Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Türk insanının en büyük iki gafleti
imanilmihali.com
Türk insanının en büyük iki gafleti

Türk insanının en büyük iki gafleti

Türk insanının en büyük iki gafleti

Türk ve Müslüman olan Türk halkının çoğusu doğuştan sahip olduğu bu nimetlerin farkında dahi olmayarak yaşamakta ve hak etmediği bu yaşamda neler kaybettiğinin farkına bile varamamaktadır.

Oysa Müslüman ve Türk bir aileden doğmuş olmak Allah’ın en büyük lütuflarındandır çünkü…

Müslüman olmak, İslam dinine tabi olmak, Kur’an ile yaşamak herkese nasip olmayan bir lezzet ve şereftir ki Allah’ın dininin sonu, tamamı ve kıyamete dek baki olanı İslama tabi vaziyette dünyaya gelmek bir onur ve şanstır. Bunu daha iyi anlamak için mesela Afrika köylerinde yahut eskimolar arasında yaşadığımızı düşünmek yeterlidir. Ancak İslam sayesindedir ki cennet ve şefaat şansımız vardır ve ancak Hz. Peygamber gibi bir güzel örneği rehber edinmek iledir ki ahiret sorgumuzu kolaylaştırmak ve inşallah cezalardan kurtulmak mümkündür.

Türk olmak, mert, namuslu, haysiyetli, çalışkan ve doğru olmaktır ki dünya medeniyetlerinin çoğuna nasip olmayan bu hasletler, Türk’ün damarlarında vardır ve esir olmamış, zulmetmemiş, her gittiği yere aydınlık götürmüş olan bu kutsal millet, ve bu millete tabi olmak bir lütuf, şeref ve şanstır.

Lakin halk bunların ne kadar kfarkındadır dersek durum iç açıcı değildir.

Müslümanlık adına hurafelere batmış, sünneti Kur’an’dan başka bir şey sanan ve sünneti Kur’an’ın üzerine çıkartmaya çalışanların elinde oyuncak olmuş, dinini arapçaya ve israiliyata teslim etmiş, taraflı din adamlarının ve maksatlı meallerin farkında dahi olmayan, güdülen, aklı kenara koymuş, kaderi yanlış anlayan, ahiret sorgusunu hafife alan, kutsallarına sahip çıkmayan hatta küfreden, haram ve helalleri Kur’an’a göre değil de, zamana ve kişilere göre yaşayan bir halkın Müslümanlık lezzetinden yeterince tatması bu nedenle mümkün değildir.

Keza, Türk olduğunun ve Türklüğün ne büyük bir şans olduğunun farkında dahi olmayan bazıları için para, ayrımcılık, eziyet, seçkinlik iddiası ve hatta terör, özellikle cemaatleşme ve ayrışmalar moda olmuşken, birlik ve beraberliğin sağlanması da, Türk olmanın hazzı da kolay değildir.

Bu yanılgılar tufanı elbette masum bir gafletten çok ötedir ve maksatlı odaklarca körüklenen, yüksek sermayeli, uzun nefesli bu gayretler ile zehirlenmekte olan Türk ve İslam halkları üzerlerine örtülmek istenen ölü toprağının farkında dahi değildir.

Çok uzak olmayan bir gelecekte bu gaflet telafi edilemez bir hale gelecektir ve vakit çok geç olmadan şimdilerde yapılması gereken uyanmak, silkinmek ve Kur’an ile yeniden doğmaktır.

Ecdadına sahip iken Ata’sına küfreden, İslam iken kafirlerle oturup kalkan gafillerin, paraya, medeniyete, konfora, lüks ve israfa aşık halleriyle uyanması elbette kolay değildir. Çünkü her dakika ilahlaşan para, en manevi değerlerin üzerine çıkartılmaya çalışılmakta, fıtratın gayesi zengin olmakla eşleştirilmek istenmektedir.

Oysa hakikat çok daha farklıdır ve sınav zengin olmak veya makamlara gelmek sınavı değil, İMAN ve FITRATA UYGUN YAŞAMAK sınavıdır.

İman sınavının muhakkak ilk adımı Kur’an ve sonra Hz. Peygamberdir lakin Kur’an’I okumayan, okusa da anlamadan okuyan, Peygamberin hayatını ve örnek ahlakını değil de sakal ve cübbesini örnek alanların uyanması da kolay olmayacaktır. benzer şekilde daha Atatürk’ün nutkunu okumayan, Kurtuluş savaşında milletin verdiği destansı mücadeleden habersiz olanların Türklük ile şahlanışı da kolay olmayacaktır.

Maksatlı çevrelerce birbirinden ayrılmak istenen Türklük ve Müslümanlık bilinci kardeştir, İslam’ın kuvvetlenerek kök salması ancak Türklerin sayesindedir ve modern zamanlardaki İslam’ın en Kur’ani olanı yine Anadolu İslam’ıdır. Mehmet Akif Ersoy’un dediği gibi İslam’da, Müslümanlık da ancak Anadolu’dadır ve bunun sebebi Türklük ve İslamlık tezlerinin aynı temellerde şekillenmesidir. Allah’ın asıl lutfu da işte budur.

İsrailiyat ve arabizm ile birbirinden koparılmak istenen bu iki değerin ikisine birden sahip olmak kurtuluşun asıl anahtarıdır ki ahde vefa fıtrata ve ecdada minnet ve sadakattir. İman ancak bu sayededir ve Türklüğe düşman Müslüman, kafir Türk olmaz, olamaz.

Türk ve Müslüman olanlar bir an önce TEK ALLAH VE İKİ MUSTAFA (Hz. Muhammed Mustafa (sav) ve Mustafa Kemal Atatürk) yolunda birleşmedikçe akan gözyaşları hiç bitmeyecek, bir ve birlik olunamayacaktır.

O halde yapılması gereken şey, bir an önce oyunu anlamak ve gerçeği görmektir.

Görebilenler bahtiyar, göremeyenler kafirleşmiş cehennemlikler olacaktır.

Çünkü Allah’ın vaadi haktır, hesabı haktır, azabı haktır.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Allah’tan başkasına dayanan her ümit dipsizdir

Allah’tan başkasına dayanan her ümit dipsizdir

Allah’tan başkasına dayanan her ümit dipsizdir Yüce Allah, hayatın, ecelin, mülk ve kudretin, dinin, beraat ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir