Anasayfa / ŞİRK VE KÜFÜR / Yeryüzünde bozgunculuk yapmak
imanilmihali.com
Yeryüzünde bozgunculuk yapmak

Yeryüzünde bozgunculuk yapmak

Yeryüzünde bozgunculuk yapmak

Dini terim olarak ayetlerde yaklaşık kırk yerde geçen bozgunculuk kelimesi, bildiğimiz manadadır ve yeryüzündeki huzuru, refah ve mutluluğu, intizam ve güveni yıkmaya yönelik tüm eylemleri içerir. Lakin burada ana ilke anılan düzenin Allah’ın arzuladığı salih ve temiz düzen olmasıdır. Yani iyilik ve barışın egemenliğine dayanan esenlik ve kurtuluş dolu düzeni bozmaya kalkan veya niyetlenen veya ortam sağlayıp destekleyen, maddi veya manevi yardım eden herkes az yada çok bozguncudur.

Toplumsal çerçevede terör, yağma, mafyalaşma, hırsızlık, çeteleşme, cinayet, ticari ahlaksızlık, taciz ve tecavüzler, dengesiz güç kullanımı, hortumculuk, kamu malı talanı gibi genele ait huzur bozan tüm gayret, niyet ve ameller bozgunculuk kapsamına girer.

Ve Allah bozguncuları hiç sevmez.

“Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler. Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti.” (Bakara 2/30)

“Bunlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edicileriz!” derler. İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.” (Bakara 2/11,12)

“ … Küfre saplananlar ise, “Allah, örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?” derler. (Allah) onunla birçoklarını saptırır, birçoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır. Onlar, Allah’a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah’ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşerî ve ahlâkî bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.” (bakara 2/26,27)

“Hani, Mûsâ kavmi için su dilemişti. Biz de, “Asanı kayaya vur” demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı bilmişti. “Allah’ın rızkından yiyin, için. Yalnız, yeryüzünde bozgunculuk yaparak fesat çıkarmayın” demiştik.” (Bakara 2/60)

“Sihirbazlar atacaklarını atınca, Mûsâ dedi ki: “Sizin bu yaptığınız sihirdir. Allah, onu elbette boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah, bozguncuların işini düzeltmez.” (Yunus 10/81)

“İnsanlardan öylesi de vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider. Bir de kalbindekine (Sözünün özüne uyduğuna) Allah’ı şahit tutar. Hâlbuki o, düşmanlıkta en amansız olandır. O, (senin yanından) ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmağa, ekin ve nesli yok etmeğe çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez. Ona “Allah’tan kork” denildiği zaman, gururu onu daha da günaha sürükler. Artık böylesinin hakkından cehennem gelir. O ne kötü yataktır!” (Bakara 2/204-206)

“Bir de Yahudiler, “Allah’ın eli bağlıdır” dediler. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lânete uğrasınlar! Hayır, O’nun iki eli de açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun, sana Rabbinden indirilen (Kur’an) onlardan birçoğunun azgınlık ve küfrünü artıracaktır. Biz onların arasına kıyamete kadar düşmanlık ve kin saldık. Her ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışırlar. Allah, bozguncuları sevmez.” (Maide 5/64)

“Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah’a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Şüphesiz, Allah’ın rahmeti iyilik edenlere çok yakındır.” (A’raf 7/56)

“(Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd’un kavmi) Âd’e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem’e, vadide kayaları oyan (Salih’in kavmi) Semûd’a, kazıklar sahibi Firavun’a ne yaptığını görmedin mi? Bunlar şehirlerde azgınlık eden ve oralarda pek çok bozgunculuk çıkaran kimselerdi.” (Fecr 89/6-12)

“Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i Peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin için O’ndan başka bir ilâh yoktur. Gerçekten size Rabbinizden (benim peygamber olduğumu gösterecek) açık bir delil geldi. İşte size bir mucize olarak Allah’ın şu devesi.. Bırakın onu da Allah’ın mülkünde yesin, içsin. Sakın ona bir kötülük etmeyin. Yoksa sizi elem dolu bir azap yakalar.” “Hatırlayın ki Allah Âd kavminden sonra, sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. Yerin ovalarında köşkler kuruyor, dağları oyup evler yapıyorsunuz. Artık Allah’ın nimetlerini anın da yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.” (A’raf 7/73,74)

“Medyen halkına da kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin için O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Rabbinizden size açık bir delil gelmiştir. Artık ölçüyü ve tartıyı tam yapın. İnsanların mallarını eksiltmeyin. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin. İnananlar iseniz bunlar sizin için hayırlıdır. Bir de, tehdit ederek Allah’ın yolundan O’na iman edenleri çevirmek, Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermek üzere her yol üstüne oturmayın. Hatırlayın ki, siz az (ve güçsüz) idiniz de O sizi çoğalttı. Bakın, bozguncuların sonu nasıl oldu!?” (A’raf 7/85,86)

“Medyen’e de kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber olarak gönderdik. Şu’ayb, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Ahiret gününe ümit besleyin ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın” dedi.” (ankebut 29/36)

“Medyen halkına da kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber gönderdik. O, şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın. Ben sizi bolluk içinde görüyorum. Ben sizin adınıza kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum. Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. İnsanların eşyalarını (mallarını ve haklarını) eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Eğer inanan kimselerseniz Allah’ın bıraktığı helâl kazanç sizin için daha hayırlıdır. Ben sizin başınızda bir bekçi değilim.” (Hud 11/84-86)

“Sonra onların ardından Mûsâ’yı, apaçık mucizelerimizle Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber olarak gönderdik de onları (mucizeleri) inkâr ettiler. Bak, bozguncuların sonu nasıl oldu.” A’raf 7/103)

“Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı.” (Kasas 28/4)

“Firavun dedi ki: “Bırakın beni, Mûsâ’yı öldüreyim. (Faydası olacaksa) Rabbini yardıma çağırsın! Çünkü ben onun, dininizi değiştireceğinden, yahut yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağından korkuyorum.”(Mü’min 40/26)

“Ancak Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşüp kendileri de o şüphelerinin içinde bocalayan kimseler senden izin isterler. Onlar eğer savaşa çıkmak isteselerdi, elbette bunun için bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah onların harekete geçmelerini istemedi de onları geri bıraktı ve onlara, “Oturun, oturan âcizlerle beraber” denildi. Eğer onlar da sizin içinizde (sefere) çıksalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmayacak ve sizi fitneye düşürmek için aranızda koşuşturacaklardı. Aranızda onları dinleyecek kişiler de vardı. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir.”(Tevbe 9/45-47)

“Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı. Zulmedenler ise içinde şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve günahkâr kimseler oldular.” (Hud 11/116)

“İnkâr eden ve insanları Allah’ın yolundan alıkoyanların, yapmakta oldukları bozgunculuklarına karşılık azaplarının üstüne azap ekleriz.” (nahl 16/88)

“Biz, Kitap’ta (Tevrat’ta) İsrailoğullarına, “Yeryüzünde muhakkak iki defa bozgunculuk yapacaksınız ve büyük bir kibre kapılarak böbürleneceksiniz” diye hükmettik. Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize, pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik. Onlar evlerinizin arasına kadar sokuldular. Bu, herhâlde yerine gelmesi gereken bir va’d idi. Sonra onlara karşı size tekrar egemenlik verdik. Mallar ve çocuklarla sizi güçlendirdik; sayınızı daha da çoğalttık. İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz, kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz. İkinci bozgunculuğun zamanı gelince, yüzünüzü kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine mescide (Beyt-i Makdis’e) girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi yerle bir etsinler diye (üzerinize yine düşmanlarınızı gönderdik.)” (İsra 17/4-7)

Bozguncuların dünyevi cezaları diğer pekçok haram ve günaha karşılık gayet ağırdır.

“Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitap’ta) şunu yazdık: “Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür…” (Maide 5/32)

“Allah’a ve Resûlüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut o yerden sürülmeleridir. Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır.” (Maide 5/33)

Bozgunculuğa çalışmayan, bozgunculara uymayan, bozgunculara karşı koyanların ise mükafatını Allah verecektir.

“İşte ahiret yurdu. Biz, onu yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmayanlara has kılarız. Sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır.” (Kasas 28/83)

Ayetlerde geçen bozguncuların eylemlerine bakıldığında, hırsızlık, fesat, fitne, haksızlık, tartıda hile, sapıklık, savaş, dini ve Allah’ı inkar, düzene isyan, iyiliğe engel, hayra engel gibi işler olduğu görülür ki esas olan bunların tamamının kişisel değil toplumsal bazda yani topluma ve kamuya zarar verecek, dahası kalıcı etki yaratacak tarzda olmasıdır.

O halde Kur’an ile hedeflenen dünyevi ama cennetvari yaşama aykırı olan tüm girişimleri bozgunculuk olarak nitelemekte sakınca yoktur. Çünkü ilahi iradenin yani Yüce Allah’ın yeryüzünde tesis etmek istediği düzen, adil, hakka dayanan, eşitlik ve özgürlüğü esas alan düzendir. Buna tasallut eden herbir gayret bozmaya, değiştirmeye, kötüleştirmeye gayret ediyor demektir ki faydalı değişim ve katkılar bu tanım kapsamı dışındadır.

Kötülük üretmek, düzeni bozmak ve inkarı teşvik eden bu hallerin temelinde inançsızlık ve ona bağlı olarak Allah’ın sınırlarından korkmamak yani kısaca şeytana hizmet vardır ki kafir, münafık ve müşriklerin halleri böyledir.

Kamu yararı, dinde her daim kul yararlarından önce gelir ve gelmelidir. Bu farz olmasa da sünnettir. Lakin kulların insan olmaktan kaynaklanan haklarına saygı duymak, toplumların iyilik temeline dayandırmak için uzun zaman harcadığı gayretlerine saygı duymak ama her halukarda dinin temel ilkelerini yaşama egemen kılmak esastır. Bu da kamu yararı için bile olsa kul yararını gözetmeyi gerektirir.

Toplumun huzur ve asayişi ise mutlaka temin edilmesi gerekendir ve yasalar bunun için vardır. Çünkü yasalardaki hikmet suçlunun cezasını bu dünyada çektirmek ve o kişinin etrafına daha fazla zarar vermesini engelleyerek (tecrit ederek) etkisizleştirilmesidir. Düzene aykırı davrananların da hak ettiği ceza işte bu tecrittir. O kimselerin ahiret yurdundaki hesapları elbet görülecektir lakin düzeni muhafaza ve idameyle görevli olanların ilk sorumluluğu huzur ve güvendir.

Bu manada bugün özellikle yahudi siyonist akımlarca sürdürülmekte olan ahlaksızlık ve bozgunculuk furyasına karşı çıkmak, korunmak ve bununla mücadele etmek gereği açıktır. İnsanlığın para uğruna pekçok şeyi göze alır hale gelmesindeki en büyük etken işte bu dünya sevgisini aşılayan siyonist hareketlerdir ki hristiyan alemi de buna destek vermektedir.

Toplumun mallarının emin tutulması, yasalarının işler halde muhafazası, kamu yararının öne alınması gibi kurallar zaten medeniyetin de ana kuralıdır ve din bu anlamda beşeri akıl ile aynı çizgidedir.

Bu önceliklere zarar vermek hevesindeki bencil yaklaşımlar ise bozguncu sıfatını fazlasıyla hak eder ve maksadı ne olursa olsun düzeni bozanlar yani kötülüğü teşvik ve icra edenler cezasız bırakılmaz.

Bozgunculuğun ayette büyüklenme ile aynı yerde kullanılması ise kibir ve gururun kötülüğüne, bozgunculuk çıkaranların maddi ve parasal güce sahip olduklarını, dini bozgunculuğa alet edenlerin ise daha ziyade din adına sözü dinlenir din adamlarından teşkil olduğuna işarettir.

Ticari ahlaka, toplumsal ahlaka, huzur ve güvene zarar veren herşeyden bu maksatla kaçınmak ve ahiret azabından korunmak mü’minin başta gelen emellerindendir. kaldı ki bu bozgunculuk yaygınlaşıyor ve gelecek nesillere kadar varıyorsa vebal de bir o kadar büyüktür.

Unutulmasın ki Allah, kendisine yardım edene yardım eder.

“Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar, dinini uygularsanız), O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.” (Muhammed 47/7)

Rabbim bizleri bozgunculardan eylemesin.

Rabbim bozguncuların zarar ve ziyanından bizleri muhafaza eylesin.

Rabbim bozguncuların helakini artırsın.

Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

şirk

Dine yalan söyletmek – En büyük şirk

Dine yalan söyletmek – En büyük şirk Dine yalan söyletmek, küfür ve şirk cephesinin en ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir