Anasayfa / İMAN ESASLARI / Yılbaşı ve İslam
imanilmihali.com
İslam

Yılbaşı ve İslam

Yılbaşı ve İslam

YILBAŞI KUTLAMALARININ DİNEN MAHİYETİ

Kaynaklara bakıldığında yılbaşı kutlamalarının Müslümanlar için anlamı konusunda genellikle iki başlığın hâkim olduğu görünür. İlki kutlama yapanın dinden çıktığı, en azından kutlamaların haram olduğu, (çünkü hadis ve ayetlerde, hatta içtihatlarda bununla alakalı husus bulunmadığı ve İslamiyet’in başlarında böyle kutlamaların olmadığı,) ikincisi yılbaşı dini bir bayram değil takvimsel bir döngü olduğundan kutlamaların caiz olduğu, (Milli bayramlar veya yaş günlerinden farksız olduğu)

Öncelikle Noel ve yılbaşını ayırmak gerekir. Hıristiyanlarca kutlanılan dini bayram aslen Noel’dir. Noel, İsa’nın doğumunun kutlanıldığı Hıristiyan bayramıdır. Ayrıca Doğuş Bayramı, Kutsal Doğuş veya milat Yortusu olarak da bilinir. Noel kutlamalarında mitolojik figür Noel baba temel bir rol oynar. Bu tarih dini bir anlama sahiptir ve Hristiyanlarca geleneklere göre dini ağırlıklı olarak kutlanır. Çam ağacı süsleme, hindi kesme, şükran günü kutlamaları, Noel baba etkeni ve hediyeleşme bu dini temeller üzerine inşa edilir. Noel, Hristiyanların çoğunluğu tarafından 25 Aralık’ta kutlanır. Kutlamalar 24 Aralık’ta Noel arifesiyle başlar ve bazı ülkelerde 26 Aralık akşamına kadar devam eder. Ermeni Kilisesi gibi bazı Doğu Ortodoks Kiliseleri, Jülyen takviminde 25 Aralık’a denk gelen 6 Ocak’ı Noel olarak kutlarlar. Hristiyanların çoğunlukta olduğu ülkelerde pratik olarak Noel tatili yılbaşı tatiliyle birleştirilir.

Yılbaşı ise aralık ayının sonu, miladi takvimlerin döngüsüdür. Dini bir mahiyeti yoktur. Hristiyan dünyası da miladi takvimi kullandığından onlarca da 31 Aralık akşamı dini bayram olarak değil yeni bir yıla girmenin umut ve coşkusuyla kutlanır. Yılbaşında dini bayramda yer alan ağaç süslemek, noel babayı beklemek gibi motifler yoktur. Karışıklık Noel ile yılbaşı tarih olarak birbirlerine yakın olduğundan ve bir arada birleştirilerek kutlandıklarından çıkmaktadır. Maalesef 20’nci yüzyıl başlarından itibaren bu kutlamalar tüketim siyasetlerine ve Hristiyan propagandalarına bağlı olarak yeryüzüne dağılmış, yine hindi yenmesi, çam ağacı süslemesi gibi kültürümüzde bulunmayan uygulamalar maalesef geleneklere girebilmiştir. 25 Aralık’ta kutlanan Noel’in İslamiyet’te bir bayram olarak kutlanmasının yeri yoktur. Hicri, Rumi takvim kullanan ülkelerde de miladi takvimin döngüsü kutlanmamaktadır.

Miladi takvimi kullanan ülkelerce 31 Aralık gecesi yapılan kutlamalar; yeni umut ve beklentilerin şekillendirilmiş halidir. Bu esnada topluca yemek yemenin ve küçüklere hediyeler vermenin de zarardan çok faydası olduğu kanaatindeyiz. Lakin bu kutlamalarda dikkat edilecek bazı noktalar vardır ki önemlidir.

İlki bu kutlamalarda aşırıya gitmemek, israf etmemek, haram olan şeylerden sakınmaktır. Bu gecede ziyadesiyle tüketilen alkol, uyuşturucu gibi şeyler, keza dolarlar saçarak parlak ışıklar altında bilinçsiz eğlenceler, naralarla, hatta kavgalarla, yan masadakilerle münakaşa edecek şekilde aşırılıklar, alkollü araba kullanarak insanların hayatlarını tehlikeye atmalar, çevreye rahatsızlık vermeler, gösteriş yapmalar İslamiyet’in men ettiği şeylerdir. Bu örnekler kutlamaların mali bütçesine göre çok daha fazla artırılabilir.

Sonra o gün mademki önemlidir, bir mana taşımaktadır ve yeni bir yılın umut ve beklentilerini beslemektedir, o halde geçmiş yılın da muhasebesi özelliğini taşımalıdır. İnsanlar o gün kutlama yapacaksa bir bayram gibi yapmalı, önce ve mutlaka aile ve akrabaları aramalı, muhtaç ve hastaları ziyaret etmeli ve en önemlisi herkes geçen yılın muhasebesini vicdanında yapmalıdır. O muhasebe yapılırken 365 gün değil tüm hayatlar sorgulanmalı, hata ve günahlarından af dilenmelidir. Hala nefes alabiliyorken, kutlama yapabilecek zenginlik ve sıhhate sahipken insanlar şükretmeyi bilmelidir. Bu şükür ve tövbenin ilk basamağı zikretmek, Allah’ı anmaktır. 31 Aralık gecesi bile olsa mü’min için günlük ibadetler aksatılmamalı, genel iman ve ahlaka yönelik kazanımlar bir kenara bırakılmamalıdır. Bu bizi beş vakit namazımızı eda etmeye, fakir ve muhtaçlara yardım etmeye, akraba- hasta ziyaretine sevk eder. İmanı bütün insan o gece saatleri kovalarken o gününde de yarın sabahında da ahlakından, ibadetinden geri kalmaz. Çünkü dinin ara dönemi, yarıyıl tatili veya bayram izni yoktur. Alkol alıp sabahlara kadar eğlenmek, sabah namazının kaçırmanın mazereti olamaz.

Çam ağacı süslemek maksadıyla yurdumuzda katledilen binlerce çam fidanının da ceremesi o ağaçları alıp süsleyenleredir.

Öte yandan kutlama yaparken dünyada birilerinin o esnada sıkıntıda, can derdinde, savaş halinde, yokluk ve hastalıkla mücadelede olduğunu düşünmek gerekir. Atılan kahkahalar onların acısını derinleştirirken, yapılan gereksiz harcamalar onlara gidebilecek ilaç ve ekmek parasının zaten zengin olanlara geri iade edilmesidir.

Kutlamalar bir Müslümana; ibadetleri aksatmadan, haddi aşmadan, harama ve israfa kaçmadan, dini mana yüklemeden, genel ahlak çerçevesi içinde ve mütevazı olarak kutlandığı sürece engel teşkil etmez. Hele gün içinde hasta ve akrabaları ziyaret ettiysek, yoksul ve muhtaçlara yardım yapabildiysek, günlük ibadetleri tamamlayabildiysek, aile ortamında, eş, dost ve akrabalarla birlikte, şen şakrak, kültür ve geleneklerimizde olduğu gibi tombala, kestane, televizyon, portakal dörtlüsü ile yeni yılı karşılamak gayet doğaldır.

O gecenin dini olmasa da manevi yönü nedeniyle insanların kendisini hesaba çekme günü olduğu unutulmamalıdır. O gün kâinatın olduğu gibi insanın da miladı olmalıdır. Geçmiş hata ve kusurlar için af dilemek, nimetlere şükretmek, yeni başlangıçlara eski yıldan alınan derslerle merhaba demek doğru olandır.

Kutlamalarda en büyük tehlikelerden birisi çocuklarımızın ve dini akidesi zayıf yakınlarımızın bu kutlamaların etkisi altında kalması veya bunların kültürümüzde olduğunu sanmasıdır. Bu ayrımı iyi yapmak gerekir. Hindi yemenin, çam ağacı süslemenin, hediyeleşmenin Hristiyan geleneği olarak değil yılbaşının hürmetine yapıldığının imanı filizlenmekte olan bu taze fidanlara iyi öğretilmesi gerekir. Bu becerilemeyecekse sözgelimi hindi yerine tavuk, çam ağacı yerine balon süslemesi yapılarak tehlikeler nispeten bertaraf edilmelidir. Hristiyanları veya genel anlamda gayrimüslimleri bu tür etkinliklerde taklit etmek onlara benzemektir ki bu dinen yasaktır.

Bir büyük tehlikede şişede durduğu gibi durmayan alkol tüketimindedir. Bütün kötülüklerin başı olan içki hele aşırı kullanıldığında insanın sınırlarını ve kırmızıçizgilerini yok eder, hayâsızlığa sevk eder. Ahlaksızlık, münakaşa ve hatta zinaya varacak kadar zararlı sonuçları olan alkol tüketimi bu tür gecelerde şeytanın en büyük silahıdır. Ahlakı zayıf bedenler alkolün etkisiyle sınır tanımaz hale kolayca gelebilir ve bu sayede yeni yıl umut yerine ertesi sabah yeisi ve beraberinde pek çok cinsi hastalığı da getirebilir.

Dolayısıyla yeni yıl kutlamaları; tıpkı içinde farklı ekonomik ve sosyal amaçları da barındıran anneler-babalar günü, işçi bayramı, doğum günü kutlamaları gibi evrensel kültürün bir parçası olarak üretilen ve geliştirilen, sonuçta bütün insanlığa mal olan olumlu bir davranış biçimi olarak görülmelidir. Ancak bu kutlamaları dinsel ve kültürel değerlerimize aykırı birtakım âdet ve geleneklerle birlikte düzenlemek, kutlamalar esnasında kamuoyunu rahatsız edici ya da dinimizin emir ve yasaklarına, genel ahlâka ve toplumsal kurallara aykırı davranışlarda bulunmak kesinlikle doğru değildir. Bunun yerine doğru olan o geceyi bir vesile sayıp af dilemek, şükür ve zikir etmektir.

Kumar şeytan işi pislik olduğu Yüce Kur’an’da bildirilmiş en kötü huylardan olduğu halde malesef özellikle bu geceye yönelik tercih edilen hususlardandır. Uğrunda nice yuvaların yıkıldığı kumar böyle gecelerde acıdır ki tavan yapar. Hele kumar ve içki bir araya gelince şeytanın tüm dilekleri gerçekleşir. Duman, şehvet, kadın, adrenalin, hırs ile dünyevi arzuların coştuğu o ortamlarda ahlak ve iman sükut eder.

Milli piyango gibi bilet almakla kazanılacak servet hayali kumarın en gözönündeki örneğidir. Yüce Allah insanları ancak sahip oldukları nedeniyle hesab çekeceğini söylerken, ihtiyaç fazlası mal ve servetin infak edilmesini emrederken bu hayali zenginlik umutları insanları bilet almaya ve bir nevi kumara itmektedir. İnsanları hazıra, kolaya, ter dökmeden kazanmaya alıştıran bu tür heyecanlardan uzak durmak doğru olandır.

Özetle; İmanın şartlarından biri Allah’ın peygamberlerine iman etmek olduğundan Hz. İsa’nın doğum gününe kutlanmasa bile saygı duymak gereği açıktır. Bu tarih ise 25 Aralık’tır. 31 Aralık değildir. Yeni yıl akşamının dini yönü yoktur ve manevi yönü nedeniyle kutlama mütevazi olarak yapılabilir. Bu yapılırken bir dini bayram edasıyla, dünyada kan ve gözyaşı döken Müslümanlar, ülkemizde mağdur, zulüm görmüş, hakkı yenmiş, adaletsizliğe uğramış, parasız ve şifasız kalmış, yaşlı ve muhtaçlar unutulmamalı, öksüz ve yetimlerin hali hatırı sorulmalı, israf, haram ve aşırılıktan kaçınılmalıdır.

“Yeni yıla girerken alkollü sevinç kahkahaları savurmak yerine, Allah’a şükür ve tövbe edip, zikirle gözyaşı dökmek yeğdir.”

Yılbaşı ve İslam

Bu yazıyı okudunuz mu?

Fetva-i Azam (En büyük Fetva)

Fetva-i Azam (En büyük Fetva)

Fetva-i Azam (En büyük Fetva) Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla! Değerli Müslümanlar, Allah Bir’dir, ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir