Anasayfa / ŞİRK VE KÜFÜR / Vebal ile yaşamak
imanilmihali.com
Vebal ile yaşamak

Vebal ile yaşamak

Vebal ile yaşamak

Vebal, sorumluluk, günahın sonucu, azabın gerekçesi, verilecek cezanın ta kendisidir. Bu vebal hem dünyada hem ahirette sürecek, hem şimdiyi, hem sonrayı etkileyecek, hem kendisini, hem toplumu yakacaktır.

Bu vebal, kötü çığır açanların, vefasızların, imkan varken tevbe etmeyenlerin, tevhid yerine şerre taraf olanların, ahiret yerine dünya süslerini seçenlerin vebalidir.

Beşeri olarak yapılan her şeyin zerrece haksızlık olmadan karşılığının verileceği din gününe kalmadan, bu dünyada tüm amel ve niyetlerin hesabı elbet sorulacak, sebep olunan neticelerin sorumluluğu boyunlara halka olarak elbet geçirilecektir.

Yani vebal dünyada kahır ve ahirette azap olarak sürecektir.

Cumhuriyete isyan, insanlık değerlerine küfür, hak ve adalete düşman olan her niyet, teşebbüs ve amel, hem Allah’ın hem kulların hakkına musallat olmaktır. Şehitlerin kan ve canlarına, verilen emeklere, dökülen kanlara, acı dolu yıllara, kurtuluş umutlarına darbe vurmak demek olan şerre destek elbette kimsenin yanına kar kalmayacak, Bir olan elbet hesap soracaktır.

Kur’an’dan, Nutuk’tan, Allah ile Aldatmak (Yaşar Nuri Öztürk)’dan habersiz milyonlar, okumamakla, öğrenmemekle, anlamaya çalışmamakla, kör vaziyette teslim olmakla ağır vebal altındadır.

Şirk dinini tanımayan, şeytanın ahdinden habersiz olan, iman lezzetine yabancı olan, İslam olmakla yetinen, mü’min olmaya çalışmayan ve bu sebeple cennetlere asla giremeyecek olanlar afsızlığa mahkum olanlardır.

Münafıklık eden, kalbinde sayısız put besleyen, tevhide ve takvaya kıymet vermeyen aldanmışlar vebalden kurtulamayacaktır.

Aklı kenara koyan, vicdanı dinlemeyen, kalbe fetva sormayanlar beraat edemeyecektir.

Tevbe yerine inkarı, dua yerine menfaati, teslimiyet yerine zulmü seçenler asla esenliğe varamayacaktır.

Fıtrata ve misaka vefasızlık edenler, FATİHA ile her rekatta Allah’a sadık kalacağına yemin ettiği halde imanı paraya değişenler asla saadete eremeyecektir.

Çula çaputa teslim olanlar, makam ve nefislere ilah diye tapanlar, dünya malı ve kişileri ilahlaştıranlar, sürüleşenler asla şefaate mazhar olamayacaktır. Çünkü şefaat sadece Allah’ın razı olduğu kullar içindir.

Hak ve adalet için, insanca yaşam için mücadele edenlere destek vermek yerine köstek olanlar, sessiz ama derinden şeytanların gölgesine teslim olmayı seçenler bu vebalden kurtulamayacaktır.

Yaşananlardan ders almayanlar, yaşanacakların müsebbibidir.

Hak, er ya da geç yerini bulandır, Allah hakkaniyeti emredendir, kainatın ilahi nizamı hak üzere olandır. Beşeri galibiyetlerle sevinip, ilahi boyutta kaybedenler, imanlarına sahip çıkmamakla, ahde vefasızlıkla, misaklarına-yeminlerine aykırı davranmakla asıl kaybedenlerdir.

Toplumun mağduriyetine sebep olanlar kul hakkı yemekle de, kamu haklarına sahip çıkmamakla da, vatan ve bayrağa sadık kalmamakla da vebal altındadır.

Yaşam fani, ahiret bakidir.

Yaşam uzun bir yolculukta sadece bir çay molası kadar kısadır.

Yaşam, ahiretin tarlasıdır.

Yaşam, vebal ve müjde biriktirilen tek yerdir.

Cehennemde ateş yoktur ve herkes ateşini bu dünyadan götürür.

Vebal, tevbe edilip hak yola dönülmedikçe boyunlara asılı kalandır.

Kul hakkı, tevbe ile temizlenemeyen kirlerin en katmerlisidir.

Yaşam, iman edip etmemek sınavıdır.

Vebal, imana sarılamayanların, müsterih olma hakkı imanla kalabilenlerindir.

Münafıklık, cehennemde kafirlerden de aşağıda azabın şiddetlisine razı olmaktır.

Vefasızlık, bu Cumhuriyet ve vatanın her türlü nimetlerinden istifade ederken irtidat etmek, vefasızlık etmek, bu günleri sağlayanlara ihanet etmektir.

Vebal, camilerde hür okunabilen ezan seslerinin, özgürce okunmasına imkan sağlayan Atatürk ve dava arkadaşlarına vefa göstermemektir.

Vebal, ahiret mizanında boyunlarda ateşten halkalar olarak yakacak olandır.

İman, mü’minleri esenliğe kavuşturacak, yolunu aydınlatacak nurdan halkalardır.

Karanlık, şeytanın davet ettiği yolların hali, ışığın düşmanı, kötü akibetlerin ayak sesleridir.

İman etmeden kimse cennete giremeyecek, veballer ödenmeden kimse sorgudan kaçamayacak, yenen haklar sahiplerine iade edilmedikçe beraat edilemeyecek, Allah rızasına mazhar olunamadıkça kimse şefaat göremeyecektir.

Niyet, teşebbüs ve amellere şahit Allah, kötüyü de iyi olanı da bilen, kalpleri okuyan, nefislere şahit olandır ve nefisler hesap sorucu olarak yetecek, günahkarlara günahlarından sorulmayacaktır bile.

Bekleyin ve görün ki iradelerin yarattığı tercihlerin açıtığı karanlık yollar kapanmadıkça o karanlıklara sebep olanların da vebali artarak sürecektir.

Kalpler, şerle kararır, hırs ve kibirle taşlaşır, dünyaya meyletmekle çirkinleşir nihayet imansızlıklarla mühürlü hale gelir. O andan sonra da o kilitleri bir daha kimseler açamaz.

Çünkü Allah’ın yardımı mü’minleredir.

Makam ve para için kişilere, varlıklara, nefsielre tabi olanlar ise vebalin ortakları ve can dostlarıdır.

Vebal ile yaşamak kul için en ağır cezadır, kalbi sıkan, kurtuluş umutlarını yok edendir ve dünyanın tüm servetleri bu şeytanlaşan ama acı veren batıl teslimiyeti ve kalp ağrısını ortadan kaldıramaz.

İman sahipleri ise müsterih ve huzurlu vaziyette, denemiş, çalışmış ve niyet etmiş ama başaramamış vaziyette de olsalar rahattır, esenlikten ümitlidir, kalpleri ferahtır. Ve bu ferahlık dünyanın tüm nimetlerinden daha kıymetlidir.

Bu vebal, hakikati idrak edemeyenlere, Kur’andan feyz alamayanlara, aldananlara, gerçeği bildiği halde halkı aydınlatmayanlaradır.

O halde asıl kazanan kimlerdir?

Bu yazıyı okudunuz mu?

Müşriklerin dinine göre kafir olanlar

Müşriklerin dinine göre kafir olanlar

Müşriklerin dinine göre kafir olanlar Müşrikler, şeytanın şirk dinine tabi, Yüce Allah’a varlık, yaratış ve ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir