Anasayfa / İMAN ESASLARI / Yüzkarası insanlık
imanilmihali.com
Yüzkarası insanlık

Yüzkarası insanlık

Yüzkarası insanlık
Yaşadığımız fani dünya Yüce Rabbin ahiret tarlası yani imtihan alanıdır. İnsanlar burada Yaratıcı’sının koyduğu kurallara göre yaşar, eceli gelince sınav biter ve kâğıtlar toplanır. Sonuçlar sonra ve topluca açıklanır. Herkes yaptığı soru sayısını, başarısını orada görür.
Yüce Allah ezelidir, sonsuz kudret ve ilim sahibidir. O, rahmetinin % 99’unu ahiret yurduna ayıran % 1 rahmeti ile bu dünyayı sevgi ve huzur ortamı yapabilecek kadar yüksek ve ulu merhamet sahibidir.
O insanın cüzi iradesine saygı duyan, rızkı bol veren, iyilikleri misliyle mükafatlandırandır.
O, insan dene zalim, cahil ve nankör varlığın hata, kusur, günah ve azmalarına bile ahdi gereği hemen ceza vermeyen, o işi yapanın tevbe etmesini, vazgeçmesini, hatasından ders almasını bekleyendir.
O, zalimlere bile zulmetme gücünü verendir.
Ve insan bu sonsuz sabra, rahmete, şefaate rağmen azan, haddi aşan, kural tanımaz halde büyüklenen ve kibirlenendir.
İnsan iyilik ve bolluğu kendisi kazandı, kötülüğü Allah veriyor sanandır.
Oysa Allah zulmetmeyen ama insan zulmedendir.
Allah yaptıkları yüzünden hemen cezalandırsaydı yeryüzünde debelenen bir tek canlı bırakmayacak kadar güçlü olandır. O dilediği anda bizleri yok edip yerine yenisini hemen getirebilecek olandır.
O, o kadar güçlü ama o kadar merhametlidir.
İnsan ise azar. Heves ve tutkularını dizginlemiş, şeytani şehvet ve hırslara tutsak olmuş halde sınır tanımaz bir vefasızlıkla zulmeder. Ne hak tanır ne hukuk, ne masum tanır ne şeref, ne ayet dinler ne iman.
Akıl almaz isyandadır insan. Akıllara şaşkınlık verircesine bir azgınlıkla kibirli ve ego sahibidir. Rızkını veren, nefesini bahşeden, kâinatı yaratıp emrine veren Rabbine karşı nankördür.
İnsan; hak yer utanmadan, mü’min kardeşinden önce işe girmek için rüşvet verir, zulmeder birilerinden talimat aldığı için, helal haram demeden kesesini para ile doldurmaya bakar.
İnsan; küçük çocukları kaçırıp zenginlere yedek parça yapar.
İnsan; hırsızlıkla, hortumla, hak etmediği kazanca sahip olur.
İnsan; milyonlarca ağacı keser kesmeden yapılabilecekler varken.
İnsan; faizi reddederken tefeciliği tercih eder, zinayı sözde reddederken muta nikâhı denen haramlarda gezer sabahlara kadar.
İnsan; zina en büyük günahlardan iken zinayı yasal suç olmaktan çıkarır.
İnsan; dini parçalara böler, Müslümanlar arasına nifak tohumları saçar.
İnsan; dindarlarla alay edip dincilik yapar.
İnsan; mafya olur, kundakçılık yapar, riya ve gösterişe dalar, fedakârlıktan ve tevazudan uzaklaşır, büyüklenir ve kibirlenir.
İnsan; dini değiştirir, ayetleri saklar, ayet üretir, suni din icat eder.
İnsan; tabiata ve hayvanlara zulmeder. Hepsini yok etmekte kendisini haklı görür.
İnsan; medeniyet, teknoloji, moda, feminizm peşinde koşarken Allah’ın emir ve yasaklarını yok sayar.
İnsan; tevhidi şirkle değiştirir ve şirki dinleştirir.
İnsan; Yüce Allah yerine medeti başka kullardan ve varlıklardan bekler.
İnsanlık ilahi iradenin yüzkarası haldedir. Savaşlar çıkarır, hastalıklar icat eder, terör estirir, ormanları katleder.
İnsan zalim, cahil ve nankördür. Ama Allah sabrı ve rahmetiyle bekler. Bu muazzam tevazu, bağışlama ve rahmete bakar mısınız?
İş yerinizde bir çalışanınız şu insanlığın yaptığı egemenlik saldırılarından en ufağını yapsa hemen işten atarsınız. Eşiniz evde size isyan etse, oğlunuz başkalarını baba bilse köpürürsünüz.
Ama Allah bu kadar Yüce olandır, affeder, bekler, o kulun cezasını ahirette vereceğini ahdettiğinden sabreder.
Bu isyanları affedeceği demek değildir. Bu suçlar cezasız kalacak demek değildir. Bu hainler ahirette huzur bulacak demek hiç değildir.

“Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı….” (Nahl 16/61) 

Bu fani dünya da azgınlığınız iyice artsın, azabım hak olsun ve size tabi olanlar da belli olsun ahirette hesabınızı hep birden göreyim bekleyişidir aynı zamanda.
Allah ahirette kafir ve münafıklarla konuşmayacaktır. Ahirette kalpleri bilen Allah huzurunda hiçbir mazeret geçerli olmayacaktır. Ahirette artık Yüce Allah’ın ahdi yerine geldiğinden sabretmesine de gerek kalmayacaktır.
O zaman azap veya esenlik zamanıdır.
O zaman cehennem yolcularının kor ateşlere, cennet yolcularının mis kokulu gölgeliklere sevk edilme zamanıdır.
O zaman iyilik ve kötülüklerin zerre kadar bile olsa karşılığının alınacağı zamandır.
O zaman Allah’ın rahmetinin sadece iyiler üzerine olacağı, şefaatin sadece imanlı kalplere olacağı zamandır.
O zaman; bu dünyada ağlayanların güleceği, alay edenlerin ağlayacağı zamandır.
O ahiret yurdu Allah’ı bırakıp kullara ve varlıklara tapanların lanetleneceği yurttur.
Allah rahmetinin % 99’unu ahirete ayırmıştır ama bu rahmet herkese nasip olmayacak, kafirler bu merhametten nasiplenemeyecektir.
İnşallah o azap yaşanmadan bu dünyada da veballer yaşanacak ve herkes görecektir.
İnsanlık bu kadar acınacak haldeyken Kur’an elimizin altında ve gözümüzün önündedir. Henüz zaman vardır henüz tevbe kapısı açıktır.
Artık insan olmanın, iman etmenin, Kur’an yoluna girmenin zamanıdır.
Başkaca yollar, aldatanlar, şefaatçiler, yardımcılar, eş ve ortaklar, egemenlik paydaşları hep yalandır. Bir tek Allah vardır ve O tek sahibimizdir.
Bu dünyada keyifli geçecek birkaç yıl uğruna ahiret yurdunun ebedi yaşamı heba edilir mi?
Aklı olan insan Allah yolunu terk edip karanlıklara dalar mı?
Kalbi olan insan…insan olmaya çalışmaz mı?
Fıtrata, yaratılış gayesine uygun yaşamak insanca yaşamaktır. İman da din de budur.
Allah ama bu dünyada ama ahirette mutlaka hesap soracaktır. O, hesap soranların en Yücesidir.
O, azabı çetin olandır.
O, rahmeti kadar azabıyla da yücedir.
Bu aymazlık, hayâsızlık, namussuzluk, arsızlık artık yetmeli, insanoğlu şirkten imana dönmelidir. Teknolojinin, medeniyetin, bilimin, modern zaman medyasının anlatılarını beyin ve kalp süzgecinden geçirip ondan sonra yaşamak ve kabullenmek gerekir.
Akıl, ruh ve şuur saf dışı kalırsa, kalpler mühürlü olursa yapılacak tek şey tevbe ve istiğfar ile Allah’tan hidayet ve ihsan niyaz etmektir.
Vakit hala geç değildir.
Yoksa Allah’ın azabı sadece zalimlere ulaşmakla yetinmeyecektir.
“Sadece içinizden zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan bir azaptan sakının ve bilin ki Allah, azabı çetin olandır.” (Enfal 8/25)

 
Yüzkarası insanlık

Bu yazıyı okudunuz mu?

Fetva-i Azam (En büyük Fetva)

Fetva-i Azam (En büyük Fetva)

Fetva-i Azam (En büyük Fetva) Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla! Değerli Müslümanlar, Allah Bir’dir, ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir