Anasayfa / KUR'AN-I KERİM / Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri / Zühruf suresi – Karşılaştırmalı meal
imanilmihali.com
Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri

Zühruf suresi – Karşılaştırmalı meal

Zühruf suresi – Karşılaştırmalı meal

Karşılaştırmalı Kur’an Mealleri

ZÜHRUF SURESİ

Ali Bulaç Rahman ve Rahim Olan Allah`ın Adıyla
Diyanet Vakfı Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla.
Elmalılı Hamdi Yazır Bismilahirrahmanirrahim
Süleyman Ateş Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla..
Yaşar Nuri Öztürk Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla…
Ali Bulaç 1- Ha, Mim.
Diyanet Vakfı 1. Hâ. Mîm.
Elmalılı Hamdi Yazır 1-Ha, Mim.
Süleyman Ateş 1. Ha mim.
Yaşar Nuri Öztürk 1 Hâ, Mîm!
Ali Bulaç 2- Apaçık Kitab’a andolsun;
Diyanet Vakfı 2. Apaçık Kitab’a andolsun ki ,
Elmalılı Hamdi Yazır 2-Bu parlak Kitab’ın kadrini bilin!
Süleyman Ateş 2. Apaçık Kitaba andolsun ki
Yaşar Nuri Öztürk 2 O ayan-beyan konuşan Kitap’a yemin olsun ki,
Ali Bulaç 3- Gerçekten Biz onu, belki aklınızı kullanırsınız diye Arapça bir Kur’an kıldık.
Diyanet Vakfı 3. Biz, anlayıp düşünmeniz için onu Arapça bir Kur’an kıldık.
Elmalılı Hamdi Yazır 3-Doğrusu, Biz onu Arapça olarak okunacak bir Kur’an yaptık ki akıl erdiresiniz.
Süleyman Ateş 3. Biz, düşünüp anlamanız için onu Arapça bir Kur’an yaptık.
Yaşar Nuri Öztürk 3 Biz onu akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur’an yaptık.
Ali Bulaç 4- Şüphesiz o, Bizim katımızda olan Ana Kitap’tadır; çok yücedir, hüküm ve hikmet doludur.
Diyanet Vakfı 4. O, katımızda bulunan Ana Kitap’ta (levh-i mahfuzda) mevcut, yüce ve hikmetle dolu bir kitaptır.
Elmalılı Hamdi Yazır 4-Ve gerçekten o Bizim nezdimizdeki Ana Kitapta. Çok yüksek, çok hikmetlidir.
Süleyman Ateş 4. O, katımızda bulunan ana Kitaptadır.Yücedir, hikmetlidir.
Yaşar Nuri Öztürk 4 Ve o, bizim katımızdaki ana Kitap’ta çok yüce, çok hikmetlidir.
Ali Bulaç 5- Siz ölçüyü aşan bir kavimsiniz diye, şimdi o zikri (öğüt ve hatırlatma dolu Kur’an’ı) sizden (uzaklaştırıp) bir yana mı bırakalım?
Diyanet Vakfı 5. Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur’an’la uyarmaktan vaz mı geçelim?
Elmalılı Hamdi Yazır 5-Siz haddi aşan bir kavim olduğunuz için, şimdi sizden o öğüdü bertaraf mı edeceğiz (bir kenara mı atacağız).
Süleyman Ateş 5. Siz, aşırı giden bir kavim oldunuz diye, sizi uyarmaktan vaz mı geçelim?
Yaşar Nuri Öztürk 5 Siz, haddi aşanlardan/zulme sapanlardan oluşan bir toplumsunuz diye, o zikri/Kur’an’ı sizden uzak mı tutalım?
Ali Bulaç 6- Oysa biz, öncekiler içinde nice peygamber(ler) gönderdik.
Diyanet Vakfı 6. Daha önceki milletlere nice peygamberler göndermiştik.
Elmalılı Hamdi Yazır 6-Oysa Biz öncekiler arasında nice peygamber gönderdik.
Süleyman Ateş 6. Biz önce gelenlere nice peygamber gönderdik.
Yaşar Nuri Öztürk 6 Biz, öncekiler için de nice peygamberler gönderdik.
Ali Bulaç 7- Onlara bir peygamber gelmeyiversin, mutlaka onunla alay ederlerdi.
Diyanet Vakfı 7. Onlar, kendilerine gelen her peygamberi mutlaka alaya alırlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır 7-kendilerine hiçbir peygamber gelmiyordu ki, onunla kesinkes eğlenmesinler.
Süleyman Ateş 7. Onlara hiçbir peygamber gelmezdi ki mutlaka onunla alay etmesinler.
Yaşar Nuri Öztürk 7 Onlara bir peygamber geldiğinde mutlaka onunla alay ediyorlardı.
Ali Bulaç 8- Biz de, kuvvet bakımından onlardan daha üstün olanları yıkıma uğrattık. Öncekilerin örneği geçti.
Diyanet Vakfı 8. Biz bunlardan daha zorba olanları da helâk ettik. Nitekim öncekilerde örneği geçmiştir.
Elmalılı Hamdi Yazır 8-Onun için Biz onlardan daha sert pençelileri helak ettik. (Kur’an’da) öncekilerin mİsali geçti.
Süleyman Ateş 8. Biz de bunlardan daha güçlü olan(o kavimler)i helak ettik. Öncekilerin örneği geçti.
Yaşar Nuri Öztürk 8 Biz, gücü-kuvveti onlardan daha üstün olanları da helâk etmişizdir. Öncekilerin örneği geçti.
Ali Bulaç 9- Andolsun, onlara: ‘Gökleri ve yeri kim yarattı?’ diye soracak olsan, tartışmasız: ‘Onları üstün ve güçlü (aziz) olan, bilen (Allah) yarattı’ diyecekler.
Diyanet Vakfı 9. Andolsun ki, onlara gökleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan; “Onları şüphesiz güçlü olan, her şeyi bilen Allah yarattı” derler.
Elmalılı Hamdi Yazır 9-Andolsun ki onlara: “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan elbette: “Onları O çok güçlü ve herşeyi bilen yarattı.” derler.
Süleyman Ateş 9. Andolsun onlara: “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan elbette diyecekler ki: “Onları, çok üstün, çok bilen (Allah) yarattı.”
Yaşar Nuri Öztürk 9 Yemin olsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, kesinlikle şöyle diyeceklerdir: “Onları, Azîz ve Alîm olan yarattı!”
Ali Bulaç 10- Ki O, yeri sizin için bir beşik kıldı ve doğru yolu bulursunuz diye onda size (birtakım) yollar var etti.
Diyanet Vakfı l0. O, size yeri beşik kılmış ve doğru gidesiniz diye yeryüzünde size yollar yaratmıştır.
Elmalılı Hamdi Yazır 10-O ki, yeryüzünü sizin için bir beşik yaptı ve doğru gidesiniz diye size yollar açtı.
Süleyman Ateş 10. O yeri sizin için beşik kıldı ve varacağınız yere gitmeniz için yeryüzünde size yollar yaptı.
Yaşar Nuri Öztürk 10 O, yerküreyi size bir beşik yaptı. Ve onda sizler için yollar oluşturdu ki, varacağınız yere varabilesiniz.
Ali Bulaç 11- Ki O, belli bir miktar ile gökten su indirdi de, onunla ölü bir memleketi ‘dirilttik (ve her yanına yeniden hayat) yaydık’; siz de böyle (kabirlerinizden diriltilip) çıkarılacaksınız.
Diyanet Vakfı 11. Gökten bir ölçüye göre suyu indiren O’dur. Biz onunla (kupkuru), ölü memlekete hayat veririz. İşte siz de böylece (mezarlarınızdan) çıkarılacaksınız.
Elmalılı Hamdi Yazır 11-O ki bir ölçü ile yukarıdan su indirmekte ve onunla Ölü bir beldeye hayat neşretmekteyiz, işte siz de (kabirlerinizden) öyle çıkarılacaksınız.
Süleyman Ateş 11. Gökten bir ölçü ile su indirdi de, onunla ölü bir ülkeyi canlandırdık. İşte siz de öyle (canlandırılıp) çıkarılacaksınız.
Yaşar Nuri Öztürk 11 Gökten bir ölçüye bağlı olarak/bir kaderle su indirmiştir O. O suyla biz ölü bir beldeyi hayata kavuşturduk. İşte siz de böyle çıkarılacaksınız.
Ali Bulaç 12- Ki O, bütün çiftleri yarattı ve sizin için gemilerden ve hayvanlardan bineceğiniz şeyleri var etti.
Diyanet Vakfı 12. Bütün çiftleri O yaratmıştır. Ve size bineceğiniz gemiler ve hayvanlar vâr etti.
Elmalılı Hamdi Yazır 12-Ve O ki bütün çiftleri yarattı ve sizin için gemilerden ve yumuşak hayvanlardan bineceğiniz şeyler yaptı.
Süleyman Ateş 12. O bütün çiftleri yarattı ve size bineceğiniz gemiler ve hayvanlar var etti,
Yaşar Nuri Öztürk 12 Tüm çiftleri de yaratan O’dur. Ve O, sizin için gemilerden ve hayvanlardan binmekte olduğunuz şeylere de vücut verdi;
Ali Bulaç 13- Onların sırtlarına binip-doğrulmanız, sonra doğrulduğunuz zaman, Rabbinizin nimetini zikretmeniz ve: ‘Bunlara bizim için boyun eğdiren (Allah) ne yücedir, yoksa biz bunu (kendi hizmetimize) yanaştıramazdık’ demeniz için.
Diyanet Vakfı 13. Ki,böylece onların sırtına binip üzerlerine yerleşince, Rabbinizin ni’metini anarak: Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz, yoksa biz bunlara güç yetiremezdik, diyesiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır 13-Ki, sırtlarına kurulasınız sonra üzerlerine yerleştiğinizde Rabbinizin nimetini anıp şöyle diy esiniz : “Ne yücedir O Allah ki, bunu bizim hizmetimize vermiş; yoksa biz bunu yanaştıramazdık (kendimize boyun eğdiremezdik).
Süleyman Ateş 13. Ki onların sırtlarına binesiniz, sonra onlara bindiğiniz zaman Rabbinizin ni’metini anasınız ve (şöyle) diyesiniz: “Bunu bizim hizmetimize veren (Allah)ın şanı yücedir, yoksa biz bunu (hizmetimize) yanaştıramazdık.”
Yaşar Nuri Öztürk 13 Ki onların sırtlarına kurulasınız, sonra oraya kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlaya da şöyle diyesiniz: “Adı ve kudreti yücedir bunu bizim emrimize verenin! Yoksa biz bunu kendimize yanaştıramazdık.”
Ali Bulaç 14- Ve biz elbette, Rabbimize çevrilip-döneceğiz.’
Diyanet Vakfı 14. Biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz (demelisiniz).
Elmalılı Hamdi Yazır 14-Ve muhakkak biz dönüp dolaşıp Rabbimize varacağız.”
Süleyman Ateş 14. Biz elbette Rabbimize döneceğiz.
Yaşar Nuri Öztürk 14 “Ve gerçekten biz, halden hale geçerek Rabbimize mutlaka döneceğiz.”
Ali Bulaç 15- (Buna rağmen) Kendi kullarından O’na bir parça kılıp-yakıştırdılar. Doğrusu insan, açıkça bir nankördür.
Diyanet Vakfı 15. Ama onlar, kullarından bir kısmını, O’nun bir cüzü kıldılar. Gerçekten insan apaçık bir nankördür.
Elmalılı Hamdi Yazır 15-Böyle iken tuttular kullarından ona bir cüz tasladılar (bir kısmım O’nun bir parçası saydılar). Gerçekten insan çok nankör, açık bir küfürbazdır.
Süleyman Ateş 15. Tuttular, O’na kullarından bir parça tasarladılar.Gerçekten insan apaçık bir nankördür.
Yaşar Nuri Öztürk 15 Kullarından O’na bir pay çıkardılar/bir parça isnat ettiler. Hiç kuşkusuz, insan apaçık bir nankördür.
Ali Bulaç 16- Yoksa O, yarattıklarından kızları (kendine) edindi ve erkekleri size mi ayırdı?
Diyanet Vakfı 16. Yoksa Allah, yarattıklarından kızları kendisine aldı da oğulları size mi ayırdı?!
Elmalılı Hamdi Yazır 16-Yoksa O, yaratıp durduğu mahluklarından kendine kızlar edindi de oğullarla imtiyazı size mi verdi?
Süleyman Ateş 16. Yoksa (Allah), yarattıklarından kızları kendisine aldı da oğullar için sizi mi yeğledi?
Yaşar Nuri Öztürk 16 Yoksa Allah, yarattıklarından kızları kendine ayırdı da oğullarla seçkinleşmeyi size mi bıraktı?
Ali Bulaç 17- Oysa onlardan biri, O, Rahman (olan Allah) için verdiği örnek ile (kız çocuğunun doğumuyla) müjdelendiği zaman, yüzü simsiyah kesilmiş olarak kahrından yutkundukça yutkunur.
Diyanet Vakfı 17. Onlardan biri, Rahmân’a isnat ettiği kız çocuğuyla müjdelenince, hiddetlenerek yüzü simsiyah kesilir.
Elmalılı Hamdi Yazır 17-Oysa onlardan biri o Rahman’a fırlattığı mesel (yakıştırdığı kız çocuğu) ile müjdelendiği zaman yüzü simsiyah kesiliyor da üzüntüsünden yutkunup yutkunup dolukuyor.
Süleyman Ateş 17. Onlardan birine Rahman’a benzer olarak anlattığı (kız çocuğu) müjdelense yüzü kapkara kesilir, öfkesinden yutkunup durur.
Yaşar Nuri Öztürk 17 Onlardan biri, Rahman’a benzer gösterdiği/Rahman’a isnat ettiği kız evlatla müjdelendiğinde, yüzü simsiyah kesilir de öfkeden yutkunur durur.
Ali Bulaç 18- Onlar, süs içinde büyütülüp de mücadelede açık olmayan (kızlar)ı mı (Allah’a yakıştırıyorlar)?
Diyanet Vakfı l8. Süs içinde yetiştirilip savaş edemeyecek olanı mı istemiyorlar? (Onları Allah’ın parçası mı sayıyorlar?)
Elmalılı Hamdi Yazır 18-Ya, onlar süs içinde yetiştirilip de mücadeleye gelince beceremeyecek olan (kız çocukların)ı O’na isnad ediyorlar öyle mi?
Süleyman Ateş 18. Süs içinde yetiştirilip, mücadelede açık olmayanı (tartışmayı ve kavgayı beceremeyeni) mi (Allah’ın çocuğu yaptılar)?
Yaşar Nuri Öztürk 18 Süs içinde yetiştirilen, fakat çekişme ve savaşta yetersiz kalanı, öyle mi?
Ali Bulaç 19- Onlar, ki Rahmanın kulları olan melekleri dişiler kıldılar. Kendileri yaratılışlarına şahit mi oldular? Onların şahitlikleri yazılacak ve (bundan dolayı) sorumlu tutulacaklar.
Diyanet Vakfı 19. Onlar, Rahmân’ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Acaba meleklerin yaratılışlarını mı görmüşler? Onların bu şahitlikleri yazılacak ve sorguya çekileceklerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır 19-Onlar, Rahman’ın kulları olan melekleri de dişi yaptılar. Yaratılışlarında hazır mı bulundular? Şahitlikleri yazılacak ve sorguya çekilecekler.
Süleyman Ateş 19. Rahman’ın kulları olan melekleri dişi saydılar. Onların yaratılışlarına mı şahid oldular ki (böyle hüküm veriyorlar)? Şahidlikleri yazılacak ve (bundan) sorulacaklardır.
Yaşar Nuri Öztürk 19 Rahman’ın kulları olan melekleri, dişiler saydılar. Onların yaratılışına tanık mıydılar? Tanıklıkları yazılacak ve sorguya çekilecekler.
Ali Bulaç 20- Dediler ki: ‘Eğer Rahman dilemiş olsaydı, biz onlara ibadet etmezdik.’ Onların bundan yana hiç bir bilgileri yoktur. Onlar, yalnızca ‘zan ve tahminle yalan söylüyorlar.’
Diyanet Vakfı 20. Ve dediler ki: Rahmân dileseydi biz onlara tapmazdık. Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 20-Bir de dediler ki: “Rahman dileseydi biz onlara tapmazdık.” Bu hususta onların bir bilgileri yoktur, sadece atıyorlar.
Süleyman Ateş 20. Ve dediler ki: “Rahman dileseydi, biz onlara tapmazdık.” Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar sadece saçmalıyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk 20 Bir de dediler ki: “Rahman dileseydi, onlara tapınmazdık.” Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Sadece saçmalıyorlar.
Ali Bulaç 21- Yoksa biz, bundan önce kendilerine bir kitap verdik de şimdi ona mı tutunuyorlar?
Diyanet Vakfı 21. Yoksa bundan önce onlara bir kitap verdik de ona mı tutunuyorlar?
Elmalılı Hamdi Yazır 21-Yoksa Biz onlara bundan önce bir kitap vermişiz de ona mı tutunuyorlar.
Süleyman Ateş 21. Yoksa bundan önce onlara bir Kitap vermişiz de ona mı sarılıyorlar?
Yaşar Nuri Öztürk 21 Yoksa onlara bundan önce bir kitap verdik de ona mı yapışmaktadırlar?
Ali Bulaç 22- Hayır; dediler ki: ‘Gerçekten atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk ve doğrusu biz onların izleri (eserleri) üstünde doğru olana (hidayete) yönelmiş (kimse)leriz.’
Diyanet Vakfı 22. Hayır! “Sadece, biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izinde gidiyoruz” derler.
Elmalılı Hamdi Yazır 22-Hayır! Hayır, şöyle dediler: “Bizler atalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerince giderek murada ereriz.”
Süleyman Ateş 22. Hayır, (ne bilgileri var, ne de Kitapları). Sadece: “Biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerinde gidiyoruz” dediler.
Yaşar Nuri Öztürk 22 Hayır, sadece şunu söylemişlerdir: “Biz atalarımızı bir ümmet/bir din üzerinde bulduk; onların eserlerini izleyerek biz de doğruya ve güzele varacağız.”
Ali Bulaç 23- İşte böyle, senden önce de (herhangi) bir memlekete bir elçi göndermiş olmayalım, mutlaka onun ‘refah içinde şımarıp azan önde gelenleri’ (şöyle) demişlerdir: ‘Gerçekten biz, atalarımızı bir ümmet (din) üzerinde bulduk ve doğrusu biz, onların izlerine (eserlerine) uymuş kimseleriz.’
Diyanet Vakfı 23. Senden önce de hangi memlekete uyarıcı göndermişsek mutlaka oranın varlıklıları: Babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız, derlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır 23-Yine böyle senden önce hangi memlekette bir uyarıcı gönderdikse, onun refah içindeki takımı demişti ki: “Bizler atalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız.”
Süleyman Ateş 23. İşte böyle, senden önce de hangi kente uyarıcı gönderdiysek mutlaka oranın varlıklıları: “Biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız.” dediler.
Yaşar Nuri Öztürk 23 İşte böyle! Senden önce de hangi kente bir uyarıcı göndermişsek oranın servetle şımarmış kodamanları mutlaka şöyle demişlerdir: “Biz atalarımızı bir ümmet/bir din üzerinde bulduk; onların eserlerine uyarak yol alacağız.”i
Ali Bulaç 24- (O peygamberlerden her biri de şöyle) Demiştir: ‘Ben size atalarınızı üstünde bulduğunuz şeyden daha doğru olanını getirmiş olsam da mı?’ Onlar da demişlerdi ki: ‘Doğrusu biz, kendisiyle gönderildiğiniz şeye (karşı) kafir olanlarız.’
Diyanet Vakfı 24. Ben size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz (din)den daha doğrusunu getirmişsem (yine mi bana uymazsınız)? deyince, dediler ki: Doğrusu biz sizinle gönderilen şeyi inkâr ediyoruz.
Elmalılı Hamdi Yazır 24-(Uyarıcı) : “Size atalarınızı üzerinde bulduğunuzdan daha doğrusunu getirdimse de mi?” deyince, onlar: “Biz sizin gönderildiğiniz şeylere inanmıyoruz” dediler.
Süleyman Ateş 24. Ben size, babalarınızı, üzerinde bulduğunuz(din)den daha doğrusunu getirmiş olsam da (yine babalarınızın yolunu)mu (tutacaksınız)? dedi. “Doğrusu biz sizinle gönderilen mesajı tanımıyoruz.” dediler.
Yaşar Nuri Öztürk 24 Uyarıcı dedi: “Peki, ben size, atalarınızı üzerinde bulduğunuz şeyden daha iyi yol göstereni getirmiş olsam da mı?” Dediler: “Doğrusu, biz seninle gönderilen şeyi tanımıyoruz.”
Ali Bulaç 25- Böylece onlardan intikam aldık. Öyleyse, bir bak; yalan sayanların sonu nasıl oldu?
Diyanet Vakfı 25. Biz de onlardan intikam aldık. Bak, yalanlayanların sonu nasıl oldu?
Elmalılı Hamdi Yazır 25-Bunun üzerine Biz de onlardan intikamım aldık. Bak o yalan söylüyorsun diyenlerin sonu nasıl oldu?
Süleyman Ateş 25. Biz de onlardan öc aldık. Bak, yalanlayanların sonu nasıl oldu?
Yaşar Nuri Öztürk 25 Bunun üzerine onlardan öc aldık. Bir bak, nice olmuştur o yalanlayanların sonu!
Ali Bulaç 26- Hani İbrahim babasına ve kendi kavmine demişti ki: ‘Şüphesiz ben, sizin taptıklarınızdan uzağım.’
Diyanet Vakfı 26. Bir zaman İbrahim, babasına ve kavmine demişti ki: Ben sizin taptıklarınızdan uzağım.
Elmalılı Hamdi Yazır 26-Bir vakit İbrahim, babasına ve kavmine: “Haberiniz olsun, ben o sizin taptıklarınızdan beriyim.
Süleyman Ateş 26. Bir zaman İbrahim babasına ve kavmine demişti ki: “Ben sizin taptıklarınızdan uzağım.”
Yaşar Nuri Öztürk 26 Bir zaman İbrahim, babasına ve toplumuna şöyle demişti: “Ben, sizin taptıklarınızdan uzağım.”
Ali Bulaç 27- ‘(Ancak) Beni yaratan başka. İşte O beni hidayete yöneltip-iletecektir.’
Diyanet Vakfı 27. Ben yalnız beni yaratana taparım. Çünkü O, beni doğru yola iletecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır 27-O beni yaratan başka. O beni doğru yola iletecektir.” dedi.
Süleyman Ateş 27. Ben yalnız beni yaratana (taparım). Çünkü O, bana doğru yolu gösterecektir.
Yaşar Nuri Öztürk 27 “Yalnız beni yaratana kulluk ederim. Bana, O kılavuzluk edecektir.”
Ali Bulaç 28- Ve bunu (bu tevhid inancını) belki (insanlar Allah’a) dönerler diye ardında (kendi soyunda) kalıcı bir kelime olarak kıldı-bıraktı.
Diyanet Vakfı 28. Bu sözü, ardından geleceklere devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı ki, insanlar (onun dinine) dönsünler.
Elmalılı Hamdi Yazır 28-O, bu sözü, soyu arasında kalan bir kelime yaptı ki, tevhide dönsünler.
Süleyman Ateş 28. Ve bu sözü ardında kalıcı bir söz yaptı ki (insanlar Allah’a kulluğa) dönsünler.
Yaşar Nuri Öztürk 28 O, sözünü, kendinden sonra yaşayacak bir mesaj yaptı ki, insanlar hakka dönebilsinler.
Ali Bulaç 29- Hayır; Ben onları ve atalarını, kendilerine hak ve açıklayan bir elçi gelinceye kadar yararlandırdım.
Diyanet Vakfı 29. Doğrusu bunları da atalarını da kendilerine hak ve onu açıklayan bir peygamber gelinceye kadar geçindirdim.
Elmalılı Hamdi Yazır 29-Fakat bunları ve atalarını kendilerine hak ve apaçık anlatan bir peygamber gelinceye kadar faydalandırıp yaşattım.
Süleyman Ateş 29. Doğrusu bunları da, babalarını da kendilerine gerçek söz ve (onu) açıklayan elçi gelinceye dek yaşattım.
Yaşar Nuri Öztürk 29 Ben, şunlar ve atalarını, kendilerine hak ve açık kanıtlı resul gelinceye kadar nimetlendirdim.
Ali Bulaç 30- Ancak kendilerine hak gelince, dediler ki: ‘Bu bir büyüdür, doğrusu biz ona (karşı) kafir olanlarız.’
Diyanet Vakfı 30. Fakat kendilerine hak gelince: Bu bir büyüdür, biz onu tanımıyoruz, dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır 30-Yaşattım da kendilerine hak gelince : “Bu bir sihirdir, biz buna inanmayız.” dediler.
Süleyman Ateş 30. Fakat kendilerine gerçek gelince: “Bu, büyüdür, biz onu tanımayız” dediler.
Yaşar Nuri Öztürk 30 Ne var ki, hak kendilerine geldiğinde şöyle dediler: “Bu bir büyü, biz bunu inkâr ediyoruz!”
Ali Bulaç 31- Ve dediler ki: ‘Bu Kur’an, iki şehirden birinin büyük bir adamına indirilmeli değil miydi?’
Diyanet Vakfı 31. Ve dediler ki: Bu Kur’an iki şehirden bir büyük adama indirilse olmaz mıydı?
Elmalılı Hamdi Yazır 31-Ve: “Ne olurdu şu Kur’an iki şehirden (Mekke, Taif) bir büyük adama indirilseydi?” dediler.
Süleyman Ateş 31. Ve dediler ki: “Bu Kur’an iki kentten, büyük bir adama indirilmeli değil miydi?”
Yaşar Nuri Öztürk 31 Ve dediler: “Şu Kur’an, iki kent içinden büyük bir adama indirilmeli değil miydi?”
Ali Bulaç 32- Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Dünya hayatında maişetlerini aralarında biz paylaştırdık ve onlardan bir bölümü (diğer) bir bölümünü ‘teshir etmesi için, bir bölümünü bir bölümü üzerinde derecelerle yükselttik. Rabbinin rahmeti; toplayıp-yığdıklarından daha hayırlıdır.
Diyanet Vakfı 32. Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için kimini ötekine derecelerle üstün kıldık. Rabbinin rahmeti onların biriktirdikleri şeylerden daha hayırlıdır.
Elmalılı Hamdi Yazır 32-Rabbinin rahmetini onlar mı taksim ediyorlar? Onların dünya hayatındaki geçimlerini aralarında Biz taksim ettik. Bir kısmım diğerinin üstüne çıkardık ki derecelerle bazısı bazısını tutsun çalıştırsın. Rabbinin rahmeti ise onların toplayıp biriktirdiklerinden daha hayırlıdır.
Süleyman Ateş 32. Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz taksim ettik ve onlardan kimini ötekine derecelerle üstün kıldık ki biri, diğerine iş gördürebilsin. Rabbinin rahmeti, onların toplayıp yığdıklarındandaha hayırlıdır.
Yaşar Nuri Öztürk 32 Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Ve onların kimini kimine derecelerle üstün kıldık ki, bazısı bazısını tutup çalıştırsın. Rabbinin rahmeti, onların derleyip topladıklarından daha hayırlıdır.
Ali Bulaç 33- Eğer insanlar (Allah’a karşı isyanda birleşip) tek bir ümmet olacak olmasaydı, Rahman’ı (Allah’ı) inkâr edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerinde çıkıp-yükselecekleri merdivenler yapardık.
Diyanet Vakfı 33. Şayet insanların küfürde birleşmiş bir tek ümmet olması (tehlikesi) bulunmasaydı, Rahmân’ı inkâr edenlerin evlerinin tavanlarını ve çıkacakları merdivenleri gümüşten yapardık.
Elmalılı Hamdi Yazır 33-Eğer insanlar hep (küfre sapacak) bir ümmet olacak olmasaydı. Biz o Rahman’ı inkar eden kimselerin evlerine muhakkak gümüşten tavanlar ve üzerlerinde çıkacaktan asansörler yapardık.
Süleyman Ateş 33. İnsanlar (küfürde birleşen) bir tek ümmet olacak olmasaydı. Rahman’ı inkar edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine binip çıkacakları merdivenler yapardık.
Yaşar Nuri Öztürk 33 İnsanlar bir tek ümmet haline gelmeyecek olsalardı, o Rahman’a nankörlük edenlerin evlerine gümüşten tavanlar çatar, sırtlarına binip yükselecekleri merdivenler/asansörler yapardık.
Ali Bulaç 34- Evlerine kapılar ve üzerinde yaslanıp-dayanacakları koltuklar,
Diyanet Vakfı 34. Evlerinin kapılarını ve üzerine yaslanacakları koltukları da (hep gümüşten yapardık).
Elmalılı Hamdi Yazır 34-35-Odalarına kapılar; üzerlerine kurulacakları koltuklar, kanepeler, altın’dan süsler yapardık. Doğrusu bütün bunlar dünya hayatinin geçici metal; ahiret ise Rabbin kalında takva sahipleri içindir.
Süleyman Ateş 34. Ve evlerine kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar, divanlar.
Yaşar Nuri Öztürk 34 Evlerine kapılar, üzerlerinde yan yatacakları koltuklar yapardık;
Ali Bulaç 35- Ve (daha nice) çekici-süsler (de verirdik). Bütün bunlar, yalnızca dünya hayatının metaıdır. Ahiret ise, Rabbinin katında muttakiler içindir.
Diyanet Vakfı 35. Ve onları zinetlere boğardık. Bütün bunlar sadece dünya hayatının geçimliğidir. Ahiret ise, Rabbinin katında, Allah’ın azabından sakınıp rahmetine sığınanlara mahsustur.
Elmalılı Hamdi Yazır 34-35-Odalarına kapılar; üzerlerine kurulacakları koltuklar, kanepeler, altın’dan süsler yapardık. Doğrusu bütün bunlar dünya hayatinin geçici metal; ahiret ise Rabbin kalında takva sahipleri içindir.
Süleyman Ateş 35. Ve (nice) süs(ler verirdik). Bütün bunlar, sadece dünya hayatının geçiminden ibarettir. Rabbinin katında ahiret ise, (günahlardan) korunanlar içindir.
Yaşar Nuri Öztürk 35 Her yanda süsler oluştururduk. İşte bütün bunlar, şu iğreti dünya hayatının nimetidir. Rabbinin katındaki âhiret ise takva sahipleri içindir.
Ali Bulaç 36- Kim Rahmanın zikrini görmezlikten gelirse, biz bir şeytana onun ‘üzerini kabukla bağlattırırız’; artık bu, onun bir yakın dostudur.
Diyanet Vakfı 36. Kim Rahmân’ı zikretmekten gafil olursa, yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz.
Elmalılı Hamdi Yazır 36-Her kim Rahman’ın zikrinden (Kur’an’dan) körlük edip görmemezlikten gelirse Biz ona bir şeytan sardırırız (musallat ederiz), artık o ona arkadaş olur.
Süleyman Ateş 36. Kim Rahman’ın zikrine karşı kör olursa ona bir şeytanı sardırırız; artık o, onun (yanından ayrılmaz, ona sürekli olarak kötülükleri telkin eden) arkadaşı olur.
Yaşar Nuri Öztürk 36 Kim Rahman’ın Zikri’ni görmezlikten gelip ondan uzaklaşırsa biz ona bir şeytanı musallat ederiz de o ona can yoldaşı olur.
Ali Bulaç 37- Gerçekten bunlar (bu şeytanlar), onları yoldan alıkoyarlar; onlar ise, kendilerinin gerçekten hidayette olduklarını sanırlar.
Diyanet Vakfı 37. Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan alıkoyarlar da onlar, kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 37-Muhakkak onlar (şeytanlar) onları yoldan çıkarırlar, onlar ise onları doğru sanırlar.
Süleyman Ateş 37. O(şeyta)nlar onları yoldan çıkardıkları halde bunlar doğru yolda olduklarını sanırlar.
Yaşar Nuri Öztürk 37 Bu şeytanlar onları yoldan saptırırlar. Onlarsa kendilerinin hâlâ hidayet üzere olduklarını sanırlar.
Ali Bulaç 38- Sonunda bize geldiği zaman, der ki: ‘Keşke benimle senin aranda iki doğu (doğu ile batı) uzaklığı olsaydı. Meğer ne kötü yakın-dost(muşsun sen).’
Diyanet Vakfı 38. O şeytan dostu kimse, en sonunda bize gelince arkadaşına: Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı, ne kötü arkadaşmışsın! der.
Elmalılı Hamdi Yazır 38-Sonunda Bize geldiği zaman: “Ah! Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı; sen ne kötü arkadaşmışsın!” der.
Süleyman Ateş 38. Nihayet (Zikr’imize karşı körlük edip yoldan çıkan o adam) bize geldiği zaman (kötü arkadaşına) der ki: “Keşke benimle senin aranda iki doğu (doğu ile batı) arası kadar uzaklık olsaydı (seni hiç görmeseydim); meğer ne kötü arkadaş(mışsın sen)!”
Yaşar Nuri Öztürk 38 Sonunda bize geldiğinde, şeytan, yoldaşına şöyle der: “Keşke aramızda iki doğu arası kadar uzaklık olsaydı. Ne kötü yoldaşmışsın sen!”
Ali Bulaç 39- (Bu söylenmeleriniz,) Bugün size kesin olarak bir yarar sağlamaz. Çünkü zulmettiniz. Şüphesiz azabta da ortaksınız.
Diyanet Vakfı 39. Zulmettiğiniz için bugün (nedâmet) size hiçbir fayda vermeyecektir. Çünkü siz, azapta ortaksınız.
Elmalılı Hamdi Yazır 39-“Böyle söylemek bu gün size hiç de fayda vermez, çünkü zulmettiniz, hepiniz azapta müştereksiniz.”
Süleyman Ateş 39. (Böyle söylemeniz) Bugün size bir yarar sağlamaz; çünkü zulmettiniz. Siz, azab (çekme)de ortaksınız.
Yaşar Nuri Öztürk 39 Bugün hiçbir şey işinize yaramayacaktır. Çünkü zulme sapmışsınız. Azapta ortaklık kuracaksınız.
Ali Bulaç 40- Öyleyse sağır olanlara sen mi dinleteceksin veya kör olan ve açıkça bir sapıklık içinde bulunanı hidayete erdireceksin?
Diyanet Vakfı 40. (Resûlüm!) Sağırlara sen mi işittireceksin; yahut körleri ve apaçık sapıklıkta olanları doğru yola sen mi ileteceksin?
Elmalılı Hamdi Yazır 40-O halde sağırlara sen mi işittireceksin. yahut körlere. apaçık bir sapıklık içinde bulunanlara sen mi doğru yolu göstereceksin?
Süleyman Ateş 40. (Ey Muhammed), sen mi sağıra işittireceksin, yahut körü ve apaçık sapıklıkta olanı yola ileteceksin?
Yaşar Nuri Öztürk 40 Sen şimdi sağırlara söz mü duyuracaksın; yoksa körlere, apaçık sapıklığa dalmışlara kılavuzluk mu edeceksin?!
Ali Bulaç 41- Şu halde Biz seni alıp-götürürsek, elbette onlardan intikam alacağız.
Diyanet Vakfı 41. Biz seni onlardan alıp götürsek de yine onlardan intikam alırız.
Elmalılı Hamdi Yazır 41-Şu halde şayet Biz seni alıp götürürsek (hayatını sona erdirsek), elbette onlardan intikam alacağız.
Süleyman Ateş 41. Ya biz seni alıp götürdükten sonra onlardan öc alırız.
Yaşar Nuri Öztürk 41 Ya biz, seni alıp götürdükten sonra onlardan öc alırız;
Ali Bulaç 42- Ya da kendilerine va’dettiğimiz şeyi onlara gösteririz ki, biz gerçekten onların üstünde güç yetirenleriz.
Diyanet Vakfı 42. Yahut onlara vâdettiğimiz azabı, sana gösteririz. Çünkü bizim onlara gücümüz yeter.
Elmalılı Hamdi Yazır 42-Yahut onlara yaptığımız tehdidi sana gösterirsek! Şüphesiz Biz onlara bunu yapmaya da muktediriz
Süleyman Ateş 42. Yahut onları uyardığımız şeyi sana gösteririz (senin gözlerinin önünde onları azaba uğratırız); bizim onlara gücümüz yeter.
Yaşar Nuri Öztürk 42 Yahut da onlara yönelttiğimiz tehdidi sana gösteririz. Biz onlarla başa çıkacak güçteyiz.
Ali Bulaç 43- Şu halde, sana vahyedilene sımsıkı-tutun; çünkü sen dosdoğru bir yol üzerindesin.
Diyanet Vakfı 43. Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen, dosdoğru yoldasın.
Elmalılı Hamdi Yazır 43-Sen hemen o sana vahyedilene tutun! Muhakkak ki sen doğru bir yol üzerindesin.
Süleyman Ateş 43. Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl, çünkü sen doğru yoldasın.
Yaşar Nuri Öztürk 43 Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl! Hiç kuşkusuz, sen, dosdoğru bir yol üzerindesin.
Ali Bulaç 44- Ve şüphesiz o (Kur’an), senin ve kavmin için gerçekten bir zikirdir. Siz (ondan) sorulacaksınız.
Diyanet Vakfı 44. Doğrusu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız.
Elmalılı Hamdi Yazır 44-Ve muhakkak ki o (Kur’an) hem senin için, hem kavmin için bir şereftir ve ileride bundan sorulacaksınız.
Süleyman Ateş 44. O (Kur’an) sana ve kavmine bir Zikir(uyarı, şan ve şeref)dir ve yakında (ona uyup uymadığınızdan) sorulacaksınız.
Yaşar Nuri Öztürk 44 Gerçek şu: Bu Kur’an sana ve toplumuna elbette ki bir hatırlatıcı/bir düşündürücü/bir şeref/bir öğüttür. Bundan sorumlu tutulacaksınız.
Ali Bulaç 45- Senden önce gönderdiğimiz elçilerimizden sor: Biz, Rahman (olan Allah)ın dışında tapılacak birtakım ilahlar kıldık mı (hiç)?
Diyanet Vakfı 45. Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize (ümmetlerine) sor! Rahmân’dan başka tapılacak tanrılar (edinin diye) emretmiş miyiz?
Elmalılı Hamdi Yazır 45-Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimize de sor: Biz Rahman’dan başka ibadet olunacak ilahlar yapmış mıyız?
Süleyman Ateş 45. Senden önce gönderdiğimiz elçilerimizden sor: Rahman’dan başka tapılacak tanrılar yapmış mıyız?
Yaşar Nuri Öztürk 45 Senden önce gönderdiğimiz resullerimize sor: Rahman’dan başka ibadet edilecek tanrılar yapmış mıyız?
Ali Bulaç 46- Andolsun, Biz Musa’yı, Firavun’a ve onun ‘önde gelen çevresine’ ayetlerimizle gönderdik. O da, dedi ki: ‘Gerçekten ben, alemlerin Rabbinin elçisiyim.’
Diyanet Vakfı 46. Andolsun biz Musa’yı âyetlerimizle Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına göndermiştik de Musa: Ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim, demişti.
Elmalılı Hamdi Yazır 46-Andolsun ki, Musa’yı mucizelerimizle Firavun’a ve topluluğuna gönderdik. (Musa) vardı : “Haberiniz olsun ben bütün alemlerin Rabbinin peygamberiyim.” dedi.
Süleyman Ateş 46. Andolsun biz Musa’yı da ayetlerimizle Fir’avn’a ve ileri gelen adamlarına gönderdik: “Ben alemlerin Rabbinin elçisiyim” dedi.
Yaşar Nuri Öztürk 46 Yemin olsun, Mûsa’yı ayetlerimizle Firavun’a ve onun üst düzey adamlarına gönderdik de onlara dedi ki: “Ben âlemlerin Rabbi’nin resulüyüm.”
Ali Bulaç 47- Fakat onlara ayetlerimizle geldiği zaman, bir de ne görsün, onlar bunlara (alay edip) gülüyorlar.
Diyanet Vakfı 47. Onlara âyetlerimizi getirince, bunlara gülüvermişlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır 47-Onlara böyle mucizelerimizle vardığında, onlar hemen bu mucizelere gülüverdiler.
Süleyman Ateş 47. Onlara ayetlerimizi getirince onlar o ayetlerle alay edip gülmeğe başladılar.
Yaşar Nuri Öztürk 47 Mûsa onlara ayetlerimizi getirdiğinde onlar bu ayetlere gülüyorlardı.
Ali Bulaç 48- Biz onlara biri ötekinden daha büyük olmayan hiç bir ayet göstermedik. Belki dönerler diye, onları azabla yakalayıverdik.
Diyanet Vakfı 48. Onlara gösterdiğimiz her bir âyet (mucize) diğerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye onları azaba uğrattık.
Elmalılı Hamdi Yazır 48-Onlara gösterdiğimiz her bir mucize diğerinden daha büyüktü. Belki vazgeçerler diye tuttuk onları azaba çektik
Süleyman Ateş 48. Onlara gösterdiğimiz her mu’cize, mutlaka kızkardeşinden (ötekinden) büyüktü. Belki dönerler diye onları (kıtlık, tufan, çekirge gibi türlü) azab(lar) ile cezalandırdık.
Yaşar Nuri Öztürk 48 Onlara gösterir olduğumuz her ayet-alâmet, kızkardeşi ayet-alâmetten mutlaka daha büyüktür. Belki dönerler diye onları azapla da yakalamışızdır.
Ali Bulaç 49- Ve onlar dediler ki: ‘Ey büyücü, sende olan ahdi (sana verdiği sözü) adına bizim için Rabbine dua et; gerçekten biz hidayete gelmiş olacağız.’
Diyanet Vakfı 49. Bunun üzerine dediler ki: Ey büyücü! Sana verdiği ahde göre bizim için Rabbine dua et; çünkü biz artık doğru yola gireceğiz.
Elmalılı Hamdi Yazır 49-Bu halde (iken bile) diyorlardı ki: “Ey sihirbaz, sende olan ahdi hürmetine bizim için Rabbine dua et. Çünkü biz artık yola geleceğiz.”
Süleyman Ateş 49. Bunun üzerine dediler ki: “Ey büyücü, bizim için Rabbine du’a et, sana verdiği söz hakkı için (bizi bağışlasın) artık biz yola geleceğiz!”
Yaşar Nuri Öztürk 49 Dediler ki: “Ey büyücü! Sana verdiği söz aşkına, Rabbine bizim için bir yakarıver; biz artık doğru yola gireceğiz.”
Ali Bulaç 50- Fakat onlardan azabı çekip-giderince, bir de görürsün ki onlar andlarını bozuyorlar.
Diyanet Vakfı 50. Fakat biz onlardan azabı kaldırınca, sözlerinden dönüverdiler.
Elmalılı Hamdi Yazır 50-Bunun üzerine kendilerinden azabı açtığımızda hemen cayıverdiler.
Süleyman Ateş 50. Fakat biz onlardan azabı kaldırınca sözlerinden dönmeğe başladılar.
Yaşar Nuri Öztürk 50 Fakat kendilerinden azabı kaldırdığımızda hemen yan çizmeye başladılar.
Ali Bulaç 51- Firavun, kendi kavmi içinde bağırdı; dedi ki: ‘Ey kavmim, Mısır’ın mülkü ve şu altımda akmakta olan nehirler benim değil mi? Yine de görmeyecek misiniz?’
Diyanet Vakfı 51. Firavun kavmine seslendi ve şöyle dedi: “Ey kavmim! Mısır mülkü ve altımdan akıp giden şu ırmaklar benim değil mi? Hâla görmüyor musunuz?”
Elmalılı Hamdi Yazır 51-Firavun, kavminin içinde bağırıp şöyle dedi: “Ey kavmim! Mısır kırallığı ve benim altımdan akan şu nehirler benim değil mi? Artık gözünüzü açsanıza!
Süleyman Ateş 51. Fir’avn kavminin içinde bağırıp dedi: “Ey kavmim, Mısır mülkü ve şu altımdan akıp giden ırmaklar benim değil mi? Görmüyor musunuz?”
Yaşar Nuri Öztürk 51 Firavun, toplumu içinde haykırıp şöyle dedi: “Ey toplumum! Mısır’ın mülk ve yönetimi benim değil mi? İşte şu nehirler benim altımdan akıyor. Görmüyor musunuz?”
Ali Bulaç 52- ‘Yoksa ben, şundan daha hayırlı değil miyim ki o, aşağı (sınıftan) bir zavallı ve neredeyse (sözü) açıklamadan yoksun olan (biri)dir.’
Diyanet Vakfı 52. “Yoksa ben, kendisi zayıf ve neredeyse söz anlatamayacak durumda bulunan şu adamdan daha hayırlı değil miyim?”
Elmalılı Hamdi Yazır 52-Yoksa ben şundan dana hayırlı değil miyim ki, o hem zavallı hem de meramını anlatamıyor.
Süleyman Ateş 52. Yahut ben, şu aşağılık, nerdeyse söz anlatamayacak durumda olan adamdan daha iyi değil miyim?
Yaşar Nuri Öztürk 52 “Yoksa ben şu zavallı, şu meramını anlatamayacak adamdan hayırlı değil miyim?”
Ali Bulaç 53- ‘Bu durumda (eğer doğruysa), üzerine altından bilezikler atılmalı ya da yakınında yer almış vaziyette onunla birlikte melekler gelmeli değil miydi?’
Diyanet Vakfı 53. “Ona altın bilezikler verilmeli veya yanında ona yardımcı melekler gelmeli değil miydi?”
Elmalılı Hamdi Yazır 53-Eğer o dediği gibi ise, üzerine altın bilezikler atılsa ya, veya yanında melekler dizilse gelse ya!”
Süleyman Ateş 53. (Eğer o, doğru söylüyorsa) Üzerine altın bilezikler atılmalı, yahut yanında (kendisine yardım eden, onu doğrulayan) melekler de gelmeli değil miydi?”
Yaşar Nuri Öztürk 53 “Ona altın bilezikler atılmalı, yanında-hizmetinde melekler bulunmalı değil miydi?”
Ali Bulaç 54- Böylelikle kendi kavmini küçümsedi, onlar da ona boyun eğdiler. Gerçekten onlar, fasık olan bir kavimdi.
Diyanet Vakfı 54. Firavun kavmini aldattı; onlar da kendisine boyun eğdiler. Onlar yoldan çıkmış bir kavimdir.
Elmalılı Hamdi Yazır 54-Bu şekilde (Firavun) kavmini küçümsedi, onlar da ona itaat ettiler, çünkü dinden çıkmış günahkar bir kavim idiler.
Süleyman Ateş 54. Kavmini küçümsedi, onlar da ona boyun eğdiler. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir kavim idiler.
Yaşar Nuri Öztürk 54 İşte toplumunu böyle küçümsedi, onlar da ona itaat ettiler. Çünkü onlar yoldan sapmış bir toplum idiler.
Ali Bulaç 55- Sonunda bizi öfkelendirince, biz de onlardan intikam aldık, böylece onları toplu olarak suda boğduk.
Diyanet Vakfı 55. Böylece bizi öfkelendirince onlardan intikam aldık, hepsini suda boğduk.
Elmalılı Hamdi Yazır 55-Böylece Bizi gazaplandırdıkları zaman Biz de kendilerinden intikam aldık, hepsini birden boğuverdik.
Süleyman Ateş 55. Onlar bizi kızdırınca biz de onlardan öc aldık, hepsini boğduk.
Yaşar Nuri Öztürk 55 Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince, biz de onlardan öc aldık; hepsini suya gömüverdik.
Ali Bulaç 56- Bu suretle onları, sonradan gelecekler için bir selef ve bir örnek kıldık.
Diyanet Vakfı 56. Onları, sonradan gelenlerin geçmişi ve bir ibret örneği kıldık.
Elmalılı Hamdi Yazır 56-Böylece onları sonrakiler için hem bir ibret, hem de bir örnek kıldık.
Süleyman Ateş 56. Onları sonradan gelen(inkarcı)ların geçmiş ataları ve örneği yaptık(bunlar da onların izinden gittiler).
Yaşar Nuri Öztürk 56 Onları, sonra gelecekler için eski bir örnek yaptık.
Ali Bulaç 57- Meryem oğlu (İsa) bir örnek olarak verilince, senin kavmin hemen ondan (keyifle söz edip) kahkahalarla gülüyorlar.
Diyanet Vakfı 57. Meryem oğlu İsa, bir misal olarak anlatılınca senin kavmin hemen bağrışmaya başladılar.
Elmalılı Hamdi Yazır 57-Meryem oğlu İsa bir misal olarak ortaya atıldığında kavmin hemen ondan çığrıştılar
Süleyman Ateş 57. Meryem oğlu, bir misal olarak anlatılınca hemen kavmin, ondan ötürü yaygarayı bastılar:
Yaşar Nuri Öztürk 57 Meryem’in oğlu, bir örnek olarak ortaya konunca, senin toplumun buna karşı hemen bağırıp çağırmaya başladı.
Ali Bulaç 58- Dediler ki: ‘Bizim ilahlarımız mı daha hayırlı, yoksa o mu?’ Onu yalnızca bir tartışma-konusu olsun diye (örnek) verdiler. Hayır, onlar ‘tartışmacı ve düşman’ bir kavimdir.
Diyanet Vakfı 58. Bizim tanrılarımız mı hayırlı, yoksa o mu? dediler. Bunu sana ancak tartışmak için söylediler. Doğrusu onlar kavgacı bir toplumdur.
Elmalılı Hamdi Yazır 58-: “Bizim ilahlarımız mı daha hayırlı, yoksa o mu?” dediler. Bunu sana sadece bir tartışma olsun diye fırlattılar (ortaya attılar). Doğrusu onlar çok kavgacı bir kavimdirler.
Süleyman Ateş 58. Bizim tanrılarımız mı hayırlı, yoksa o mu? dediler. Bunu sadece tartışma için sana misal verdiler. Doğrusu onlar, kavgacı bir toplumdur. And say: Are our gods better, or is he? They raise not the objection save for argument. Nay! but they are a contentious folk.
Yaşar Nuri Öztürk 58 Dediler ki: “Bizim tanrılarımız mı hayırlı, o mu?” Bunu sana sadece çekişme olsun diye örnek verdiler. Çekişmeyi seven bir toplumdur onlar.
Ali Bulaç 59- O, yalnızca bir kuldur; kendisine nimet verdik ve onu İsrailoğullarına bir örnek kıldık.
Diyanet Vakfı 59. O, sadece kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğullarına örnek kıldığımız bir kuldur.
Elmalılı Hamdi Yazır 59-Hayır, o (İsa) kendisine nimet verdiğimiz ve İsrail oğullarına örnek kıldığımız halis bir kuldur.
Süleyman Ateş 59. O, sadece kendisine ni’met verdiğimiz ve İsrail oğullarına örnek kıldığımız bir kuldur.
Yaşar Nuri Öztürk 59 Meryem’in oğlu, kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğullarına örnek yaptığımız bir kuldu.
Ali Bulaç 60- Eğer biz dilemiş olsaydık, elbette sizden melekler kılardık; yeryüzünde (size) halef (yerinize geçenler) olurlardı.
Diyanet Vakfı 60. Eğer dileseydik, içinizden, yeryüzünde yerinize geçecek melekler yaratırdık.
Elmalılı Hamdi Yazır 60-Dilersek sizden yeryüzünde yerinize geçecek melekler yaparız.
Süleyman Ateş 60. Eğer dileseydik, sizden şu dünyada yerinize geçen melekler yapardık.
Yaşar Nuri Öztürk 60 Eğer dileseydik, içinizden, yeryüzünde size halef olacak melekler vücuda getirirdik.
Ali Bulaç 61- Şüphesiz o, kıyamet-saati için bir ilimdir. Öyleyse ondan (kıyametten) yana hiç bir kuşkuya kapılmayın ve bana uyun. Dosdoğru yol budur.
Diyanet Vakfı 61. Şüphesiz ki o (İsa), kıyametin (ne zaman kopacağının) bilgisidir. Ondan hiç şüphe etmeyin ve bana uyun; çünkü bu, dosdoğru yoldur.
Elmalılı Hamdi Yazır 61-Gerçekten o (İsa) saat için bir ilimdir (kıyametin yaklaştığım gösteren bir bilgidir). Onun için sakın kıyametin geleceğinden şüpheye düşmeyin de bana uyun, işte tek doğru yol ancak budur.
Süleyman Ateş 61. O, kıyametin kopacağını gösterir bir ilimdir. O sa’atin geleceğinden hiç şüphe etmeyin, bana uyun, doğru yol budur.
Yaşar Nuri Öztürk 61 Hiç kuşkusuz o, kıyamet saati için bir bilgidir. O halde sakın o saat hakkında şüpheye düşmeyin; bana uyun. Dosdoğru yol budur.
Ali Bulaç 62- Şeytan sakın sizi (Allah’ın yolundan) alıkoymasın. Gerçekten o, sizin için açıkça bir düşmandır.
Diyanet Vakfı 62. Sakın şeytan sizi yoldan çevirmesin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.
Elmalılı Hamdi Yazır 62-Ve sakın sizi şeytan çelmesin; çünkü o size açık bir düşmandır.
Süleyman Ateş 62. Şeytan sizi (bundan) alıkoymasın. Çünkü o, sizin için açık bir düşmandır.
Yaşar Nuri Öztürk 62 Sakın şeytan sizi geri çevirmesin. O, sizin için açık bir düşmandır.
Ali Bulaç 63- İsa, açık belgelerle gelince, dedi ki: ‘Ben size bir hikmetle geldim ve hakkında ihtilafa düştüklerinizin bir kısmını size açıklamak için de. Öyleyse Allah’tan sakının ve bana itaat edin.’
Diyanet Vakfı 63. İsa, açık delillerle geldiği zaman demişti ki: Ben size hikmet getirdim ve ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. Öyleyse Allah’tan korkun ve bana itaat edin.
Elmalılı Hamdi Yazır 63-İsa da açık mucizelerle geldiği vakit şöyle dedi: “Ben size hikmet ve anlaşmazlığa düştüğünüz şeylerin bir bölümünü açıklamak üzere geldim. Onun için Allah’ tan korkun ve bana itaat edin.
Süleyman Ateş 63. Îsa açık kanıtlar getirince dedi ki: “Ben size hikmet getirdim ve ayrılığa düştünüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için (geldim), Allah’tan korkun ve bana ita’at edin.”
Yaşar Nuri Öztürk 63 İsa, açık-seçik kanıtlarla geldiğinde şöyle demişti: “Ben size hikmet getirdim ve tartışıp durduğunuz şeylerin bir kısmını size açıklayayım diye geldim. O halde, Allah’tan sakının ve bana itaat edin!”
Ali Bulaç 64- ‘Şüphesiz Allah, O, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir; şu halde O’na kulluk edin. Dosdoğru yol budur.’
Diyanet Vakfı 64. Çünkü Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O’na ibadet edin. İşte bu, doğru yoldur.
Elmalılı Hamdi Yazır 64-Haberiniz olsun Allah benim Rabbim, sizin de Rabbiniz ancak O’dur. Onun için hep O’na ibadet edin! İşte bu tek doğru yoldur.”
Süleyman Ateş 64. Allah, işte benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz O’dur. O’na tapın, doğru yol budur. Lo! Allah, He is my Lord and your Lord. So worship Him. This is a right path.
Yaşar Nuri Öztürk 64 “Kuşkusuz, Allah hem benim Rabbimdir hem sizin Rabbinizdir. O halde O’na ibadet edin! İşte bu, dosdoğru bir yoldur.”
Ali Bulaç 65- Sonra, içlerinden birtakım fırkalar ihtilafa düştü. Artık, acı bir günün azabından vay o zulmetmiş olanlara.
Diyanet Vakfı 65. Ama aralarından çıkan guruplar, bir ihtilâfa düştüler. Acı bir günün azabı karşısında vay o zulmedenlerin haline!
Elmalılı Hamdi Yazır 65-Sonra o gruplar kendi aralarında (İsa hakkında) ihtilafa düştüler. Onun için acı bir günün azabından dolayı vay o zulmedenlerin haline!
Süleyman Ateş 65. Aralarından çıkan partiler, birbirleriyle ihtilafa düşmüşlerdir. Acı bir günün azabından vay o zulmedenlerin haline!
Yaşar Nuri Öztürk 65 Böyle iken, aralarından çıkan hizipler ihtilafa düştüler. Korkunç bir günün azabından vay haline o zulmedenlerin!
Ali Bulaç 66- Onlar, hiç şuurunda değilken kendilerine apansız geliverecek olan kıyamet-saatinden başkasını mı gözlüyorlar?
Diyanet Vakfı 66. Onlar farkında değillerken kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar?
Elmalılı Hamdi Yazır 66-Hep kıyamete, hiç farkında değillerken onun ansızın başlarına gelivermesine bakıyorlar.
Süleyman Ateş 66. Onlar ille o sa’atin, kendilerinin hiç farkında olmadıkları bir sırada, ansızın başlarına gelmesini mi bekliyorlar?
Yaşar Nuri Öztürk 66 Hiç farkında olmadıkları bir sırada o saatin birdenbire kendilerine gelmesinden başka neyi bekliyorlar?
Ali Bulaç 67- Muttakiler hariç olmak üzere, o gün, dostların kimi kimine düşmandır.
Diyanet Vakfı 67. O gün, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dost olanlar (bile) birbirlerine düşman kesilirler.
Elmalılı Hamdi Yazır 67-O gün Allah’tan korkanlar hariç dostlar, birbirlerine düşmandırlar,.
Süleyman Ateş 67. O gün, korunanlar dışında, dostlar birbirine düşmandır. (Onlara alemlerin Rabbi şöyle hitabeder):
Yaşar Nuri Öztürk 67 Dostlar o gün birbirine düşman kesilirler. Ancak takvaya sarılanlar böyle değildir.
Ali Bulaç 68- ‘Ey kullarım, bugün sizin için korku yoktur ve siz mahzun olmayacaksınız.’
Diyanet Vakfı 68. Ey kullarım! Bugün size korku yoktur. Sizler üzülmeyeceksiniz de.
Elmalılı Hamdi Yazır 68-“Ey Benim kullarım! Bugün size hiç korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz de.
Süleyman Ateş 68. Ey kullarım, bugün size korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz.
Yaşar Nuri Öztürk 68 Ey kullarım! Bugün size korku yok; sizler tasalanmayacaksınız da!
Ali Bulaç 69- ‘Ki onlar, benim ayetlerime iman edenler ve müslüman olanlardır.’
Diyanet Vakfı 69. Onlar âyetlerimize inanan ve müslüman olan (kullarım)idiler.
Elmalılı Hamdi Yazır 69-Benim ayetlerime iman edip de samimi müslüman olan kullarım!
Süleyman Ateş 69. Onlar, ayetlerimize inanmış ve müslüman olmuş (kullarım) idiler.
Yaşar Nuri Öztürk 69 Onlar, ayetlerimize iman edip Allah’a teslim olanlar haline gelmişlerdi.
Ali Bulaç 70- ‘Siz ve eşleriniz cennete girin; ‘sevinç içinde ağırlanacaksınız.’
Diyanet Vakfı 70. Siz ve eşleriniz, ağırlanmış olarak cennete giriniz!
Elmalılı Hamdi Yazır 70-Girin cennete siz ve eşleriniz sevinç ve mutluluklar içinde!”
Süleyman Ateş 70. Haydi, siz cennete girin. Siz ve eşleriniz ağırlanıp sevindirileceksiniz!
Yaşar Nuri Öztürk 70 Cennete girin! Siz ve eşleriniz ikramlarla ağırlanacaksınız.
Ali Bulaç 71- ‘Onların etrafında altın tepsiler ve testilerle dolaşılır; orada nefislerin arzu ettiği ve gözlerin lezzet (zevk) aldığı her şey var. Ve siz orada süresiz kalacaksınız.’
Diyanet Vakfı 71. Onlara altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Orada canlarının istediği, gözlerinin hoşlandığı her şey vardır. Ve siz, orada ebedî kalacaksınız.
Elmalılı Hamdi Yazır 71-Altından tepsiler ve sürahiler ile üzerlerine dönülür dolaşılır. Nefislerin hoşlanacağı, gözlerin lezzet alacağı şeyler hep oradadır. Ve siz orada ebedi kalacaksınız.
Süleyman Ateş 71. Onların önünde altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Orada canların çektiği, gözlerin hoşlandığı her şey var! Ve siz orada ebedi kalacaksınız.
Yaşar Nuri Öztürk 71 Çevrelerinde altın tepsiler, kadehler dolaştırılır. Orada, nefislerin arzu duyacağı, gözlerin zevkleneceği her şey vardır. Ve siz orada sürekli kalacaksınız.
Ali Bulaç 72- ‘İşte, yaptıklarınız dolayısıyla mirasçı kılındığınız cennet budur.’
Diyanet Vakfı 72 “İşte yaptıklarınıza karşılık size miras verilen cennet budur.”
Elmalılı Hamdi Yazır 72-İşte bu, sizin yaptığınız ameller sebebiyle mirasçı kılındığınız cennet!
Süleyman Ateş 72. İşte yaptıklarınıza karşılık size miras verilen cennet budur.
Yaşar Nuri Öztürk 72 İşte size, yapıp ettiklerinize karşılık mirasçı kılındığınız cennet!
Ali Bulaç 73- ‘Orada sizin için birçok meyveler vardır; onlardan yiyeceksiniz.’
Diyanet Vakfı 73.” Orada sizin için bol bol meyveler vardır, onlardan yersiniz” denilir.
Elmalılı Hamdi Yazır 73-Orada sizin için bir çok meyveler vardır, onlardan yiyeceksiniz.
Süleyman Ateş 73. Orada sizin için çok meyva var. Onlardan yersiniz.
Yaşar Nuri Öztürk 73 Orada sizin için pek çok meyve var. Onlardan yiyeceksiniz.
Ali Bulaç 74- Şüphesiz suçlu-günahkarlar, cehennem azabı içinde süresiz kalacaklardır.
Diyanet Vakfı 74. Şüphesiz suçlular cehennem azabında devamlı kalacaklar.
Elmalılı Hamdi Yazır 74-Haberiniz olsun ki suçlular cehennem azabında ebediyyen kalacaklardır.
Süleyman Ateş 74. Suçlular, cehennem azabında sürekli kalacaklardır.
Yaşar Nuri Öztürk 74 Suçlular ise cehennem azabının içinde uzun süre sürekli kalacaklardır.
Ali Bulaç 75- Onlardan (azab) hafifletilmeyecek; orada umutlarını kaybetmiş kimselerdir.
Diyanet Vakfı 75.Azapları hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde kurtuluştan ümit kesmişlerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır 75-Kendilerinden o azap gevşetilmez ve onlar onun içinde her ümidi kesmişlerdir.
Süleyman Ateş 75. (Azab) Kendilerinden hiç hafifletilmeyecektir. Onlar azab içinde umutsuzdurlar!
Yaşar Nuri Öztürk 75 Azapları hafifletilmeyecektir; onun içinde ümitsiz kalacaklardır.
Ali Bulaç 76- Biz onlara zulmetmedik; ancak onların kendileri zalimlerdir.
Diyanet Vakfı 76. Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendileri zalim kimselerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır 76-Biz onlara zulmetmemişizdir. fakat kendileri zalim idiler.
Süleyman Ateş 76. Biz onlara zulmetmedik; fakat onlar kendileri zalim idiler.
Yaşar Nuri Öztürk 76 Biz onlara zulmetmedik; onlar zalimlerin ta kendileriydi.
Ali Bulaç 77- (Cehennem bekçisine:) ‘Ey Malik (bekçi), Rabbin bizim işimizi bitirsin’ diye haykırdılar. O: ‘Gerçek şu ki siz, (burada) kalacak kimselersiniz’ dedi.
Diyanet Vakfı 77. Ey Mâlik! Rabbin bizim işimizi bitirsin! diye seslenirler. Mâlik de: Siz böyle kalacaksınız! der.
Elmalılı Hamdi Yazır 77-Ve şöyle bağrışmaktadırtar: “Ey Malik, Rabbin (bizi yok edip) işimizi bitiriversin!” O da der ki: “Siz her zaman (burada) duracaksınız.”
Süleyman Ateş 77. (Cehennemin muhafızına): “Ey Malik, Rabbin bizim işimizi bitirsin, (bizi yok etsin, böyle yaşamaktansa ölmek daha iyidir)!” diye seslendiler. (Malik) “Siz kalacaksınız (hiçbir suretle buradan kurtuluş yok).” dedi.
Yaşar Nuri Öztürk 77 Şöyle seslenecekler: “Ey Mâlik! Rabbin işimizi bitirversin.” O şöyle diyecek: “Bekleyeceksiniz!”
Ali Bulaç 78- ‘Andolsun, size hakkı getirdik, fakat bir çoğunuz hakkı çirkin görüp-tiksinenlerdiniz.’
Diyanet Vakfı 78. Andolsun biz size hakkı getirdik, fakat çoğunuz haktan hoşlanmıyorsunuz.
Elmalılı Hamdi Yazır 78-Andolsun ki Biz, size gerçeği gönderdik; fakat çoğunuz gerçekten hoşlanmayanlarsınız.
Süleyman Ateş 78. Andolsun biz size hakkı getirdik; fakat sizin çoğunuz haktan hoşlanmıyorsunuz.
Yaşar Nuri Öztürk 78 Yemin olsun, size hakkı getirdik ama çoğunuz haktan tiksiniyorsunuz.
Ali Bulaç 79- Yoksa onlar, işi sıkı mı tuttular? İşte şüphesiz biz de işi sıkı tutanlarız.
Diyanet Vakfı 79. Yoksa (müşrikler) bir işe kesin karar mı verdiler? Doğrusu biz de kararlıyız!
Elmalılı Hamdi Yazır 79-İşi sıkı mı büktüler, fakat işte sıkı büken Biziz.
Süleyman Ateş 79. Yoksa (hakka engel olma hususunda) bir iş mi kararlaştırdılar? Biz de (onları cezalandırmağa ve hakkı yerleştirmeğe) kararlıyız.
Yaşar Nuri Öztürk 79 Yoksa bir iş ve oluşta kesin karara mı vardılar? Kuşkusuz, biz de kesin kararlıyız.
Ali Bulaç 80- Yoksa onlar; gerçekten bizim, sır tuttuklarını ve aralarındaki fısıldaşmalarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Hayır, (işitiyoruz) ve onların yanlarındaki elçilerimiz de (her şeyi) yazıyorlar.
Diyanet Vakfı 80. Yoksa onlar, bizim kendilerinin sırlarını ve gizli konuşmalarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Hayır, öyle değil; yanlarındaki elçilerimiz (hafaza melekleri de) yazmaktadırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 80-Yoksa onların sırtarım ve fısıltılarım işitmediğimizi mi sanıyorlar? Hayır, işitiriz; hem de yanlarında elçilerimiz vardır, yazarlar.
Süleyman Ateş 80. Yoksa biz, onların sırlarını ve gizli konuşmalarını işitmez miyiz sanıyorlor? Hayır, işitiriz ve yanlarında bulunan elçilerimiz de (her yaptıklarını) yazarlar.
Yaşar Nuri Öztürk 80 Yoksa onların sırlarını, fısıltılarını duymadığımızı mı sanıyorlar? Hayır, öyle değil; elçilerimiz yanlarında yazıp duruyorlar.
Ali Bulaç 81- De ki: ‘Eğer Rahmanın çocuğu olsaydı, ona tapanların ilki ben olurdum.’
Diyanet Vakfı 81. De ki : Eğer Rahmân’ın bir çocuğu olsaydı, elbette ben (ona) kulluk edenlerin ilki olurdum!
Elmalılı Hamdi Yazır 81-De ki: “Rahman’ın bir oğlu olsaydı, ben ona tapanların ilki olurdum.”
Süleyman Ateş 81. De ki: “Eğer Rahman’ın çocuğu olsaydı (O’na) tapanların ilki ben olurdum.
Yaşar Nuri Öztürk 81 De ki: “Eğer Rahman’ın bir çocuğu olsaydı, ona kulluk edenlerin ilki ben olurdum.”
Ali Bulaç 82- Göklerin ve yerin Rabbi, Arş’ın Rabbi (olan Allah), onların nitelendirdiklerinden yücedir.
Diyanet Vakfı 82. Göklerin ve yerin Rabbi, Arş’ın da Rabbi olan Allah onların vasıflandırmalarından yücedir, münezzehtir.
Elmalılı Hamdi Yazır 82-Münezzehtir, yücedir o göklerin ve yerin Rabbi, Arş’ın Rabbi onların nitelendirdikleriden.
Süleyman Ateş 82. Göklerin ve yerin Rabbi, Arş’ın Rabbi onların nitelendirmelerinden yücedir, münezzehtir.
Yaşar Nuri Öztürk 82 Göklerin ve yerin Rabbi, arşın Rabbi onların nitelendirmelerinden arınmıştır, yücedir.
Ali Bulaç 83- Artık onları bırak; onlara vadedilen günlerine kadar, dalsınlar ve oynaya dursunlar.
Diyanet Vakfı 83. Sen bırak onları, kendilerine söz verilen günlerine kavuşuncaya kadar bâtıla dalsınlar, oynaya dursunlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 83-Şimdi bırak onları dalsınlar, oynaya dursunlar, va’dolunduklan günleri (gelip) çatasıya kadar!
Süleyman Ateş 83. Bırak onları, kendilerine söylenen günlerine kavuşuncaya kadar dalsın, oynasınlar.
Yaşar Nuri Öztürk 83 Bırak onları, kendilerine vaat edilen günlerine kavuşuncaya değin dalıp gitsinler; oynayıp oyalansınlar!
Ali Bulaç 84- Göklerde ilah ve yerde ilah O’dur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir.
Diyanet Vakfı 84. Gökteki İlâh da, yerdeki İlâh da O’dur. O, hakîmdir, her şeyi bilendir.
Elmalılı Hamdi Yazır 84-O gökte de ilah, yerde de ilahtır. Hikmet sahibi O’dur, herşeyi bilen O’dur.
Süleyman Ateş 84. O’dur ki gökte de Tanrı’dır, yerde de Tanrı’dır. O, hakimdir, bilendir.
Yaşar Nuri Öztürk 84 Göklerde ilah olan da O, yerde ilah olan da O. O’dur Hakîm, O’dur Alîm.
Ali Bulaç 85- Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların mülkü kendisinin olan (Allah) ne yücedir. Kıyamet-saatinin ilmi O’nun katındadır ve O’na döndürüleceksiniz.
Diyanet Vakfı 85. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin mülkü kendisine ait olan Allah ne yücedir! Kıyamet saatini bilmek de O’na mahsustur. Siz O’na döndürüleceksiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır 85-Ve O ne yücedir ki, göklerin, yerin ve aralarındakilerin hükümranlığı O’nundur. Kıyamete dair bilgi de O’nun yanındadır. Ve hep döndürülüp O’na götürüleceksiniz.
Süleyman Ateş 85. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin mülkü kendisine aidolan (Allah) ne yücedir! (Kıyametin kopacağı) Sa’ati bilmek de O’nun yanındadır ve siz O’na döndürülüp götürüleceksiniz.
Yaşar Nuri Öztürk 85 Göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin mülkü/yönetimi kendine ait olan o Allah’ın şanı yücedir. Kıyamet saatine ilişkin bilgi O’nun katındadır. Siz de O’na döndürüleceksiniz.
Ali Bulaç 86- O’nun dışında taptıkları şefaatte bulunmaya malik değildirler; ancak kendileri bilerek hakka şahidlik edenler başka.
Diyanet Vakfı 86. Allah’ı bırakıp da taptıkları putlar, şefâat edemezler. Ancak bilerek hakka şahitlik edenler bunun dışındadır.
Elmalılı Hamdi Yazır 86-O’ndan başka yalvarıp durdukları şeyler şefaat de edemezler; ancak bilerek gerçeğe şahitlik eden kimseler başka !
Süleyman Ateş 86. O’ndan başka (tanrı diye) yalvardıkları şeyler şefa’at (yetkisin)e sahip değillerdir. Ancak bilerek hakka şahidlik edenler (bildiklerini doğru anlatanlar) bunun dışındadır.
Yaşar Nuri Öztürk 86 O’nun berisinden yakardıkları, şefaate sahip olamaz! Hakka tanık olanlar müstesna. Onlar, ilimden nasiplenmekteler.
Ali Bulaç 87- Andolsun, onlara: ‘Kendilerini kim yarattı?’ diye soracak olsan, elbette: ‘Allah’ diyecekler. Öyleyse nasıl olur da çevriliyorlar?
Diyanet Vakfı 87. Andolsun onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette “Allah” derler. O halde nasıl (Allah’a kulluktan) çeviriliyorlar?
Elmalılı Hamdi Yazır 87-Andolsun ki, onlara kendilerin! kimin yarattığım sorsan elbette: “Allah” derler. O halde (haktan) nasıl çevrilirler.
Süleyman Ateş 87. Andolsun onlara, “Kendilerini kim yarattı?” diye sorsan, elbette: “Allah,” derler. O halde nasıl (haktan) çevriliyorlar?
Yaşar Nuri Öztürk 87 Kendilerini kim yarattı diye onlara sorsan, yemin olsun, “Allah!” diyeceklerdir. Peki, nasıl döndürülüyorlar!”
Ali Bulaç 88- Onun: ‘Ya Rab’ demesi hakkı için şüphesiz onlar imana gelmez bir kavimdirler.
Diyanet Vakfı 88. (Resûlullah’ın:) “Yâ Rabbi! Bunlar, iman etmeyen bir kavimdir” demesini de( Allah biliyor)
Elmalılı Hamdi Yazır 88-Onun (peygamberin) “Ey Rabbim, bunlar muhakkak imana gelmez bir kavimdir.” demesi hakkı için söylerim ki:
Süleyman Ateş 88. Ve Elçinin: “Ya Rab, bunlar inanmayan bir kavimdir,” demesini de (Allah biliyor).
Yaşar Nuri Öztürk 88 Onun “Ey Rabbim” deyişine yemin olsun ki, bunlar iman etmez bir topluluktur.
Ali Bulaç 89- Şimdi sen, ‘aldırış etmeksizin onlardan yüz çevir’ ve: ‘Selam’ de. Artık onlar bileceklerdir.
Diyanet Vakfı 89.Şimdilik sen onlardan yüz çevir ve size selam olsun de. Yakında bilecekler! buyurdu.
Elmalılı Hamdi Yazır 89-“Şimdi sen onlardan vazgeç de “Selam!” de! Artık ilerde bileceklerdir.
Süleyman Ateş 89. Şimdi sen onlardan geç ve : “Size esenlik (dilerim)” de. Yakında bileceklerdir.
Yaşar Nuri Öztürk 89 Artık sen onlara aldırma, “Selam!” deyiver. Yakında bilecekler.

 

 

http://www.kuranikerim.gen.tr sitesinden alınmıştır.

 

Zühruf suresi – Karşılaştırmalı meal

Bu yazıyı okudunuz mu?

Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri

Nahl suresi – Karşılaştırmalı meal

Nahl suresi – Karşılaştırmalı meal Karşılaştırmalı Kur’an Mealleri NAHL SURESİ Ali Bulaç Rahman ve Rahim ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir