Anasayfa / İMAN ESASLARI / İman damlaları / YAŞAMAK (Hz. Peygamber ahlakınca)
imanilmihali.com
Peygamber ahlakı

YAŞAMAK (Hz. Peygamber ahlakınca)

YAŞAMAK (Hz. Peygamber ahlakınca)

Bir damla nefes gibidir hayat. Göz açıp kapayana kadar geçen, varlıkla yokluk arası, bedenle ruh arası, madde ile gayb arası bir yolculuktur. İki ezan arası zamandır yaşamak, doğduğumuzda kulağımıza okunan ezanla öldüğümüzde ardımızdan okunan sala arası.

Kimi ihlasla, sadakat ve sebatla arar durur Rabbini, iman gemisinde gezer durur, secdelerden kaldırmaz başını, huzur bulur maliki huzurunda. Bu mü’minlerdir ki mutluluğu da aşkı da Yaratan’ın da bulur. Güneşin sıcaklığında, çiçeğin titrek kanadında, arının maharetinde görür Rabbini gönül gözüyle. Seherlerde el açıp yalvarır bağışlanması için, akşamları hamd eder şükranla. Dünya ıstıraptır Yaratan’a kavuşmaya, engeldir, perdedir, zindandır. Cennet köşelerinde bile yaşasa malikinin huzurundaki saadetleri arar durur ölesiye. Âşıktır, sevgilidir kudretin ve mülkün hükümdarına. Gecelerde, gündüzlerde Âlemlerin Rabbine kavuşmayı arzular.

Kimi hayata bodoslama dalar, tükenmeyecekmiş, sorgulanmayacakmış, değişmeyecekmiş gibi. En derin dalgaların, en şiddetli rüzgârların, en haşmetli depremlerin bile bittiğini düşünmeden. Otun samana, ağacın kuru dala dönmesi gibi bir gün sararıp düşeceğini unutarak günah gecelerine, şehvet dolu dakikalara, haram lokmalara teslim olur Rabbi yerine. Yenik düşüp nefsine, uyup şeytanına kalp kırar, kapı kapar, selamet denizlerine düşman olur. Böylesi karanlığa dost, aldatana arkadaş olur. Hem bu dünyada hem diğerinde o yapıştığı cenabet kulbundan kurtulamayacağını idrak edemeden karartır dünyasını da çevresinin dünyasını da.

Yaşamak dört mevsimdir.

İlkbaharda canlanır insan, yeşerir, serpilir, kudrete, manaya sahip olur. Dallanır budaklanır kavaklar gibi uzun, çınarlar gibi asil, meşeler gibi heybetli.

Yazları meyve verir insan topraktan aldığına, içtiği suya, tenine değen güneşe cevaben. Güzelliğinin, azametinin, verimliliğinin doruğunda salına salına ev sahipliği yapar hikmet kuşlarına.

Sonbahar titretir bedenleri sarı bulutları, serin damlaları, sevimsiz rüzgârlarıyla. Mis kokulu meltemler yerini sarsıcı kasırgalara, yeşillikler sarılıklara, kuşlarla bezenmiş dallar yalnızlığa bırakır. Güçler tükenir, umutlar azalır, sevinç yer değiştirir hüzünlerle.

Kış ayrılık zamanıdır. Yeniden doğmak için ölmek, yeniden yaşayabilmek için ölmek zamanıdır şimdi. Kasvetli soğuklar yorgun bedenleri bir bir devirirken kader şaşmaz dengesini bir kere daha serer gözler önüne. Nasıl kuruyorsa çimenler, nasıl meyve veren ağaçlar kuru dallara dönüyorsa, nasıl cıvıl cıvıl öten kuşlar uzak diyarlara göç edip kayboluyorsa yokluklarda… insanda kurur, son nefesini verir.

İmtihan tam buradadır. Baharda, yazda verilen meyvelerin sayısı, faydası, güzelliği, sonbaharda edilen duaların sayısı, hamdı, şükrü kışın son yolculukta azık olur insana.

Kimi nefsine yaren olur, şiddetli soğuklarda kavrulur, kimi egemen olur iblisine, kışı bahara çevirir.

Kimi doğarken verdiği ahde vefa eder, kimi ahdi unutur imansızlık denizlerinde boğulur.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Önce iman, sonra Kuran ve nihayet İslam

Önce iman, sonra Kuran ve nihayet İslam

Önce iman, sonra Kuran ve nihayet İslam “Rahmân, Kur’an’ı öğretti. İnsanı yarattı. Ona beyanı (düşünüp ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir