Anasayfa / İMAN ESASLARI / Ahirete iman / Zulüm ve haksızlıkta saklı sevaplar
imanilmihali.com
Zulüm ve haksızlıkta saklı sevaplar

Zulüm ve haksızlıkta saklı sevaplar

Zulüm ve haksızlıkta saklı sevaplar

Öldürmekten beter olan zulüm ve hakkı gerçek sahibine vermemek demek olan haksızlık Kur’an’da lanetlenen kavramlardandır ve yapanların da şefaate mazhar olamayacağı kanaati hakimdir.

Baştan sona ve tüm vasfıyla günah ve haram olan bu ameller yapan kişiye pek çok azap ve vebali hediye eder. Peki, o halde saklı sevap ile kast edilen nedir?

Meseleye birkaç noktadan bakmak gerekir ki ilki muhakkak o kişilerin yaptığı haksızlık ve zulümlerin Rabbimizin dilek ve müsaadesi olmadan yapılamayacağının bilinmesidir. Bunun anlaşılması mağdur ve mazlumlara bir takva hediyesi sunacaktır. Düşünülürse şeytanın bile amel ve kışkırtmaları ilahi iradenin onayı ve müsaadesi iledir ki dünya sınavı gerçek mahiyetine bürünsün.

Başka bir bakış açısı ise şudur ki mazlumlar ve mağdurlar bu dünyada çektikleri eziyet oranında inşallah ahiret yurdunda refaha kavuşacaktır. Yani hesap ve mizan günü önce helalleşilecek sonra amel defterleri tartılacaktır.

Helalleşme önce diğer varlık ve hayvanlarca, sonra insanlar arası yapılacak, hak yiyenler haklarında davacı olanlarla yüzleşecek, helallik alamadıkları sürece, kendi sevaplarından değeri nispetinde sevaplarını mazlumlara verecektir. Dağıtacak sevap kalmayınca da mazlumların günahlarını üstlenecek ve yetmiş yıl başlarını secdeden kaldırmamış olsalar da cehennemin sıcak ateşlerine mahkum olacaklardır. İşte asıl bahsettiğimiz sevap burada gizlidir.

Kötü, kafir ve zalimlerin bu dünyada ettikleri eziyet ve sebep oldukları gözyaşı onların dağıtacağı sevaplarına da etken olacak ve ne kadar büyük zalimliklere ve ne kadar çok kişiye etki edecek, ne kadar uzun sürecek bir haksızlığa imza atarlarsa ahirette dağıtacakları sevap ta o kadar çok olacaktır.

Onların yapageldikleri zulüm ve haksızlıkların diğer mü’minlere ibret olması da bir başka sevap konusudur ki zalimlere kalp ile, el ile, dil ile karşı koyan iman sahiplerinin sevabı artsın ve her mü’min kendisine çeki düzen versin.
Keza bir başka sevap bahsi de şudur ki kader ve ilahi adaletin tecellisine olan inanç bu zalimler nedeniyle daha bir anlam kazanır ve mazlumlar sabrederek yine sevap kazanmaya devam ederler.

Bir diğer sevap bahsi de muhakkak kulların ahirete olan ihtiyaç ve ahiretin mutlak yaşanacağına dair düşünceye sahip olmak suretiyle ahirete iman konusunun güçlenmesi yani mazlumların iman mertebelerinin yükselmesidir.

Velhasıl zalim ve kötülerin zararı sadece kendisineyken, yaşanası dünyayı zehreden bu gafiller hem mazlumlara aslında büyük iyilik yapmak ta hem dünya sınavının gereğini istemeden ve farkında olmadan kötü rolü üstlenerek yapmaktadırlar.

Kötülük ve zulmün sevabı tabi ki mazlumlaradır ve Allah sabretmelerine, kendisinden umut kesmemeleri karşılığında mazlum kullarına elbet mükâfat bahşedecek olandır.

İyiler sabrederek doğru yoldan ayrılamamaya gayret göstermek suretiyle hem o zalimlerden hakkını ahiret yurdunda alarak sevaplarını artıracak, hem Rabbimizce ödüllendirilerek sevaba bir kez daha mazhar olacak şanslılardır.

Dünya sınavında Allah nasıl ki nimeti dilediğine ve dilediği kadar veriyorsa ve bu kaderse, Allah zulüm ve eziyeti de bazı kullarına yapmak ve bazı kullarına maruz kalmak şeklinde nasip eder ve bu da sınavın gereğidir.

Dolayısıyla hakkınız yeniyor, adalet çiğneniyor, zulme uğruyorsunuz diye sakın üzülmeyin! Çünkü şanslı ve karlısınız.

Onlar bu dünyada üç kuruş kar etmiş görünse de siz her iki cihanda karlı ve avantajlısınız.

O zalimlerin cehennem ateşlerine mahkûm oluşlarını inşallah hep birlikte görecek ve dünyada geçirdiğimiz bu sayılı günlerde sabrı seçtiğimiz için ne kadar doğru bir şey yaptığımızı orada inşallah daha iyi anlayacağız.

Zulümde saklı sevabı anlayabilirsek bu bize daha fazla dayanma gücüde verecektir.

Allah mazlumun yanındadır ve O ister ki mazlumlar yani ezilenler egemen olsun.

Bu bu dünyada olursa ne ala, yok olmazsa ahiret yurdunda muhakkak olacaktır.

Kaldı ki Rabbimizin nuru bu dünyada zaten tamamlanacaktır. O kafirler güruhu daha yaşarken bile azap ve vebali muhakkak yaşayacak ve pişman olacaktır.

Ama siz şimdilerde, hakkınızı yiyenlere helal etmemeye, zulme ve yokluğa karşı Rabbimizi gücendirecek şekilde gereksiz isyan etmemeye, Rabbin dilemesi ile gerçekleşen bu olaylara ahiret inancıyla çok fazla karşı çıkmamaya gayret edin. Bırakın kudurana kadar yesinler ve ölene-kusana kadar harama batsınlar, kan ve gözyaşınıza sebep olsunlar.

İmanınızın gereğini yapın, dille, elle, kalple karşı koyun ama değiştiremeyeceğiniz şeyler için kahrolmayın. Çünkü kimse görmese ve bilmese de Rabbimiz her şeyi işiten ve bilendir.

Sabrederek ve namaz kılarak, iman-ibadet ve ahlak üçlemesiyle, salih amel gerdanlığı ile yaşamaya, adil kalmaya ve kul olmaya çalışan kalplerin mükâfatı elbet Allah katındadır. Hem bu dünyada hem ahirette akibet muttakilerindir.

Rabbim imanlı ve sabırlı kullarına dayanacak güç versin. Amin!

Zulüm ve haksızlıkta saklı sevaplar

Bu yazıyı okudunuz mu?

Müsterih olmak kimin hakkıdır

Müsterih olmak kimin hakkıdır

Müsterih olmak kimin hakkıdır Müsterih olmak; vicdanı rahat, huzurlu, esenlik ve kurtuluştan inşallah emin, güvende, ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir