Anasayfa / İMAN ESASLARI / Allah'a iman / Yeryüzündekilerin çoğu ve iman
imanilmihali.com
Yeryüzündekilerin çoğu ve iman

Yeryüzündekilerin çoğu ve iman

Yeryüzündekilerin çoğu ve iman

Yüce Allah, kelamı Kur’an’da 110 kadar yerde insanların çoğunun iman etmeyeceğini – etmediğini, Allah’tan başka ortaklar edindiğini ve iman edenleri doğru yoldan saptırmaya çalıştıklarını buyurarak emreder ki insanların çoğuna asla uymayın.

Mucizevi bu ayetler manzumesinin ardındaki gerçek ise şudur ki yeryüzü cahil, nankör, yalancı kafir ve müşriklerle doludur ve bunların tek gayesi iman edenleri Allah yolundan saptırmaktır.

“Sen ne kadar şiddetle arzu etsen de insanların çoğu inanacak değillerdir.” (Yusuf 12/103)

“Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar.” (En’am 6/116)

Şeytanın kıyamete kadar insanları Allah yolundan saptırmaya çalıştığına dair ahdettiği ve sonraki ayetlerde ise yazık ki insanlar hakkındaki zannında haklı çıktığının buyrulması zaten bu hususu açıklamaktadır. Yani insanların azı Allah’a, çoğu Allah’ı bırakarak veya Allah yanında şeytanlara güvenip dayanmakta ve medet ummaktadır.

“(Ey Muhammed!) Sana da o Kitab’ı (Kur’an’ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp da onların arzularına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir. Aralarında, Allah’ın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma ve Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur’an’ın bazı hükümlerinden) seni şaşırtmalarından sakın. Eğer yüz çevirirlerse, bil ki şüphesiz Allah, bazı günahları sebebiyle onları bir musibete çarptırmak istiyor. İnsanlardan birçoğu muhakkak ki yoldan çıkmışlardır.” (maide 5/48,49)

Yoldan çıkan, şeytana uyan, haktan uzaklaşan ve fıtrata ihanet eden bu çoğunluğun günah ve kötülükte başı çekmesi, müşriklerle kafirlerin kol kola olması kadar da doğal bir şey olamaz ve bu onların en büyük göstergelerindendir. Verdikleri sözlerden cayma, ahitleri inkar, yalan ve iftira da onların ortak özellikleridir.

“Onlardan çoğunun günahta, düşmanlıkta, haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür!” (Maide 5/62)

“Eğer Allah’a, Peygamber’e ve ona indirilene (Kur’an’a) inanıyor olsalardı, onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi. Fakat onlardan birçoğu fasık kimselerdir.” (Maide 5/81)

“Biz onların çoğunda, sözünde durma diye bir şey bulmadık. Ama gerçekten onların çoklarını yoldan çıkmış kimseler bulduk.” (A’raf 7/102)

“Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah’ın yolundan alıkoyuyorlar. Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele.” (Tevbe 9/34)

Çoğu insanın Kur’an ile emredilen farzlar yerine zanların, sünnetlerin, hurafe ve rivayetlerin veya akıl/bilim ile şekillendirmeye çalışılan faraziyelerin ardına düşmesindeki gerçek onların sapmış ve körleşmiş olmalarındandır.

“Onların çoğu ancak zannın ardından gider. Oysa zan, hak namına hiçbir şeyin yerini tutmaz. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilendir.” (Yunus 10/36)

Allah’ı tek Yaratan kabul etmeyen bu kalabalık zümrenin doğal olarak şükrü de olmayacaktır ki ayetlerde sayısız yerde kınanan bu durum nankörlükle eş tutulmakta, rahmetsizliğe mahkum edilmektedir.

Kur’an’dan habersiz İslam toplumunun, bırakın diğer alemleri, ayetlerden bihaber yaşayarak doğruyu bulması zaten mümkün değildir. Ve şeytanların ilk hedefi kulları Kur’an’dan uzaklaştırmak, inkar ettirmek, bunu sağlayamazlarsa anlamadan okumaya sevk etmektir. Bunu da dini kullanarak o denli ince süslerler ki anlayarak okuyanlara zındık damgasını vururlar. Oysa anlayarak okumak, anlamak ve hayata yansıtmak Allah’ın emridir ve bu zındıklar Allah’ın emrini yasaklayarak cehennemlerde en nadde yatakları şimdiden sahiplenirler.

“…Şüphesiz Allah insanlara karşı çok lütufkârdır, fakat onların çoğu (O’nun nimetlerine) şükretmezler.” (Yunus 10/60)

“… Çünkü insanlardan birçoğu âyetlerimizden gerçekten habersizdir.” (Yunus 10/92)

Nankör, cahil ve zalim insandan beklenen de zaten inkar ve inkarda diretmektir. Çünkü Allah hak olanı emreder, hak’tan hoşlanmayanlar ise haksızların ta kendileridir.

“Andolsun, biz bu Kur’an’da insanlara her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Yine de insanların çoğu ancak inkârda direttiler.” (İsra 17/89)

“ …Hâlbuki onların pek çoğu haktan hoşlanmamaktadırlar.” (Müminun 23/70)

Kalbinin sesini dinlemeyenlerin, aklını da kullanması mümkün değildir. Bu cihetle kurtuluşları Allah dilemedikçe de zordur.

“Yoksa sen onların çoğunun (söz) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler, belki yolca onlardan daha da şaşkındırlar.” (Furkan 25/44)

“O, geceyi size bir örtü, uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de hareket ve çalışma vakti yapandır. O, rahmetinin önünde rüzgârları müjdeci olarak gönderendir. Ölü toprağı canlandıralım, yarattıklarımızdan birçok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik. Andolsun, biz bunu insanlar arasında, düşünüp ibret alsınlar diye tekrar tekrar açıkladık. Fakat insanların çoğu nankörlükte direttiler.” (Furkan 25/47-50)

“Ey Muhammed! Mü’min olmuyorlar diye âdeta kendini helâk edeceksin! Biz dilesek, onlara gökten bir mucize indiririz de, ona boyun eğmek zorunda kalırlar. Rahmân’dan kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevirirler. Onlar (Allah’ın âyetlerini) yalanladılar, fakat alay edegeldikleri şeylerin haberleri başlarına gelecek. Yeryüzüne bakmazlar mı, orada her türden nice güzel ve yararlı bitkiler bitirdik. Şüphesiz bunlarda (Allah’ın varlığına) bir delil vardır, ama onların çoğu inanmamaktadırlar.” (Şu’ara 26/3-8)

Allah’a, ahirete, kıyamete, ayetlere iman etmeyenleri varacağı son nokta ise ateştir ve imansız ölmek her türlü aftan mahrum kalmak demektir.

“Andolsun, eğer onlara, “Gökten yağmuru kim indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti?” diye soracak olsan, mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. De ki: “Hamd Allah’a mahsustur.” Fakat onların çoğu akıllarını kullanmazlar.” (Ankebut 29/63)

“… Hem Allah, gökler ile yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yaratmıştır. Şüphesiz insanların birçoğu Rablerine kavuşacaklarını inkâr ediyorlar.” (Rum 30/8)

İnandığını farz eden bazı zavallıların hatası ise tevhid yolunda ilerlediğini sanarak şirke hizmet ettiğinden habersiz olmasıdır. Bunların halleri en azından nafile ibadet veya spordan ibarettir ki sadece Allah rızası gözetmeyen tüm ibadet ve ameller nafiledir, boştur.

Şirk ise Allah’ın yanına, berisine birilerini veya bazı varlıkları koyarak çıkar sağlama gayretidir ki ayetlerde küfürden çok şirkin lanetlenmesi bu yüzdendir. Bilmeyen veya ikna olamayan kafirin iknası elbet mümkündür ama müşrik, içinde debelendiği şirk dininde yaptığının farkındadır ve aracılar ile ahiret yurdunda bile torpil yapmak hevesindedir. Hak’ha ve hakkaniyete tamamen aykırı, Allah’ın ilim ve kudretini inkar eden bu hamleler o müşriklerin de sonsuz cehennem fermanıdır aynı zamanda.

“Onların çoğu Allah’a ancak ortak koşarak inanırlar.” (Yusuf 12/106)

“De ki: “Yeryüzünde dolaşın da önceki milletlerin sonlarının nasıl olduğuna bakın.” Onların çoğu Allah’a ortak koşan kimselerdi.” (Rum 30/42)

“Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, mutlaka “Allah” derler. De ki: “Hamd, Allah’a mahsustur.” Fakat onların çoğu bilmezler.” (Lokman 31/25)

“Kıyamet günü mutlaka gelecektir, bunda hiç şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu buna inanmazlar.” (Mü’min 40/59)

Kendi kendisinin tefsiri durumundaki Kur’an kurtuluşu da kendisi göstermektedir. Bu yol kalplerin ürpermesi, akılların çalışması, nefislerin terbiye edilmesi ve tevbe/şükür/dua ile Yüce Allah’a sığınma ile aşılabilir.

“İman edenlerin Allah’ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu fasık kimselerdir.” (Hadid 57/16)

Özetle; nankör, zalim, adaletsiz, haksız, yalancı, merhametsiz kafir ve müşriklerin tamamı şeytanın askerleridir ve hak yoldan uzaklaşmışlardır. Bunların böyle olması iblisin ahdi gereğidir ve şeytan onlar hakkındaki ahdinde haklı çıkmıştır. Mü’minler ise şeytana uymayan azınlıktır ki cennetlere sadece onlar girecektir.

Kafir ve müşrik şeytan soyunun gayesi imanlı kalpleri Allah yolundan uzaklaştırmaktır ki mü’min bu çoğunluğa sıcaklık gösterir, aynı mecliste oturur, onlarla muhabbet bağları kurmaya kalkarsa aldanacağı aşikardır. Çünkü onların gayesi iman denen nuru yok etmek, herkesi cehennemlik hale getirerek cehennem cezasından kurtulmayı hayal etmektir. Lakin Allah’ın ahdi de açıktır ki şeytana uyanların tamamı sonsuz olarak ateşe girecek, sadece mü’minler cennetlere girecektir.

O halde doğru olan, Kur’an ile sevmek, yaşamak, hayal etmek, nefes almak, amel ve niyet etmek, ibadet etmek, ahlaklı yaşamak ve ölmektir.

Yanlış olan insanların çoğuna uyarak onların (kafir ve müşriklerin) toplumsal kabullerinden oluşan beşeri dini Allah’ın dininin üzerine çıkarmaktır.

Akıl ve din insana Allah’ı bulabilsin diye bahşedilmiştir. Yoksa inkara gerekçeler yaratabilmek için değil.

Kalp insana doğru yolu her zaman hatırlasın diye verilmiştir. Yoksa kötüleri ve şeytanı sevsin diye değil.

Nimet ve servetler insana din ve Allah yolunda harcansın diye verilmiştir. Yoksa zevk ve şımarıklıkla sefa sürülsün diye değil.

Kur’an insana anlayarak okusun, benliğine yerleştirsin, hayata yansıtsın diye verilmiştir. Yoksa duvara asılsın da yılda bir kez (Ramazanda) anlamadan okumak ve sevap kazanmak için değil!!!!

Herkesin öyle yapıyor olması, o işin doğruluğunu göstermez. İşin doğrusu her zaman ve daima Kur’an’dadır. Hz. Peygamber bile İslam’ı, Kur’an’dan öğrenmiştir.  

Rabbim bizleri mutlu azınlıktaki salih kullarından eylesin.

Rabbim nankör, zalim ve cahilleri ıslah eylesin.

Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Yalan ve iftira

Yalan ve iftira

Yalan ve iftira Yüce Allah’ın, mübarek kelamı Kur’an’da lanetlediği şeylerden birisi elbette “yalan ve iftira”dır. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir