Anasayfa / ŞİRK VE KÜFÜR / Varlık ve kişi putları
imanilmihali.com
Varlık ve kişi putları

Varlık ve kişi putları

Varlık ve kişi putları görünen, ispat edilebilen, kendisinden korkulan ama nimet beklenen, aracılık, şefaatçilik yapması istenen hayali ve zararlı ilahlardır ve bunlara tabi olanlar istisnasız müşriktir. Bilerek, yücelterek veya bilmeden kanarak tabi olmak bir şey değiştirmez.

Varlık ve kişi putları

Şirkin en zehirlisi ve en farkında olunmayanı nefis ve ibadet putlarına tabi olmak ve varlıklarla kişileri ilah mertebesine hem de farkında olmadan yükseltmektir.

Varlık ile kast edilen yaratılmış, görünen veya görünmeyen, tabiat, şeytan, cinler, dünya hayatı, akıl gibi objelerdir.

Kişi ile kast edilen ise beşeri mevki ve makam sahipleri olup çoğusu kudretli ve servetli kimselerdir ki bazısı da dini olarak vasıflara sahip kimselerdir. Peygamberlerin şirk aleti yapılması da bu cümledendir.

Bu varlık ve kişi putlarını ilahlaştıranların çoğunda Allah’ın yaratış egemenliği sabit kalırken yönetim kudret ve ilmi başkalarına pay edilir. Hatta din adına hüküm koyma yetkisi bile hem de farkında olmadan başkalarına devredilir.

“İman edip de imanlarına zulmü (şirki) bulaştırmayanlar var ya; işte güven onların hakkıdır. Doğru yolu bulmuş olanlar da onlardır.” (En’am 6/82)

Varlık putları

Kul, Allah’ı inkar etmeden, yaratış hakkını Allah’a teslim ederek ama bazı yönetimsel oluşları maddelere, pozitif bilimlere, başka yaratılmışlara veya tesadüfe mal ederek inanır. Bunlara göre mesela şeytan kötülüğün yaratıcısı ve yönlendiricisi, tabiat bereket ve bolluğun, rızık ve nimetin sahibi, akıl ve madde ile pozitif ilim dinin beşeri boşluğunu dolduran varlıktır.

Bunlara göre tesadüfen başlamış hayat bir patlama ile gerçekleşmiş, bir noktada duracak ve sonra gerisin geri dönerek küçülecek ve hayat son bulacaktır. Dünya üzerindeki yaşam ise tesadüfen oluşmuştur ve başka gezegenlerde de hayat olması muhtemeldir. Olay bir sınav olayı değil ama bir fizik olayıdır.

Bunların bazısına göreyse şeytan kötülüklerin mimarı hatta ulu evrenin mimarıdır ki, bu slogan siyonizmin şeytana verdiği addır, hayır Allah’tan şer şeytandandır.

Bazılarına göre ise tabiat yaratılmıştır ama sonrası tabiatın kendi insiyatifindedir.

Putlarla simgelenen cismani ilahlar ise ardında şeytan olan, cinlere tabi olma, yedek ilahlar, aracılar ve şefaatçiler oluşturma yanılgısının adıdır.

Aya, güneşe, yıldıza tapan artık yoktur ama bunun yerini bilim, akıl ve sözde madde alemi almış, pozitif ilim dine rest çeker hale gelmiştir.

Kul aklının verdiği aptalca bir cesaretle herşeyi anlar ve görür kabulüne yaslanmış ve dünyanın hatta kainatın merkezine kendisini koymuştur. Yaratılış ve yönetişe akıl ile çareler ve cevaplar bulur, faraziyeleri mutlaklaştırır, din gibi soyut bir kavramdan ziyade somut ve hesaplanabilir çözümlere meyleder. Yani aklı kabl ederken vahyi toptan inkar eder. Ama aklı Allah’ın olması gerektiğini emrettiğinden de Allah’ı sarf-ı nazar edemez ve böylece işlediği suç küfür değil daha beteri şirk olur.

Dine alternatif, ateizme paralel çözümler üretme gayretindekilerle, diğer dine mensup olup İslam karşısında çaresiz olanların en büyük tutamağı bu şirk türüdür.

Şeytana tabi olmak ise varlık kelimesinin en mühim kelimesidir ve şirk dini sahibi şeytan, kulları fısıldamakla kalmayan ama aynı zamanda yaratan bir ilahmış gibi kandırır. Şirkin şeytanla bağlantısına dair sayısız yazı mevcuttur ve okunması fayda sağlayacaktır.

Para ve dünya süslerine tapmak dediğimiz şey ise elin kiri ve sınavın önemli parçalarından olan paranın nasıl ilahlaştırıldığının tarifidir. Kul, yaşamak için paraya ve parayı elde edebilmek için her şeye müracat eder ki para onun için gaye ve hedef, yaşamın vazgeçilmezi olur. Tüm dini kaide ve kurallar bir kenara atılır ve kul para için her şeyi yapar hale gelir. Modern zaman finans tuzakları, bankacılık ve satış sektörleri bu para putunun ilahlaştırılmasında başrol oynayan nifak merkezleridir. Paraya tapmak başlıklı yazımızda okuyucuya fikir verecektir.

Kişi putları

Zannedilir ki reçelden, tahta veya taştan yapılan putların ardında hep kişiler vardır. Doğrudur bu heykellerin bir kısmı kişilere aittir lakin çoğusu bilinmeyen, kendisinden korkulan ve yardım istenen soyut varlıklara aittir ki bunların asıl kast edileni cinler ve şeytandır. Şeytan en ulu kişileri bile ilahlaştırmakta, heykellerini diktirip bunlara DİNİ mana yükleyip mübarek kılmada hünerlidir. Başta hürmet ve saygı için ama sonra ibadet için aranır duruma gelen bu heykeller putlaşır ve dini vasıf kazanır. Yobaz dinciler eliyle de o heykeller dinin vazgeçilmezi olur. Ama kritik nokta şudur ki hiçbir insan heykeli dikilsin ve ona ibadet edilsin istemez. Bu isteği kışkırtan şeytan ve o heykele ibadet edenler yine şeytanlardır.

Gerçek ve tüzel kişilere tapanlara gelince onların asıl derdi makam, maaş ve güvenlik/dokunulmazlık hissidir. Rızkı ve nimeti vereni kişiler sanan, Allah’tan değil de kullardan medet umanlar şirkin en katmerlisine esir olanlardır.

Bazı durumlarda peygamber hatta ilah durumuna kadar yükseltilen servetli ve makamlı kişiler din adına haram ve helal belirleme yetkisi bile kullanır.

Kullar bazı anlarda ise farkında olmadan aşırı sevgi ile yücelterek mesela peygamberi sevdiklerinden O’nu yüceltip (haşa) ilah durumuna getirirler. Bu kelime ile zikrederek olmaz tabi ama olan şudur; din sadece Allah’ın iken Peygamberi çok seven birileri yüceltmek adına peygamberi din adına hüküm koyma, haram-helal belirleme noktasına koyar ki bunun adı şirktir.

Bazen de kullar kişilere şöyle taparlar; onların haram ve helalini aynen kabul ederek. Veya amel ve niyetlerinde sadece Allah rızasını değil de aynı zamanda ve belki daha önce o kulun rızasını esas alırlar. Bu da tam olarak gizli şirkin tarifidir.

Ölülerden ve türbelerden medet umanların hali ise içler acısı, vahimler vahimidir.

Bu putlara tabi olanların durumu

Varlık putlarına tabi olanların kurtuluşu imanla, Kur’an’ladır. Nefisleri temizleyen Allah aman diledikleri durumda kanmış ve sapmış kullarına inşallah yardım edecek ve bağışlayacaktır.

Kişi putlarına tapanlar ise paradan ve makam hırsından vazgeçmedikleri sürece ihsana eremezler.

Kişi veya varlıklar sevilebilir, saygı duyulabilir hatta fanatik bile olunabilir. Lakin kritik nokta din adına paye verilip verilmemesidir. İslam’ın ve imanın emri açıktır, nettir, Kur’an’dadır. Din adına hüküm koyma yetkisi ise sadece Allah’ındır.

Aracı, şefaatçi, yardımcı ve koruyucular tümüyle sahtekar ve dinsizdir. Hz. Peygamber kızına “Kızım Fatma Kur’an’ın gereğini yap yoksa seni ben bile kurtaramam, ben kendimi bile kurtaramam” demişken bu cennette arsa satanların tamamı soysuzdur, yobazdır, dincidir.

Rızkı ve nimeti veren sadece Allah’tır. Yoksula verilen yoksulun zengindeki hakkı, devletin görevi, zenginin zekatıdır. O nimet veya rızkı ilk başta cömertçe veren ise Allah’tır.

En olmazları olduran, dönmezleri döndüren sadece Allah’tır.

Tün görünen varlıklar yaratılmıştır ve yaratılanlar, ilah olamaz. Kelime-i şehadetimizdeki gibi “Allah’tan başka İlah yok sadece Allah var” ibaresi tevhidin özüdür. Buna konan her leke cehennemde azap dolu yıllar demektir.

Şefaat tümden ve sadece Allah’a aittir ve Allah’ın razı olmadığı kullara kimseler şefaat isteyemez.

Tahrim yetkisi de sadece Allah’ındır. Tüm helal ve haramlar O’nundur.

Tek Malikimiz Allah, tek Sahibimiz Allah’tır.

Diğer yol ve kanmalar bizleri cehennemden başka da bir yere götüremez.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Allah ile aldatmak

İnsanlığın bir kısmını daima, tamamını bir süre aldatabilirsiniz ama tamamını daima aldatamazsınız. Bu kaide en ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir