Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Tuzak kurmanın dindeki yeri
imanilmihali.com
Tuzak kurmanın dindeki yeri

Tuzak kurmanın dindeki yeri

Tuzak kurmanın dindeki yeri

Tuzak, avlanmada kullanılan bir yakalama çeşididir ve sözde kurnazlıkla hayata geçirilir. Lakin tuzağın dindeki adı sözde kurnazlık ve aldatmacadır ki haksız ve adaletsiz şeytani kazanımlar ile haram beşeri galibiyetler elde etmek için sarf edilen her türlü pis ve çirkin gayreti kapsayan bir zulümdür.

“Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki, şan ve şeref bütünüyle Allah’a aittir. Güzel sözler ancak O’na yükselir. Salih ameli de güzel sözler yükseltir.  Kötülükleri tuzak yapanlar var ya, onlar için çetin bir azap vardır. İşte onların tuzağı boşa çıkar.” (Fatır 35/10)

İnsan, nefsinin ve şeytanın güdüsüyle imanı yok saymaya ve şeytana kulak vermeye fazlasıyla meyillidir ve bu aldanışı onu haksız kazançlar için hile, entrika ve aldatmalara sevk eder, yalan ve iftiraya gebe bırakır ki bunların tümü zulümdür. İster cana, ister mala veya başka bir şeye ait olsun tüm tuzaklar adil ve gerçek olmadığı için batıldır, haksızdır, yalan içerdiği için vebale müstehaktır, sonuçlarının büyüklüğüne göre azaba davetiye çıkarmaktır.

Ama Allah her şeyi gören ve bilen, tuzakları boşa çıkartan ve tuzak kuranların en çetini olandır.

“Onlar tuzak kurdular. Allah da tuzak kurdu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.” (Al-i İmran 3/54)

Buradaki hayır kelimesinin manası ise o kötülükten hayır çıkartan Allah’ın en yüce tecellilerinden birisidir ve tuzak kuranlar kendi ahiretlerini karartırken aslında sabreden ve tevekkülden vazgeçmeyen mazlumlara büyük iyilik ve hayır işlemiş olurlar.

Dolayısıyla her tuzak sahibine beşeri bir şeyler kazandırsa da, Yüce Allah o tuzağı boşa çıkartsa da aslında ancak ve mutlaka sahibine zarar verir ve tuzak kuranın akıbetini karartır. Yalanlama, inkar veya isyanla, Peygamberleri öldürme arzusuna varan bu tuzaklar Allah’a elbette malumdur ve kendisinden habersiz bir dişinin dahi doğuramayacağı Yüce Allah tuzak sahiplerini bilendir.

“Yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü tuzak kurmak için (böyle davranıyorlardı). Oysa kötü tuzak, ancak sahibini kuşatır. Onlar ancak öncekilere uygulanan kanunu bekliyorlar. Sen Allah’ın kanununda hiçbir değişiklik bulamazsın. Sen, Allah’ın kanununda hiçbir sapma bulamazsın.” (Fatır 35/43)

“Yoksa, bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl, inkâr edenler tuzağa düşecek olanlardır.” (Tur 52/42)

Dindeki en büyük tuzak elbette Hz. Peygamberin canına ve manevi mirasına, Allah’ın ve imanın yalanlanmasına dair olanlardır. Doğrudan şeytani dürtülerle hayata geçen bu tuzaklar asılsız yalanları ve düzmece düzenleri içerse de sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Çünkü Allah ve Peygamberi andolsun ki muhakkak kazanacaktır.

Ancak insan zalim, nankör, aceleci ve kibirlidir.

“Kendilerine dokunan bir sıkıntıdan sonra, insanlara bir rahmet (ferahlık ve mutluluk) tattırdığımız zaman, bir de bakarsın ki âyetlerimiz hakkında onların bir tuzakları (birtakım tertipleri ve asılsız iddiaları) vardır. De ki: “Allah, daha çabuk tuzak kurar.” Şüphesiz elçilerimiz (melekler) kurmakta olduğunuz tuzakları yazıyorlar.” (Yunus 10/21)

“Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Bütün tuzaklar Allah’a aittir. O, her nefsin kazandığını bilir. İnkâr edenler de dünya yurdunun sonunun kime ait olduğunu bileceklerdir.” (Ra’d 13/42)

“Onlar gerçekten tuzaklarını kurmuşlardı. Tuzakları yüzünden dağlar yerinden oynayacak olsa bile, tuzakları Allah katındadır (Allah, onu bilir).” (İbrahim 14/46)

Bu tuzakların karşılığı elbette helak olmak ve azaba müstahak olmaktır. Bu Allah’ın ahdidir ve tek gerçek de budur.

“Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Allah’ın azabı binalarını, temelinden gelip yıktı da tavanları başlarına çöküverdi ve azap kendilerine fark edemedikleri yerden geldi.” (Nahl 16/26)

“Onlar bir tuzak kurdular. Farkında değillerken Allah da bir tuzak kurdu. Bak, onların tuzaklarının sonucu nasıl oldu: Biz onları ve kavimlerini topyekûn helâk ettik. İşte zulümleri yüzünden harabeye dönmüş evleri! Şüphesiz bunda bilen bir kavim için bir ibret vardır.” (Neml 27/50-52)

Tuzak kurmayla ilgili sure ise Fil suresidir ki Mekke’ye Kabe’yi yıkmak üzere gelen ordulara diz çöktüren, tamamını helak eden, kutsal yerleri ve mazlumları koruyan Yüce Allah, onların tuzaklarını da başlarına geçirendir. Sure bu olayı hatırlatırken zulme varan tuzakların akıbetini de haber vermekte ve uyarmaktadır.

“Bismillâhirrahmânirrahîm. Rabbinin, fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi? Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı? Üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi. Nihayet onları yenilmiş ekin yaprakları hâline getirdi.” (Fil suresi 105/1-5)

Tuzakla karşı karşıya gelen Peygamberlerin en meşhurlarından olan Hz. Yusuf (as) ise ayetlerde sıkça geçen bir Peygamberdir. Malumları üzere yaşadığı evin hanımının iftirasına maruz kalan Hz. Yusuf (as) masum olduğu halde uzun müddet hapis yatmış ve lakin sonra masumiyeti anlaşılınca Allah’In rahmet ve nimetiyle kardeşleriyle birlikte çok güzel bir hayat yaşamıştır.

Burada en mühim nokta ise O’nun sabrı ve duasıdır ki Hz. Yusuf masum olduğundan emin olsa da nefsini temize çıkartmak iddiasında olmamış, sabırla hakkındaki hikmetin tecellisine razı olmuş, şeytanın unutturmalarına rağmen masumiyetini ispat edebilmiş ve Rabbine dua etmekten asla vazgeçmemiştir. Nitekim Yüce Allah O’nun duasına karşılık vermiş ve O’nu kurtarırken, tuzak kuranlara da gereken dersi vermiştir.

“Yûsuf, “Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni dâvet ettiği şeyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum” dedi. Rabbi, onun duasını kabul etti ve kadınların tuzaklarını ondan uzaklaştırdı. Şüphesiz ki O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.” (Yusuf 12/33,34)

Tuzaklara sıkça maruz kalan Hz. Muhammed (sav) ise sabrı ve dirayeti ile dik durmayı başarmış, bu haliyle Allah’ın yardım ve rahmetine her daim mazhar olmuş bir elçidir. Lakin o insanların vahye kayıtsız kalmasından, küfür cephesinin tuzaklar kurmasından fazlasıyla mütehassıs olan merhamet sahibidir ve kalbi daralmaktadır.

Yüce Allah’ın O’na emri ise sabretmek şeklindedir ki bu sabır emredilen süre hem imana delil hem de tuzak kuranların helaklerinin hak olması için azgınlıklarının artması için lazım olan süredir.

“Sabret! Senin sabrın ancak Allah’ın yardımı iledir. Onlardan yana üzülme. Tuzak kurmalarından dolayı da sıkıntıya düşme. Şüphesiz Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanlar ve iyilik yapanlarla beraberdir.” (Nahl 16/127,128)

Tuzak kuranlar için ahiret hesabı ve sonrası elbette çetin olacaktır ki bunun hesabı sadece Allah’a aittir. Bu da demektir ki tuzak sahipleri için hiç kimsenin hiçbir şefaati fayda vermeyecektir. Bu ise ne kadar vahim bir acizliktir?

“Artık sen çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hâllerine bırak. O gün tuzakları kendilerine hiçbir fayda vermeyecektir ve kendilerine yardım da edilmeyecektir. Şüphesiz zulmedenlere bundan başka bir azap daha var.  Fakat onların çoğu bilmezler.” (Tur 52/45-47)

Ve nihayet tuzak kuranların hesabının ahirete kalacağına dair de bir kayıt yoktur ki ayetin işaretiyle kötülüğü tuzak edenlerin inkarcı, isyancı ve küfre, katletmeye varan tuzakları her an vebal ve azaba adaydır. Yani bu dünya hayatı sona ermeden dahi tuzak sahiplerine sonsuz azaplar olmuştur, olacaktır. Çünkü hak ve adalet, Allah ve Peygamberi, masumiyet ve güzellik daima kazanmıştır ve kazanacaktır.

“Kötü işler yapmak için tuzak kuranlar, Allah’ın kendilerini yere geçirmesinden veya (ansızın) bilemeyecekleri bir yerden kendilerine azap gelmesinden emin mi oldular?” (Nahl 16/45)

Son söz; kötülük, menfaat, karalama adına yapılan süslü ve hain tuzaklar sadece sahibine zarar verir ve Allah hepsine şahittir. Niyetleri bilen Allah, tuzak gerçekleşmese de, tuzak gizli kapılar ardında kurulsa da hepsine şahit olandır.

Tuzak kuranlarla birlikte o tuzağa destek verip yardım edenler de, gerekli ortamı sağlayanlar da aynı derecede mesuldür ve fani dünya hayatı için kurulan bu tuzaklar ahireti yok eden bedbahtlıklardır.

Mü’minlere düşen ise tuzak çetelerinden uzaklaşmak, tuzağa maruz kalınca tevekkülden sapmadan sabretmek ve Allah’ın yardımını beklemek, bu arada elden geldiğince zulme direnmektir.

Çünkü Allah, mü’minlere dost, mazlumlara yardımcıdır.

Bu yazıyı okudunuz mu?

siyonizm

Kur’an ayetlerini tersten okumak – Siyonizm

Kur’an ayetlerini tersten okumak – Siyonizm Bir önceki yazımızda “Kur’an hükümlerini tersten okumak” başlığı ile ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir