imanilmihali.com
Yalan ve vebali

Yalan ve vebali

Yalan ve vebali

Yalan; doğru ve hak olmayan, saptırılmış, gizlenmiş, alıkonulmuş, üzeri örtülmüş gerçektir. Vebali de, cezası da büyüktür. Çünkü hakikati ve hak olanı gizlemekle batıla hizmet eder, gerçeğin öğrenilmesini engellediği için toplumun doğru bilgiye ulaşmasını engeller, doğru karar verilmesine mani olur, toplumu inkar, şüphe, tereddüt ve inanmamaya sevk eder.

Yalanın en büyüğü muhakkak Rabbimize, Kur’an’ına, Peygamberine karşı söylenenidir ve zulümdür.

Gelmiş geçmiş tüm kitap ve peygamberler yalanlanmış ve hatta öldürülmüştür. Bu, şirk müptelası çıkar odaklarının, yaşadığı menfaat kaybını engellemek istemelerinden ve kurdukları sömürü sisteminin değişmesini istememelerindendir.

Kişilere yalan söylemek ise; hakkı saptırmak ve yok etmek, adaleti sekteye uğratmak, toplumsal huzur ve ahengi bozmak, ehliyetsiz ve liyakatsiz olana avantaj sağlamak demek olduğundan sonuçları itibarıyla aynen zulümdür.
Yalan söyleyen ise muhakkak ki dini akidesi itibarıyla zayıf ve inanç itibarıyla şüphecidir.

İftira, gıybet, dedikodu, aşırı zan, gerçeği saklamak gibi türevler yalanın maskelenmiş ve değişik ambalajlara sokulmuş halidir. Yalancı, yalan söyleyerek kendisine veya bir kesime haksız menfaat sağladığı sürece, o yalanın sonuçları ona haram ve yaptığı iş büyük günahtır.

Yalan Rabbimize ve ilahi sistemine yapıldığı zaman zaten inkâr ve isyandır. Bu küfrün de ötesinde şirk kapsamındadır çünkü ahirete ve hesaba iman etmemeyi de kapsar. Kişilere karşı söylenen yalan ise bıraktığı etki nispetinde vahimdir.

“İnkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.” (Bakara 2/39)

“Artık bundan sonra Allah’a karşı kim yalan uydurursa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.” (Al-i İmran 3/94)
Yalan sadece söz değil aynı zamanda bir ameldir ve ameli bozuk olanın imanı da zayıf demektir. Münafık karakteri yalana ve yalancıya en güzel örneklerdendir.

“İnsanlardan, inanmadıkları hâlde, “Allah’a ve ahiret gününe inandık” diyenler de vardır. Bunlar Allah’ı ve mü’minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir. Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır.” (Bakara 2/8-10)

Yazık ki şeytanın sayısız hileleri ile yalanı yadırgamaz ve yalancıya itibar eder hale getirilmiş toplum, yalan günahının vebalini umursamaz ve yalan sözü fark edemeyen insanlarda yalan söylemeye başlar haldedir. İnanmak değil kanmaktır bu ve kandırmak şeytanın işidir. Kanmamak ise mü’minin erdemidir ve kananlar akıllarını kullanamayanlardır.

Yalan uyduran ve aşırı zan ile iş yapanların çokluğu her zaman diliminde toplumları etkilemiş ve iyiliğin yere egemen olmasına mani olmuştur.

“Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar.”(En’am 6/116)

Yalan söyleyenin toplumda ayırt edilip tenkit ve tecrit edilmemesi, şahitlikten men edilmemesi, yalanının gerçeğe üstün kılınması, o yalan uzantısında sayısız pek çok yalanın daha kuyruklanması, yalanın gelecek nesillere varan derinlikte etki etmesi yalan söyleyenlerin olduğu kadar o yalana kanan ve yalancılara destek verenlerin de vebalidir.
Toplumun hakikate ulaşmasına mani olan yalan, hakka, ölçüye, adalet ve eşitliğe vurulmuş en büyük darbelerdendir ve zulümdür. Yalancılar ise iman denizinden damla nasip almamış, toplumun imanıyla, diniyle alay edenlerdir.

Kendisine ulaşan bilginin doğruluğunu araştırmayan, sorgulamadan doğru kabul eden, Kur’an’a ve kalbine müracat etmeyenler ise aklını kullanamayan veya yalancının tarafında olanlardır.

Nihayetinde yalan bir söz ve ameldir. Yani söyledim ama o işi yapmadım demek mazeret değildir. Çünkü o yalana inanan insanlar müteakiben davranış, tepki veya amel anlamında mutlaka bir eylem yapacak ve söz diye geçiştirilen eziyet amel olup çıkacaktır. Dahası yalan söyleyenin hareketi sadece söz değil davranıştır, yani kötü ameldir.

Özetle; yalan hak ve adil olana ihanet, doğru olana eziyet, insanlara ve Rabbimize zulümdür. Nereden bakılırsa bakılsın şaka, abartma, aşırı gitme, dedikodu gibi ufak şeylerden iftira, gıybet, ve bizzat yalan gibi büyük günahlara kadar amellerin vebali, bıraktıkları etki ile doğru orantılıdır.

Kimse bilmese de doğruyu bilen elbet vardır ve O bir gün elbet hesap soracaktır.

Kimse yalana savaş ilan etmese de yalana teslim olmayacak birisi elbet vardır.

Kimse yalancıya sırt çevirmese de yalancıya azabı tattıracak birisi elbet vardır.

O, Allah’tır. Cenab-ı Hak’tır.

Mü’min, yalanı ayırt etmek, haber ve sözleri Kur’an eleğinden geçirmek, aklıyla sorgulamak mecburiyetindedir.

Kimsenin kimsenin günahını üstlenemeyeceği günde, yalan olduğunu bilmiyordum deme şansı yoktur. Çünkü Kur’an yanı başımızdadır.

Günlük hayata ilişkin kimselerin şahit olmadığı hususlarda söylenen yalanları ayırt etmek zor olsa da Allah elbet yalancıların ayaklarını dolandıracak ve tuzaklarını başlarına geçirecek olandır.

Şahitlik etmekten, yalanı ifşa etmekten, hakkı ifade etmekten korkan ve çekinenler ise imanları zayıf olan aldanmışlardır ki yaptıkları iş hakka ihanettir. Allah dostlarının ise yapması gereken Allah için adaleti dimdik ayakta tutmaktır.

Yalancıların ardı sıra yürüyen sürüler ise Kur’an nurunu inkar eden, aklını kullanamayan zavallılardır ve ceremesi elbet olacaktır.

Hak kazanacak ve batıl yok olacaktır. Yalan, sadece batıla hizmet eder. Hak ise hakikattir, gerçektir, doğru ve adil olandır.

Dünyevi işlerde yalan bir takım fani faydalar sağlasa da baki hayata bir şey kazandırmaz ve ilahi huzurda boyunları büktürür.

İman edip yalancıya mağlup olmak, hakikati dile getirmekten korkmak olmaz. Mü’min tercih yapmak zorundadır ve bu tercih daima haktan yana olmak zorundadır.

Tercihini yalan ve yalancıdan yana yapanlar ise zaten akibeti karanlık olanlardır.

Yalan yere yemin etmek ise bu satırlara sığmayacak kadar vahim ve büyük bir konudur ki yalandan çok öte birşeydir. Hele ki Allah adına yemin etmek sadece bir tek yalan yeminden bile kulu ateşlere mahkum eder.

Rabbim, mü’minlere yalan ve yalancıları tanımayı nasip etsin.
Rabbim, mü’minleri aldanmaktan ve aldatmaktan muhafaza eylesin.
Amin!

Yalan ve vebali

Bu yazıyı okudunuz mu?

vicdan

Vicdan Allah’ın kalplere koyduğu adalet terazisidir

Vicdan Allah’ın kalplere koyduğu adalet terazisidir Vicdan kalp sesidir. Dinleyene de dinlemek istemeyene de aynı ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir