Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Vay o yalancıların haline
imanilmihali.com
Vay o yalancıların haline

Vay o yalancıların haline

Vay o yalancıların haline

Yalan gerçeğe aykırı, hakka düşman, adalete ters, güzel ve iyiye hasım olan her şeydir, batıldır, çirkindir. Ve Yüce Allah doğru söyleyeni de, yalancıları da elbette bilir. Çünkü hiç bir şey O’ndan gizli kalamaz.

“Andolsun, biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Allah, doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir.” (Ankebut 29/3)

Ve o günahkar yalancıları hiç sevmez, onları doğru yola asla iletmez.

“Her günahkâr yalancının vay hâline!” (Casiye 45/7)

 “Cehalet içinde gaflete dalmış olan yalancılar kahrolsun!” (Zariyat 51/10,11)

 “Yalanı, ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlar uydurur. İşte onlar, yalancıların ta kendileridir.” (Nahl 16/105)

“Bak, Allah’a karşı nasıl yalan uyduruyorlar. Apaçık bir günah olarak bu yeter.” (Nisa 4/50)

  “ … Şüphesiz Allah, yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez.” (Zümer 39/3)

“Kendilerine hainlik edenleri savunma. Zira Allah, hiçbir haini, hiçbir günahkârı sevmez.” (Nisa 4/107)

Yalan ve yanlış söz söyleyenler şeytanların dostudur ve şeytana kulak verenlerin sonu bellidir.

Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi? Onlar, her günahkâr yalancıya inerler. Bunlar da şeytanlara kulak verirler. Onların çoğu ise yalancıdır.” (Şu’ara 26/221-223)

“Bir de (şeytanlar), ahirete inanmayanların gönülleri bu yaldızlı sözlere meyletsin, onlardan hoşlansınlar ve işleyecekleri günahları işlesinler diye (bu fısıldamayı yaparlar).” (En’am 6/113)

En büyük yalancılar elbette dine, Allah’a, Kur’an’a ve Peygamber’e yalan söyletenlerdir, dincilerdir, münafıklar güruhudur, şeytan azmanlarıdır, müşrik, kafir, mürai ve münafıklardır, Allah’ın ayetlerini değiştirenler, o ayetlerle ve iman sahipleriyle alay edenlerdir. Hakikat er yada geç anlaşılacak ama o zaman belki hakikate dönmek için imkan ve zaman olmayacaktır.

“Azap size gelmeden önce Rabbinize dönün ve O’na teslim olun. Sonra size yardım edilmez. Farkında olmadan azap size ansızın gelmeden önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun ki, kişi, “Allah’ın yanında, işlediğim kusurlardan dolayı vay hâlime! Gerçekten ben alay edenlerden idim” demesin. Yahut, “Allah beni doğru yola iletseydi, elbette O’na karşı gelmekten sakınanlardan olurdum” demesin. Yahut azabı gördüğünde, “Keşke benim için dünyaya bir dönüş daha olsa da iyilik yapanlardan olsam” demesin. (Allah, şöyle diyecek:) “Hayır, öyle değil! Âyetlerim sana geldi de sen onları yalanladın, büyüklük tasladın ve inkârcılardan oldun.” Kıyamet günü Allah’a karşı yalan söyleyenleri görürsün, yüzleri kapkara kesilmiştir. Büyüklük taslayanlar için cehennemde bir yer mi yok!? (Zümer 39/54-60)

“Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların hâline! Vay kazandıklarından dolayı onların hâline!” (Bakara2/79)

“Şu’ayb, şöyle dedi: “Ey kavmim! Benim kabilem sizce Allah’tan daha itibarlı mı ki, O’na sırt çevirdiniz. Şüphesiz Rabbim sizin yaptıklarınızı kuşatmıştır. Ey Kavmim! Elinizden geleni yapın. Şüphesiz ben de (elimden geleni) yapacağım. Rezil edici azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında bileceksiniz. Gözleyin. Şüphesiz ben de sizinle beraber gözlüyorum.” (Hud 11/92,93)

“Allah’ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır. Nihayet onlara ansızın o saat (kıyamet) gelip çatınca, bütün günahlarını sırtlarına yüklenerek, “Hayatta yaptığımız kusurlardan ötürü vay hâlimize!” diyecekler. Dikkat edin, yüklendikleri günah yükü ne kötüdür!” (En’am 6/31)

“Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile âyetlerimizden gafil olanlar var ya; işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden, varacakları yer ateştir.” (Yunus 10/7,8)

İftira ise yalanın en zehirlisidir ve hayatları karartan, hak ve adaleti saptıran, haksızlığa sebep olan, ehil ve layık olanlara zulmeden bu halin apaçık ve büyük bir günah olduğunu da yine bize bildiren ayettir.

“Kim bir günah kazanırsa, onu ancak kendi aleyhine kazanmış olur. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Kim bir hata işler veya bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, şüphesiz iftira etmiş, apaçık bir günah yüklenmiş olur.” (Nisa 4/111,112)

“O ağır iftirayı uyduranlar, sizin içinizden bir güruhtur. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her biri için, işledikleri günahın cezası vardır. İçlerinden (elebaşılık ederek) o günahın büyüğünü üstlenen için ise ağır bir azap vardır.” (Nur 24/11)

“Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor; hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Hâlbuki bu, Allah katında büyük bir günahtır.” (Nur 24/15)

“İffetli ve (haklarında uydurulan kötülüklerden) habersiz mü’min kadınlara zina isnat edenler, gerçekten dünya ve ahirette lânetlenmişlerdir. İşlemiş oldukları günahtan dolayı dillerinin, ellerinin ve ayaklarının kendi aleyhlerine şahitlik edecekleri günde onlara çok büyük bir azap vardır.” (Nur 24/23,24)

 “Mü’min erkekleri ve mü’min kadınları işlemedikleri şeyler yüzünden incitenler, bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.” (Ahzab 33/58)

Yüce Allah yalancı inkârcılara, tıpkı zalimler ve kafirler gibi süre verendir. Böyle olması o yalancıların tövbesine imkan tanıması veya yalancılıkları artsın, helakleri hak olsun ve o yalancılara uyacaklar belli olsun diyedir.

 “Nimet içinde yüzen o yalanlayıcıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.” (Müzzemmil 73/11)

Ahiret hesabı, bu yaman yalancılar, Allah ile aldatanlar için elbette çok acı ve azap dolu olacaktır.

“Kötülüğe batanlar ise ne mutsuz kimselerdir! Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifirî bir gölge içinde!. Çünkü onlar, bundan önce (dünyada varlık içinde) sefahata dalmış ve azgın kimselerdi. Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.” (Vakıa 56/41-46)

“Hayır, günahkârların yazısı, muhakkak “Siccîn”dedir.  “Siccîn”in ne olduğunu sen ne bileceksin. O, yazılmış bir kitaptır. O gün yalanlayanların; hesap ve ceza gününü yalanlayanların vay hâline! Onu, ancak her azgın, günahkâr kimse inkâr eder.” (Mutaffifin 83/7-12)

“Şüphesiz biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkârcının, “Keşke toprak olaydım!” diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı uyardık.” (Nebe 78/40)

İnkar ederek yalanlamanın, Allah ile aldatmanın, dine yalan söyletmenin elbette suçu sadece yalancılık değildir ve saptırmış olmak nedeniyle saptırdıklarının ve gelecek nesillere ait ektikleri günah tohumlarının veballeri de o yalancılar üzerinedir.

“Böylece kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak, bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarının da bir kısmını yüklenirler. Dikkat et, yüklendikleri ne kötüdür.” (Nahl 16/25)

Bu yalanların topluma yayılmasına, yalancıların baş tacı edilmesine sessiz kalanlar da aynen zarar ve ziyana, zulme ortaktır.

“Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı. Zulmedenler ise içinde şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve günahkâr kimseler oldular.” (Hud 11/116)

Yönetici ve yetkili durumundakilerin bu sessizliği ve hatta bu işi kasten ve art niyetle yapmaları ise kahredici sonuçlar doğuracak kadar tehlikeli ve akıl dışıdır.

“İşte böyle, her memlekette günahkârları oranın ileri gelenleri kıldık ki oralarda hilekârlık etsinler. Hâlbuki onlar hilekârlığı ancak kendilerine yaparlar. Ama farkında olmuyorlar.” (En’am 6/123)

Doğrudur Allah, şirk hali ile ölmek dışındaki günahları dilediği kullar için affedebilir ama yalancılık ve iftiranın şirke bulaşmadığını söylemek ne mümkündür?

“Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bunun dışında kalan (günah)ları ise dilediği kimseler için bağışlar. Allah’a şirk koşan kimse, şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur.” (Nisa 4/48)

“Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındaki günahları, dilediği kimseler için bağışlar. Allah’a ortak koşan, kuşkusuz, derin bir sapıklığa düşmüştür.” (Nisa 4/116)

Kötü ve aşırı zanda bulunmak dahi dinen yasak edilirken, iftira ve yalanla hak yemek affedilir bir suç mudur? karalama ve ithamla akılları karıştıranların hak ettikleri-edecekleri mevkiler helal midir?

“Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.” (Hucurat 49/12)

Yüce Allah bu durumdaki yalancılara mevki ve makamları, servet ve imkanları ne olursa olsun itaat edilmemesini emrederken kullarını cehennem ateşlerine karşı uyarır.

“Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.” (Kalem 68/10-14)

 “O hâlde, Rabbinin hükmüne sabret. Onlardan hiçbir günahkâra ve hiçbir nanköre itaat etme.” (İnsan 76/24)

O halde?

Hakikati yalanla değiştirmeye kalkanlara, ayetleri değiştirip alay edenlere, Allah ile aldatanlara, dine yalan söyletenlere, dünya çıkarları için ahiretten vazgeçenlere aldanmak, onlarla bir olmak, onlara itaat etmek de aynen suça ortak olmaktır ki vebali büyüktür.

O halde?

Yüce Allah’ın onlara verdiği süreyi yanlış yorumlayarak onların servet ve güçlerine imrenmek yerine doğrusu az ama helal kazançlara şükredip, ateşlerden korunmak değil midir?

O halde?

Yalan ve iftira ile dünyevi birkaç şey kazanmak bizi ateşlere mahkûm edecekse bu fani hayatın süsleri için akıbetleri karartmaya gerek var mıdır?

O halde?

Gıybet, dedikodu, tehdit, şantaj, karalama ve ithamla hakikati saptırmaya, adaletle hükmedenleri öldürmeye kalkanları desteklemeye, onlara güç ve destek vermeye gerek var mıdır?

Netice olarak;

Hak ve hakikat dururken, adalet Allah emri iken, aldatmak şeytanlara mahsus iken, zulüm ve yalan üretenlere aldanmanın mazereti yok iken … vay o yalancıların haline, vay o yalancılara kananların haline, vay o yalanlarla gelecek nesilleri de tahakküm altına alıp günah tohumları ekenlerin haline?!

Bu yazıyı okudunuz mu?

siyonizm

Kur’an ayetlerini tersten okumak – Siyonizm

Kur’an ayetlerini tersten okumak – Siyonizm Bir önceki yazımızda “Kur’an hükümlerini tersten okumak” başlığı ile ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir