Anasayfa / BAŞ YAZILAR / Yağmur bir imtihandır
imanilmihali.com
Yağmur bir imtihandır

Yağmur bir imtihandır

Yağmur bir imtihandır

“Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır.” (Bakara 2/164)

Allah, Rahman ve rahim olandır. Rahmeti ve merhameti her yeri kuşatan, hayat veren, hayatı en küçük zerresinden en büyük parçasına kadar yaratandır. O, hayatı sürdüren, her an yeni bir oluş ve yaratışta olandır.

“Göklerde ve yerde bulunanlar, (her şeyi) O’ndan isterler. O, her an yeni bir ilâhî tasarruftadır. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?” (Rahman 55/29,30)

Yağmur, tek başına bile, Rabbimizin sonsuz kudret ve ilminin ispatı, şefkat ve merhametinin göstergesi, O’na duyduğumuz imanın haklı delilidir. Yağmur, beşeriyetin akıl sığdıramayacağı kadar ilahi bir nimet ve imansız gönülleri kapkara edecek kadar ‘Allah’ın varlığının ve Tek’liğinin’ en büyük ispatlarından biridir.

“Allah’ın varlığının delillerinden biri de şudur: Sen yeryüzünü boynu bükük (kupkuru) görürsün. Onun üzerine yağmuru indirdiğimiz zaman kıpırdar kabarır. Şüphesiz ki, onu dirilten, elbette ölüleri de diriltir. Şüphesiz O, her şeye gücü hakkıyla yetendir.” (Fussilet 41/39)

İmanlı gönüller su ve yağmur ile içlerini ısıtır, bereket ve rızkın, rahmet ve gazabın onunla alakalı olduğunu bilir, yağmura sıradan bir tabiat olayı gözü ile bakmazlar. Onlar bilirler ki; su hayatın en temel kaynağıdır, suyu pisliklerden arındırıp buhar halinde göğe yükselten, tonlarca buharı havada asılı tutan, rahmet veya gazap yüklü bulutları istediği yere gönderen, buhar ve sıvı haldeki o muazzam bulutları siyah-beyaz-gri yapan, o sıvı dolu bulutlardan elektrik ve ateş çıkartan, bulutu yeniden su haline döndürüp ılık, yumuşak, içilebilir halde toprağa geri gönderen Allah’tır.

O, yağmur suyu ile yeryüzünde debelenen tüm canlılara hayat veren, suyu dilediği yere ulaştıran, suyun bir kısmını depolayan, dereleri, nehirleri var eden, akan suyu yeniden göl ve denizlerde toplayarak bir sonraki yağmur için buharlaştıran yine O’dur.

“O, gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek için ateşte erittikleri şeylerden de böyle köpük olur. İşte Allah, hak ile batıla böyle misal getirir. Köpüğe gelince sönüp gider. İnsanlara yararlı olan ise yerde kalır. İşte Allah, böyle misaller verir.” (Rad 13/17)

O, bereketi ve rızkı ile dilediğine rahmetini, şimşek ve yıldırımı ile dilediğine gazabını yollayandır.

O, gök gürültüsünü, şimşeği, yıldırımı bir ayet olarak kalplere, kulaklara yerleştirendir. O, gök gürültüsü ile inanan kalplere rahmet ve ümidi, iman etmeyenlere korku ve endişeyi bahşedendir. O, yıldırımları ile dilediğini yakalayan, geceyi gündüz gibi aydınlatandır.

“O, korku ve ümit vermek için size şimşeği gösterendir, yağmur yüklü bulutları meydana getirendir. Gök gürlemesi O’na hamd ederek tespih eder. Melekler de O’nun korkusundan tespih ederler. O, yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. Hâlbuki O, azabı çok şiddetli olandır.”(Rad 13/12,13)

“Andolsun, senin kavmin, belâ yağmuruna tutularak yok edilen kente uğramışlardır. Yoksa onu görmüyorlar mıydı (ki ibret almadılar)? Hayır! (Görüyorlardı fakat) tekrar dirilmeyi ummuyorlardı.” (Furkan 25/40)

“Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır.” (İbrahim 14/32)

“Rabbim, yeryüzünü size beşik yapan, orada size yollar açan ve size gökten yağmur indirendir.” Böylece onunla sizin için yerden türlü türlü bitkileri çift çift çıkardık.” (Ta’ha 20/53)

“Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan, sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir.” (Hac 22/5)

“Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler. Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak hâlinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır. Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.” (Bakara 2/18-20)

“Korku ve ümit kaynağı olarak şimşeği size göstermesi, gökten yağmur indirip onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesi, O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir toplum için elbette ibretler vardır.” (Rum 30/24)

O, susuz, sevgisiz, imansız ve minnetsiz gönülleri kurak çöllere çevirdiği gibi, kurak kalpleri hidayetiyle cennetlere çevirdiği gibi, susuz çölleri dilerse vaha, vahaları susuzluğuyla dilerse çöle çevirendir.

Hayatın, bedenin, yaşamın dörtte biri olan suyu gökten ufak damlalar halinde, hafif, tatlı, miktarınca gönderendir. O, suyu dilediği zaman kar, dilediği zaman dolu haline çeviren, o doluyu dilediğine isabet ettirendir.

“Görmez misin ki Allah, bulutları sevk eder. Sonra, onları kaynaştırıp üst üste yığar. Nihayet yağmurun, onların arasından yağdığını görürsün. O, gökten, oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de geri çevirir. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alacak.” (Nur 24/43)

“Dünya hayatının hâli, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hâli gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü (o bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada, geceleyin veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (afetimiz) geliverir de, bunları, sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi, kökünden yolunmuş bir hâle getiririz. İşte düşünen bir toplum için, âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz.” (Yunus 10/24)

O, yağmuruyla kulunu temizleyen, güvenlik veren, kalpleri pekiştiren, iblisin vesveselerini gideren, ayakları sağlam bastırandır.

“Hani (Allah) kendi tarafından bir güvenlik olarak sizi hafif bir uykuya daldırıyor; sizi temizlemek, sizden şeytanın vesvesesini gidermek, kalplerinizi pekiştirmek ve ayaklarınızı sağlam bastırmak için üzerinize gökten yağmur yağdırıyordu.” (Enfal 8/11)

Nuh ve Lut kavmi gibi Hud kavminin de helakı gazap getiren bulut ve yağmurla olmuştur. İlahi emirle yağan ister taş, ister dolu, ister su olsun yakalayacağını yakalar ve yapacağını yapar.

“Hûd, “(Bu konudaki) bilgi ancak Allah katındadır. Ben size, benimle gönderileni tebliğ ediyorum. Fakat ben sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum” dedi. O azabı vadilerine doğru yayılan bir bulut olarak gördüklerinde, “Bu, bize yağmur getiren bir buluttur” dediler. Hûd, “Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde elem dolu azabın bulunduğu bir rüzgârdır” dedi. “O, Rabbimin emriyle her şeyi yerle bir eder.” Derken evlerinden başka hiçbir şeyleri görünmez hâle geldiler. İşte biz, suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız. (Ahkaf 46/23-25)

Çünkü yağmur başıyla sonuyla bir imani imtihan vesilesidir.

“Yine de ki: “Bana şöyle de vahyedildi: ‘Eğer yolda dosdoğru olurlarsa, mutlaka onlara bol yağmur yağdırırız ki bununla onları imtihan edelim. Kim Rabbinin zikrinden (Kur’an’dan) yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe yükselen bir azaba sokar.” (Cin 72/16,17)

Çünkü yağmur yaşam ve ölümün her gün gözler önünde cereyan eden ayetidir.
Çünkü yağmur; Allah’a ve ahirete imana davet eder.
Çünkü Yağmur bir imtihandır.

“Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi şüphesiz yalnızca Allah katındadır. O, yağmuru indirir, rahimlerdekini bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.” (Lokman 31/34)

“Rüzgârları, yağmurun müjdecileri olarak göndermesi, Allah’ın (varlık ve kudretinin) delillerindendir. O, bunu, size rahmetinden tattırmak, emriyle gemilerin yol alması, O’nun lütfundan rızkınızı aramanız ve şükretmeniz için yapar. Andolsun, senden önce biz nice peygamberleri kendi kavimlerine gönderdik. Peygamberler onlara apaçık mucizeler getirdiler. Biz de suç işleyenlerden intikam aldık. Mü’minlere yardım etmek ise üzerimizde bir haktır. Allah, rüzgârları gönderendir. Onlar da bulutları harekete geçirir. Allah, onları dilediği gibi, (bazen) yayar ve (bazen) yoğunlaştırır. Nihayet yağmurun onların arasından çıktığını görürsün. Onu kullarından dilediklerine uğrattığı zaman bir de bakarsın sevinirler. Oysa onlar daha önce kendilerine yağmur yağdırılmadan evvel kesin bir ümitsizliğe kapılmışlardı. Allah’ın rahmetinin eserlerine bak! Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor. Şüphe yok ki O, ölüleri de elbette diriltecektir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.” (Rum 30/46-50)

“(Ey Muhammed!) De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. Selâm onun seçtiği kullarına.” Allah mı daha hayırlıdır, yoksa onların ortak koştukları mı? Yahut gökleri ve yeri yaratan ve size gökten yağmur indirip, onunla, ağaçlarını sizin yetiştiremeyeceğiniz gönül alıcı güzel bahçeler meydana getiren mi? Allah ile birlikte başka ilâh mı var!? Hayır, onlar (Allah’a) eş tutan bir kavimdir.” (Neml 27/59,60)

Mü’min yağmurun ilminin sadece Allah’ta olduğunu, Allah’ın yağmur dualarına cevap vereceğini bilen, hava tahminlerinin sadece tahmin olduğunu idrak edendir.

Mü’min suyun, bulutun, yağmurun bir nimet olduğunu, gök gürültüsünün meleklerin bir tesbihi olduğunu bilendir.
Mü’min suyun yeşerttiği ve zamanın kuru ve sapsarı hale getirdiği bir otu görerek kendi hayatına yol çizen, tevbe ve istiğfar ile bu hayatın faniliğine emin olandır.

Mü’min yağmura rızık ve nimet ama aynı zamanda gazap ve elem vasıtası olarak bakabilendir.

Mü’min gök gürültüsü ve şimşekte Allah’ı anan, yağmur için şükreden, kâfirlere isabet eden musibet ve gazaplarda Allah’a daha çok tevekkül edendir.

Mü’min; rüzgâr, bulut ve yağmurun bir imtihan vesilesi olduğunu bilendir.

Allah bizleri yağmursuz, rızıksız ve bereketsiz bırakmasın! Amin.

Yağmur bir imtihandır

Bu yazıyı okudunuz mu?

Dinen nankörlük ve nankörler

Dinen nankörlük ve nankörler

Dinen nankörlük ve nankörler Dinen Nankörlük; nimet verene itikatsızlık veya saygısızlık, şükretmemek, hayatı bahşedene riayetsizlik ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir