Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Yanlış dini algılar – İmansızlık gafleti
imanilmihali.com
Yanlış dini algılar – İmansızlık gafleti

Yanlış dini algılar – İmansızlık gafleti

Yanlış dini algılar – İmansızlık gafleti

Konuya evvela algının ‘birey veya toplum üzerinde yaratılmak istenen maksatlı ve çoğu zaman zararlı etki’ olduğunu hatırlatarak başlamak lazım gelir ki ‘dinin’ bugün zararlı algılar ve hurafe bombardımanı altında yeryüzünde geldiği nokta ‘dinsizliği-ateizmi’ aratacak mahiyettedir. neden ve nasılı biraz aşağıda bahsolunacak bu konu elbette Kur’an dini İslam için de geçerlidir ve acı olan en büyük münafıklar maneviyatı güçlü İslam toplumlarından çıkmaktadır.

En başta İslamofobi diye anılan sahte ve temelsiz İslam düşmanlığından bahsederek konuya girersek, batının hedefe oturtmak ve bu sayede kanını emmek istediği İslam topraklarında hem de bizzat o İslam ülkelerinin aydınları marifetiyle yarattığı menfi hadiseler, bu hadiselerin batı dünyasındaki çarpıtılmış yansımaları nedeniyle dünya üzerindeki İslam olmayan toplumların tamamı neredeyse İslam’ı terör ile aynı cümlede kullanır haldedir.

Buna etken öncelikle İslam’ı şahsi çıkarlarına alet eden kansız Müslüman müsveddeleri, dinden gelir ve imkan elde eden imansız tacirler, dini bilmeyen, Kur’an’ı anlamadan okumakla cennete gideceğini sanan gafiller, cihadı terörle karıştıran ayet yoksunları, İslam’ı şekilciliğe mahkum eden kopyacılar, samimiyetten uzak alimler ve aydınlar, nihayet İslam’ın son ve tek olduğunu unutup diğer dinlere eşit hak ve paydayı vermeye çalışanlardır.

Bir türlü bir olamayan, iman kardeşliğini tesis edemeyen İslam ülkeleri hakikati aktarmak ve anlatmakta acizse buna sebep mezheplere bölünmüş olmaları ve çıkar kavgalarıdır. Çoğusu tek kişilik yönetimlerle idare edilen bu ülkeler aynı Allah ve Kur’an’a, aynı Peygamber’e tabi bir diğer kişi veya ulusu din dışı görmeye çalışırken, dünya bu bölünmüş Müslüman camianın tamamına meydan okuyabilmekte, bilim ve akılı çoktan kenara koymuş Müslüman ülkeler, dışa bağımlı halleri ile çoğu zaman tehditleri fark edemez bir gafletle hala uyumaktadır.

Bu sayede yaban otlarından ve münafıklardan temizlenemeyen İslam erdirici olamamakta, prangaları kalınlaştırmakta ve zulme rıza göstermeyi emreder hale gelmektedir.

Dışarda durum buyken din ve ülke içi en büyük algı üreticileri şüphesiz münafıklardan teşkil imansızlar çeteleridir ki dindeki adı dinciler (dinde olmadığı halde dindeymiş gibi davrananlar ve dinden menfaat elde etmek için her şeyi mübah sayanlar) olan bu grup dine en büyük zararı vermektedir.

Hurafeleri, arap örflerini, israiliyatı ve siyonizm kırıntılarını din diye pazarlayanlar, Hz. Peygamber’e, dine, Kur’an’a hatta haşa Allah’a yalan söyleten bu gafiller marifetiyle İslam hobileşmeye yüz tutmuş, tanınmaz hale gelmiş ve Kur’an’dan uzaklaşmıştır. Anlaşılmaz bir vaziyette hükümleri yumuşatılmak istenen, emirleri telaffuz ve tanımlarla değiştirilen, tahrif edilen Kur’an meal ve tefsirleri ile halk zaten anlamadan okumaya mecbur edildiği Kur’an ile arasına kalın duvarlar örmüş haldedir. Kur’an ile yeniden doğmak şansı dahi elinden alınan İslam aleminin kurtuluşu bu nedenle zaten sadece Allah’a kalmıştır.

İslam üzerine yaratılmak istenen algıların mahiyetini anlamak için medyaya, ekranlara, demeçlere ve kural-kanunlara bakmak kafidir. Azıcık Kur’an nasibi tüm kullar görecektir ki İslam hukuku ile yazılı hukuk birbirine ters, İslam ahlakı ile toplumsal ahlak birbirine çokça uzaktır.

Mini etekli kızların, erkeklerle oynaşmasından, babasız çocukların teşvik edilmesinden eşcinsellerin baş tacı edilmesine, hırsızların efendileştirilmesine, ne olursa olsun zenginleşmek gerektiğine, bazılarının kanundan üstün olduğuna, esas korkunun ahiret hesabı değil ölüm korkusu olduğuna dair daha pek çok algı toplumu esir almış haldedir. Haram ve günah kapılarını tozpembeye boyayan, affeden, özendiren bu zihniyetin ötesi cinayetleri masum ve makul göstermek, servetle şımarmayı ve yeryüzünde bozgunculuk etmeyi alkışlamak olarak devam eden bir süreçtir.

Kur’an üstüne yemin edemeyen, dini çıkar için kutuplaştırıp ayrıştıran bu zihniyetin yarattığı en büyük algı ötekileştirmek ve düşmanlaştırmaktır ki evvela mezhepsel başlayan bu hal sonraları tarikatlaşmalara uzanıp, sonunda Müslümanlar arası çatışma ve savaşa uzanmakta, diğer mezheplere terör ile saldırmaktan çekinmeyen illegal örgütlere devletlerce de destek verilmektedir.

İman kardeşliğini yaralamakla kalmayan bu durum neticesinde batı zaten bölünmüş ve algılarla paylaşılmaya hazır hale gelmiş İslam âlemini küçük lokmalarla her geçen gün biraz daha yutmaktadır. Altındaki su yavaşça ısıtılan kurbağa gibi İslam âlemi hala sıcak suyun farkına varamamakta, bunda sakınca görmemektedir lakin az zaman sonra istese de o kaynar sudan çıkamayacak hale geleceğinin idrakine hala varamamaktadır.

Din içinde sembolleri sıkça kullanan algı operatörleri değişik şekilci yaklaşımlarla dini sembolik örtü, sakal ve teşbihlere indirgemekle, namazı cennet için kafi diye lanse etmekle akılları esir alırken, tarikatların müridlerine sağladığı beşeri imkanlar paraya tapar haldeki bireyleri şirkin tam ortasına atmaktadır.

Hollywood türü şeytani film üreticilerin filmlerindeki şeytani sembol, mana, reklam ve algıların farkında dahi olmayan, kazanan kahramanları alkışlarken aslında o kazananların insanlığa düşman şeytan orduları olduğunu idrak dahi edemeyen İslam dünyası, film, gazete, televizyon ve bilgisayarla, cep telefonlarıyla şekillendirilirken yeni dünya düzeni denen şeytan tezgâhına hazır hale getirilmekte, İslam ve Allah dininin ortak adı olan tevhid yerini yavaş yavaş insan eliyle yazılan, büyü ve sınırsızlık bezeli, vebal ve hesaptan uzak bir beşeri dine terk etmektedir.

Satanizm, siyonizm, ateizm türü sapıklıklar, insanı merkez alan ve fıtratı tesadüfe bağlayan sözde uzay ötesi arayışlar, ufo yalanları, mistik ve kehanet dolu zırvalarla ayetlerin emir ve işaretleri yok sayılırken, kitleler ilahi olmayan bu zırvaları kabul eder hale getirilmektedir.

Elhamdülillah Müslümanlardan teşkil ülkemizde de (!) durum çok farklı değildir.

Anılan bu zararlı ve sahte algıları yaratmak için sayısız insanın, sayısız proje ve gayretle uğraşması, sayısız harcamaların yapılması boşuna değildir. Çoğusu dış kaynaklı ama muhakkak içten destek ve güç alan bu algı merkezleri eliyle özellikle çocuklar ve gençler hedef alınmakta, evladına dini ve Kur’an’ı öğretmekten aciz sözde Müslüman aileler bezden kestikleri yavrularını sevap umuduyla ve anne babalık görevini yapmış olmanın (!) huzuruyla tarikat ve kurslara kurban ederken, oralardaki tecavüz ve tacizlere bile isyan edersem günah olur yahut menfaat kaybına uğrarım korkusuyla, yahut üç kuruş para alarak susmayı tercih edip ses çıkaramaz hale getirilmektedir. Bu trafik kazalarında katledilen masumlar için de, bebek yaşta evliliğe ve anneliğe zorlanan kız çocuklar için de aynıdır.

Şeytanı mitolojik bir kahraman, siyonizmi masal, şirki sirk sanacak kadar aptal cehalet orduları tevhidi ve şefaati yeşil masallarla yaşayıp, ecele imansız gitmekle düştüğü gafletin farkında bile değildir.

Oysa Allah’ın ilk emri Kur’an’ı anlayarak okumak ve ikincisi iman etmektir. İbadetler, salih amel ve niyetler dahi çok sonradır. Lakin ilk iki devasa farzdan habersiz İslam alemi, ülkemiz dahil, diğer tali ibadet ve amellere meylederek cennetlere varacağına inandırılmıştır ki bu yanlıştır.

Çünkü cennetler sadece iman edenler, Kur’an dostu ve Allah r-tarafında olanlar içindir ki bunların adı mü’minlerdir.

Sıradan Müslümanlar işte bu Kur’an ve imandan nasipsiz halde eceli beklemekte, yaratılan algıları akıl ile sorgulamak zahmetine dahi girmeden şekli İslam’a tabi olmakta, bu cehaletleri sebebiyle de her türlü hurafe, örf, alışkanlık, arabizm ve israiliyat kokulu menfiliği dinden saymaktadır.

Kur’an’ı okumadığı ve anlamadığı için emir ve yasaklardan, Allah’ın sınırlarından, helal ve haramlardan habersiz bu kitlenin zaten dinin erdiriciliğinden nasiplenmesi de mümkün değildir.

Sonuçta algı yaratıcıların niyeti İslam’ı ve Türklüğü yerlerde sürümektir ki asıl suçlu onlardır. Lakin aldanan ve kanan milyarlarca insanın hiç mi suçu yoktur? Kanmak ve aldanmak cehalet, gaflet ve hatta hıyanetten kaynaklanırken, aldatıcıların oyununa gelen, şeytani ve nefsi fısıldamaları hayata tatbik eden, terbiye ve ahlaktan yoksun, dini akidesi zayıf, imanı ve şirki tanımayanların vebali algı yaratanlardan daha mı azdır?

Din adına cinayet ve şiddet ve terör üretenlerin, aldandıkları algıları yaratanlardan daha fazla vebali yok mudur? Din içi mezhepler, hizipler, tarikatlar yaratan, müridlerini güdümlü füze gibi masumlara salan, devleti ve toplumu ele geçirmeye çalışanların günahı yok mudur? Din içi ve dışı aydınlatmakla görevli aydınların sessiz kalışları ve susuşları karşılıksız mı kalacaktır ahiret yurdunda? Diyanet işleri başkanlığı hırsızlık ve haramı men eden bir tek fetva veremezken görevini yapmış mı sayılacaktır? Masonik sembolleri ekranlarda çokça sergileyen sözde dizi yapımcılarının verdiği mesaj Allah’tan saklı mı kalacaktır?

O algı operatörlerinin hesabını elbet Allah bu dünyada ve ahirette görecektir ve bizleri çokça ilgilendirmez. Evet, bunlarla mücadele en azından sessiz boykotlar caizdir ama asıl gereken kanmamak ve aldanmamaktır ki bunun için tek mehaz Kur’an, tek rehber Hazreti Peygamber ve tek yol İslam’dır.

Dövmelerle, göbeği açık gömleklerle, lüks ve israfa gebe moda etkilerini beyinlere kazıyan algı merkezlerinin reklam ve gölgelerine kanıp sıradanlaşmak ve temel meziyetleri terk etmek dine en büyük zarardır ve bu her ne kadar kişisel bir gaflet olarak görünse de toplumsal ve devasa bir sorundur. Beka ve gelecek ile doğrudan etkilidir.

Bugün kaybolan çocukların yarısı tecavüz edilmiş ve diğer yarısı organ yedek parçası yapılmış halde bulunuyorsa toplumun ahlak ve inanç seviyesi iyi tetkik edilmelidir.

Kur’an’i hükümler bakımından İslam ülkeleri batı dünyasından yüzlerce sıra gerideyse bunu çok iyi hesap etmek gerekir.

Bugün adım başı bir cami varken toplum çalmayı, karalamayı, dedikoduyu, tacizi, cinayeti, terörü, hortumlamayı, yalan ve iftirayı, haksızlık ve adaletsizliği BANA DOKUNMAYAN YILAN BİN YAŞASIN mantığıyla sessiz kalıp adeta tasvip ediyorsa … yapılacak çok şey var demektir.

Emin olunmalıdır ki toplum bir ay gazete, televizyon, bilgisayar, cep telefonu ve diğer teknolojik aletleri kullanmasa yeryüzündeki ahlak seviyesi en az beş kat artacaktır. Konunun en bariz özeti budur.

Kişisel bazda bunu denemek şarttır. Bu hal en azından yaratılmak istenen algıları engelleyecek, aklı refaha çıkaracak, kaybedilen değer ve zamanları hatırlatacak, sevgi bağlarını güçlendirilecek ve görülmeyenleri görünür hale getirecektir.

Şeytani figürlerle bezeli kaşe kağıda baskılı çizgi romanları maliyetinin altında satan üreticileri neden sorgulamayız? Neden uyanmayız? Bilmez miyiz ki o dergilerin sponsorları milyon dolarlar akıtarak kar etmeyi değil, algı ile etkilemeyi istemektedir.

Açık saçık dergileri piyasaya sürenler, alkol, uyuşturucuyu nakletmek için çaba harcayanlar, uluslararası kuruluşlar eliyle İslam alemini gayrimüslim şartlara zorlayanlar dost değildir, Allah dostu hiç değildir.

Bu nedenle onlara yakınlaşmak, onlarla dost olmak, onlarla oturup kalkmak dahi onlarla aynı maksadı paylaşmak demektir ve bunun vebali en az aldanan ve kananlar kadardır.

O halde her şeyin başı eğitimdir, acizliği kabul etmektir, yanlıştan dönmektir, tevbe ile Kur’an’a geri dönüp, iman ile yeniden yapılanmaktır.

Açlık ve sefaleti engellemek için değil de paraları filmlere, uzay araştırmalarına, laboratuvar çalışmalarına sevk edenler, GDO’lu yiyecekleri piyasaya sürenler, kanser ve kalp hastalıklarını artırıcı maddeleri gıdaların içine enjekte edenler, silah üretenler, meşru olmayan seksi, evlilik dışı ilişkileri teşvik edenler, muta nikahlarını caiz gösterenler, aile bağlarının kopmasını dileyenler, haram ve helali menfaatleri uğruna yeniden tanımlayanlar, hediyeleşmek adı altında rüşvet alıp verenler, ihalesiz iş kapanlar ve iş verenler, ehliyetsiz ve liyakatsiz iken sadakati neticesi işe alınanlar, o işi o ehliyetsizlere verenler … hepsi aynı taraftadır ve bu gayretlerin tamamı yaratılmak istenen menfi algının alt maddeleridir.

Uzatmayalım…

Oysa Kur’an, Allah’ın tek dini İslam’ın vazgeçilmez ve eşsiz, Allah korumasındaki kaynağıdır.

Akıl, ruh ve kalp ile yaratılan insanoğlundan bu hayatta beklenen tek şey imandır. İman ise hem Allah’a sadakat borcumuz ve hem de bizleri şeytanlardan koruyacak tek kalkandır. Cennetler sadece iman sahipleri içindir ve Allah sadece iman edenlerin dostudur. Bu hafife atılacak bir şey midir?

Algılar, şeytanların hileleri oyunlarıdır ve ancak imansızlar için etkilidir. Münafıklık, kafirlik, müşriklik ederek iman cephesine zarar vermek isteyen bu küfür cephesine karşı en etkili korunma yolu Allah’a sığınmak ve güvenmektir. Lakin Allah evvela kulun kendisinin gayret etmesini ister ki bu gayret önce Kur’an ile aydınlanmak ve yeniden doğmak, sonra Allah yolunda mücadele etmek yani cihattır.

Kur’an ve cihat zaten imanın tercümesi gibidir ve sadece Allah’a ve tam teslimiyet demek olan tevhid yolcuları için başkaca dost ve güvenç kaynağı yoktur.

Fani dünya hayatının süslerine aldanmak, iblisin ahdine yem ve kurban olmaktır ki kıyametin ne zaman olacağı bilinmese de herkesin kendi eceli kendi kıyametidir.

Ecel ve kıyamet ise Allah’ın bilgisindedir. Her an selası okunabilecek fani kulların bu beşeri açlıklarla, şeytan oyunlarına kanması ise anlaşılır gibi değildir.

Kul önce Allah’tan ve sonra kuldan utanarak, Peygamberin örnek Kur’an ahlakını kendisine nirengi alarak, İslam’ı şekilcilikten kurtarıp öze döndürerek, tövbe ile aklanarak, yalan ve iftira dahil her türlü haksızlıktan ve adaletsizlikten sıyrılarak, gözyaşları içerisinde, pişmanlıkla nefsini terbiye için Yaratan’a yalvarırsa, Yüce Allah inşallah rahmeti gereği kullarını cevapsız bırakmayacaktır.

Kafirlerin lüks ve cazibe içinde, servet ve günah kokan albeniyle, mevki ve para ışıltıları ile yaşaması Allah’ın zalimlere verdiği süre gereğidir, sınav vesilesidir, onlara kanacak ve aldanacak, özenecekler belli olsun diyedir. Çünkü dünya sadece bir sınav alanıdır, bakidir, ahiret tarlasıdır.

Asıl hayat, sınavın hesabı ve vebal-azap-müjde ahiret yurdundadır ki o gün Allah zalimlerle konuşmayacak, şefaat sadece Allah’ın razı olduğu kullara nasip olacaktır.

Bu cihetle, zaman varken imana dönmek, algıları reddetmek, kanmamak, aldanmamak ve Kur’an ile yaşamak doğru ve lazım olandır.

Algılar ne denli acımasız ve etkili olursa olsun hiçbiri iman zırhını delip geçemez ve Allah imanlı kulların kalp ve akıl gözlerini sonuna kadar açar. Kanmaya meyilli, şeytana dost, paraya ilah diye tapanlar içinse mevki ve lakaplar, servetler ve imkânlar, ahirette boyunlarına birer ateşten halka olacaktır.

Çoğusu dinden çıkartan ve aynı zamanda lüks ve israfı körükleyerek izleme ve satın alma yoluyla algı operatörlerine finansman sağlayan bu algıları reddetmek iman gereğidir. Bebeklere yemek yedirirken şarkı söylemek yerine televizyonu açan, evladıyla bahçede top oynamak yerine ona bilgisayar hediye eden, pahalı cep telefonları satın alarak evlatlarına ebeveynlik yaptığını zanneden anne babalar bu yazıyı tekrar okumalıdır.

Algıları fısıldayan, dini ve imanı yok etmeye çalışan şeytanlara dost olanlar da bilmelidir ki şeytan huzurda kendi derdine düşecek ama kurtulamayacağı gibi kendisine tabi olanları da kurtaramayacak ve onlara “kanmasaydınız, aklınızı kullansaydınız ya” diyecektir!

Çünkü tek algı Kur’an’dır, imandır, tevhiddir, akıl ve kalp birlikteliğidir. Bu çizginin dışındaki herşey köhnedir, batıldır, yalandır, sahtedir, din dışıdır!

Biliniz ki Shrek türü çizgi filmlerde helaların üzerindeki yontma İslami motifler yanlışlıkla konulmuş şeyler değildir!

Avatar ve Matrix filmlerinde alkışladıklarınız aslında insan ırkını ve ilahi düzeni yenen şeytanlardır.

Ne o şaşırdınız mı? Şimdi o filmleri bir kez daha hatırlayın ve o film serisini kimin, neden, hangi maksatla yaptığını ve milyonlarca izleyiciyi animasyon ve efektlerle etkileyecek kadar özenle neden hazırlandıklarını düşünün. Cevabı bulacaksınız.

Dizilerde küfre varan söz ve davranışlar, dizilerde saklı iğrenç mesajlar yazılarımıza da göz atın ve artık Allah rızası için dizilerden uyanın!!!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Atatürk’ün Dini Yönü ve Din Eğitimine Bakışı

Atatürkçülüğün dini yönden analizi

Atatürkçülüğün dini yönden analizi İslam dini, ahiret yaşamı dahil kıyamete dek ve kıyamet sonrası tüm ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir