arası mücadele edebi ve sanatsal formda devam etmektedir.

Bu tarikat bazılarına göre hiç yok bazılarına göre tapınakçıların eski adıdır. 1099 yılında Kudüs’teki Sion (Siyon) dağında kurulduğu sanılmaktadır. Tarikat İsa peygamberin sırlı tarikatı olarak da bilinir. Zira nihai hedefleri Hz. İsa’nın soyunu korumaktır. Leonardo da Vinci’de bu tarikata üyeydi. Rivayet odur ki tarikatın elinde gerçek bir soy ağacı vardı ve Vatikan’ın şantaj veya rüşvetleriyle saklandı. Nihayet 1917’de Vatikan’a soy ağacını teslim eden peder Senire bir anda zenginleşmiş, azgınlık edince zehirlenerek öldürülmüştü.

Da vinci, İsa’nın şifresi olarak tanımlanan ünlü tablosu “İsa’nın son akşam yemeği” isimli çalışmasında önemli bir şifreyi gerçekten bırakmıştı. Bu şifreye göre tabloda Hz. İsa’nın 13 havarisi arasında Magdalalı Meryem’de bulunuyordu ve ayaktaki adamın elinde (ters ayna görüntüsü ile fark edilen) bir bebek vardı. Hatta tarikatın inanışına göre İsa’nın soyunun son temsilcisi şu anda 88 yaşındaydı. Pierre Plontard de St. Clair. isimli bu şahıs 1984 yılında gerçekten ortadan kaybolmuştu.

Şeytanın çocukları

İblis bir kez de tüm dünyanın karşısına beklenmeyecek tarz da şaka ile çıkacaktı. Bu öyle bir şakaydı ki aynı zamanda tüm Hristiyan âlemine rest çekişiydi.

Şeytan İncil’i denen kitabın hikâyesi, 13. yüzyılda Çek Cumhuriyetinde Benediktus rahiplerinden birisinin umulmadık bir günah işlemesi ve mahkemece diri diri duvara gömülme cezası verilmesiyle başlar. Rahip suçunu inkâr etmemiştir ama öldürülmeyi de istememektedir. Bunun yerine rahiplerden teşkil mahkemeye bir teklif sunarak bir gecede muazzam kapsamda tahta kapaklı, içinde muhteşem bilgilerin olacağı, eski ve yeni ahiti birleştiren, Yahudi tarihini ve paskalya günleri hesaplamasını da içeren, dünyanın en büyük, el yazması İncil’ini yazmayı teklif eder, başarırsa öldürülmeyecektir.

Teklifi ihtimal verilmediğinden kabul görür ve anlaşma gereği penceresiz bir odanın ortasına bir masa, mürekkep, 160 eşek derisinden kâğıt ve malzemeler konur. Gece odadan dışarı duyulan tek ses feryatlar ve acı çığlıklarıdır. Sabah rahipler hep birden odaya girerler ve rahibi perişan halde yorgun görürler. Masada ise bir metreye elli santim ebadında, 640 sayfalık, dış kapakları tahta işlemeli, 75 kiloluk bir kitap durmaktadır. Rahipler sayfaları çevirip incili okurken sayfalardan birinde boynuzlu ve çıplak bir şeytan resmi görülür. Resim gözlerini dikmiş rahiplere bakmaktadır. Çünkü mahkûm Rahip şeytanı yardıma çağırmıştır. Gelen Lucifer’in ise iki şartı vardı; ruhunu kendisine teslim edecek ve İncil’e kendi resmini koyacaktır. Rahip mecbur kabul etmiştir…

Şeytanın yaratılış nedeni insan zihnini hep meşgul etmiştir. Varlıkların mutlak ve tek bir ilkeden doğmasına ve bu ilkenin özünde iyilik işaret edilmesine rağmen nasıl olup ta kötülük varlık sahasında kendisine yaşam alanı bulabilmektedir? Manihaizm ve Zerdüştlük gibi dini sistemler iyilik tanrısının yanında bir de kötülük tanrısı kabul ederek düalizme (varlıkta daima ruh ve madde gibi iki prensibin varlığını kabul eden düşünsel sistemler) saplanmışlardır. Kötülük daima karşımıza şeytan figürü ile çıkmıştır. Felsefi olarak bu düşüncenin izahı şuydu; Her şeyi yaratan Allah olduğuna göre, şeytan da Tanrı’da var olan bir öğeden kaynaklanmıştır. Demek ki kötülük bir huy veya varlık olarak Tanrı’da da vardır!

Şeytan batıda beşinci yüzyıla kadar İblis, sonra Lucifer olarak anılmış, reformasyon ile de Mephistopheles adını almıştır. Şeytanı güç ve otorite kabul etme düşüncesinin temelinde onun yaratana isyanı yatmaktadır. Ortaçağ Katolik Avrupa’sının en büyük düşmanı da bu asi melek (!) olmuştur. Engizisyon mahkemeleri de bu maksatla kurulmuştu. Katolik kilisesinin bu baskıcı tutumu sebebiyle toplumda bir mutsuzluk, güvensizlik ve huzursuzluk hâsıl olmuştu. İnsanlar Hristiyanlığa girmekle hata ettiklerini, İsa tarafından kandırıldıklarını düşünmeye başlamışlardı. İnsanlar her şeyin serbest ve eğlenceli olduğu Hristiyanlık öncesi Pagan dinlerindeki neşeli, keyifli anları arıyordu. Bu sevgisiz hınç zamanla şeytana kaymaya sebep oldu, kilise öğretilerinin tam tersi toplumda dinleşmeye başladı.

Howard Stanton Lavey 1930 yılında ABD’de, İllionis eyaletinde dünyaya geldi. Şeytanın hizmetkârıydı. Satanist olduğunu ilk telaffuz eden de O’ydu. Otuzlu yaşlarda ilk şeytan kilisesini kurdu. (Burası aslında eski metruk bir sinagogdu.) 1997 yılında ölünceye dek şeytanın büyük rahibi olarak yaşadı. Satanizm ilkesini dinleştirdi. Bu kilise diğer kiliseler gibi kabul görmese de aynen onlar gibi vergiden muaftı, ayin ve defin yapılabiliyordu.

Satanizme göre şeytan dünyadaki işleri idare eden, doğaya gizlenmiş, karanlık gücün kendisidir. Keçi resmiyle sembolize edilse de aslında karanlık ve kötülüğün gücünden beslenen ruh kabul edilir. Satanist ayinlerde seks yüceltilir, nefret körüklenir, intikam hırsları abartılır. Baphomet, keçi kafasını içeren ilahları ve tılsım olarak kullanılan ters çevrili beş köşeli yıldız sembolleridir. Ayinlerde Enoch dili (İslam’da İdris peygamber, Yahudilikte Hermes) kullanılır. Satanizm, dışlanmış yaratıcılığın aldanmasıdır. Satan, şeytan ve satanist şeytana tapınan demektir. Genç satanistler ise sözde dinlerle alay eden, esas ve kart şeytancıların günah faturalarını ödeyen, aldatılmış duygusallar, günah keçileridir.

Satanizm geleneksel ve modern şekillerinin tümüyle bir isyandır, isyan dinidir. Bu isyan ise başlıca Hristiyanlığa ve kiliseye karşıdır. Satanizm bu haliyle Yahudi Hristiyan baskı ve dayatmalarına başkaldırıdır. Luciferciler, paladistler, metadinistler gibi geleneksel akımlardan, kara papa diye bilinen Anton Szandor Lavey (Ölm. 1997) tarafından 1966’da bir kilise olarak kurulup sistemleştirilen modern satanizme kadar, tüm satanist hareketler, kiliseye ve onun anlattığı Tanrıya isyanda aynı yolu izlemiştir. Lavey aynı zamanda satanizmin kutsal kitabı sayılan “Şeytan İncili” (Satanic Bible) adlı eseri de kaleme alan kişidir. Satanist ayinlerin tümü, Katolik ayinlerin alaya alınmış şeklidir. Tersine çevrilmiş haç, baş aşağı edilmiş İsa, yakarışlarda tanrının yerine konmuş İblis… (Bazı ayinlerde haç üzerine def-i hacet bile yapılır ki kilise ve tanrısına nefret o kadar büyüktür.)

Lavey’in şeytan kilisesinden ayrılanlar 1975 yılında San Francisco’da “Temple of Set” cemaatini kurdular. Mısır tanrısı Set (Dişi kötülük tanrıçası) ise çölün şiddetli fırtınalarını temsil eden şeytanın prototipi kabul edildi. Bu tarikat mensuplarında da seçilmişlik mantığı esastı.

Eski çağlarda Hristiyanlığı ve kiliseyi cephe alan bir akım olarak ortaya çıkmışsa da bugün bütün dini akımlara karşı mücadele veren satanizme göre mutlak kötülüğün lideri Lucifer yani şeytandır. Şeytanlık bu kadarla da kalmamış uzaya bile el atmıştır. Dahası dünyada buna inanan sayısız insan vardır. Satanist isyanın ortak müziği ise Heavy Metal’dir. Alışılmışa, suskunluğa isyandır.

Batı tarihi insanın doğasını yok eden saçmalık ve baskılara yaptığı isyanlarla doludur. Satanizm ise beyhude isyanın adıdır, intihardır. Lakin o beyhudelikte bile ‘ahmaklık, gösterişçilik, bencillik, kendini kandırma, idraksizlik, nankörlük, kibir’ büyük günah olarak listelenmiştir. Ve bunlar dinin de gerçek emirlerindendir. Özetle satanizm, isyanı yanlış yönlendiren İblisi önder edinerek, emeklerini heder eden isyancıların dinidir. Bu yanlış isyan asileri şeytanın kucağına atmıştır. Doğrusu ise Kur’ansal isyandır. Çürümüş geleneğe isyan, onurlu insan ile eşanlamlıdır. Lakin satanizm Kur’an’la tanışmadığı için haham-ruhban-şeytan evliyası arasına sıkışmış ve fayda üretememiştir.

İslam’da şeytanı bilerek ilahlaştıran tek fırka olan Yezidilik, İslam’ın lanetlediği iki isme dayanan şirk ekolüdür; Melun İblis ve melun lakaplı Yezid b. Muaviye. Yezidiler için şeytan, Melek-i Tavus’tur, atılım, ışık, bereket gibi değerlerin sembol ismidir. Yezidilere göre başlangıçta Tanrı ve iblis aynı düzeyde idi. Tanrı iyiyi, iblis kötüyü temsil ediyordu. Tanrı iblisi kıskandı onu cezalandırıp cennetten kovdu. Şimdi insana düşen iblisi hoş tutup, yeryüzüne kötülüğün egemen olmamasına çalışmaktır.

Yezidilik bir mezhep değildir, Kur’ ani hiç değildir. İslam düşünce tarihinde ‘Şeytana tapanlar mezhebi’ olarak anılan Yezidilik, Emevi soyunun saltanat ve menfaatlerine uygun olarak yeniden yapılandırdığı anlayışın dinleştirilmesidir. Kur’an’ın yerine Emevi örfünü, Hz. Peygamber yerine Emevi şeflerini koyan yezitçilik zaman içinde buna bir de şeytanı kutsamayı eklemiştir. Yezidiler ateist veya dinsiz değil, müşriktir. Melek-i Tavus; Allah’ın meleği veya elçisi olduğuna iman, Yezidilerin iman şartlarından biridir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Globalizm

Global veya küresel demek tüm yeryüzünü, içindekilerle, altındakilerle, üstündekilerle bütün olarak kaplayan demektir. Siyasi ve ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir