Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Zulüm ve mahiyeti nedir
imanilmihali.com
Zulüm ve mahiyeti nedir

Zulüm ve mahiyeti nedir

Zulüm ve mahiyeti nedir

Zulüm sözlükte “bir şeyi kendine mahsus yerinden, ait olduğu yerden başka bir yere koymak, noksan yapmak, haddi-sınırı aşmak, doğru yoldan sapmak, meyletmek, hakkını eksiltmek, hakkını vermemek, hakkaniyete aykırı davranmak, men etmek ve yapılmaması gereken bir davranışta bulunmak” anlamına gelir.

Zulüm, bir diğer tanımıyla adalet ve hakka aykırı, kişisel ve toplumsal temel hak ve hürriyetleri kısıtlayıcı, gerçeğe ve imana düşman, ilahi nizam ve şartları batılla değiştirmeyi hedef alan, kalpleri burkan, vicdanları sızlatan, acı ve gözyaşına sebep olan, nefsi ve şeytanları hoş tutmaya gayret ederken Yüce Allah’ı gücendirmeyi göze alabilen bütün söz ve davranışlardır.

Yeri ve göğü inleten zulüm üç kısımda incelenebilir;

1- İnsan ile Allah arasında zulüm.

Bu şirk, küfür, nifak ve isyandır. Kulun Allah’a zulmetmesi, dine ve peygambere yalan söyletmesiyle, Kur’an ayetlerini hafife alması, ayetleri yalanlaması veya manasını değiştirmesiyle hayat bulan bu zulüm türü münafıklığı ve riyayı da beraberinde getirir. gerçeği batılla değiştirmeyi esas alan ve dinin tesise çalıştığı huzur ve güveni bozan, ilahi ahenk ve dengeyi temelden sarsan bu inkar ve isyan elbette zulmün en şiddetlisidir.

Allah’ın ilim ve kudretine ve haklarına saygısızlık, düşmanlık ve isyan demek olan bu zulüm türü Kur’an’ın emir ve yasaklarına isyan ve hakikate savaş açmak manasına gelir.

2- Kişi ile insanlar arasında zulüm.

Haksızlık, hırsızlık, öldürme, iftira vb. günahlar bu zulüm türüne örnektir. Kişi mevki, makam, servet, evlatlar gibi sahip olduğu güçleri hak yolda kullanmakla mükellef iken gerçeğe, hakkaniyete, adalet ve nizama aykırı davranmakla, başkalarının özgürlük alanlarına girerek ve şahsi menfaatleri uğruna başkalarının haklarını yiyerek zulmeder.

Hakkı yenen ister bir kişi isterse tüm toplum olsun zulüm kan, göz yaşı ve mağduriyete sebep olur. Neticede bu huzur ve barışı bozan, esenliğe zarar veren, dinin ve yasaların tesise çalıştığı düzeni yerle bir eden bir kötülük ve aykırılıktır.

3- Kişi ile nefsi arasında zulüm.

Kul ruhuna ve bedenine gerekli özeni göstermeyerek, kalp ve aklın gereklerini yapmayarak, vicdanı rahatsız edecek davranışlarda bulunarak en başta kendisine zulmeder. Hesap sorucu olarak uyetecek nefisler kulun yaptığı bu zulümler ile inler ve kararır. Bu sayede nefis iyilik ve güzellikten tamamen uzaklaşır ve akibeti de karartır.

Birde nefse tabi olarak başkalarına zulmetmek konusu vardır ki zulüm başlığı altında sayılanların çoğu nefsin ve şeytanların güdüsüyledir. Yani kul kötülük ve zulme imza attıkça nefsi kararır, kararan nefis kulu daha büyük zulümlere zorlar. Bu döngü Allah dilemedikçe, kul tevbe etmedikçe de tesiri artarak devam eder.

Kur’an’da zulüm

Kur’ân’da zulüm kavramı insanlar arasındaki olumsuz ilişkiyi ifade etmekle birlikte çoğunlukla Allah’a karşı görevlerde ki inkâr ve isyan olan söz, fiil ve davranışları ifade etmektedir. Çünkü en büyük hak Allah hakkıdır ve Allah’ın haklarına riayetsizlik demek olan zulüm bu nedenle en büyük zulümdür.

Kur’ân’da zulüm kavramı 58 surede, 266 âyette, 289 defa geçmiş ve şirk (En’âm, 6/82), küfür (Bakara, 2/254), nifak (Nisâ, 4/64), günah (Bakara, 2/231), insanlara yapılan haksız muamele (Nisâ, 4/10), noksan yapmak (Kehf, 18/33), azap, işkence (Nûh, 16/41), insan öldürmek (Bakara, 2/35), hırsızlık (Mâide, 5/39), zarar vermek (Şûrâ, 42/40-42), haksızlık etmek (Âl-i İmrân, 3/182), nefse zarar vermek (Bakara, 2/57), insanlara eziyet etmek (Şûrâ, 42/41) vb. ilâhî iradeye ters düşen her türlü inanç, söz, fiil ve davranışlar anlamında kullanılmıştır.

Zulüm, fıtrata ve dine aykırı olması itibarıyla en küçüğünden en büyüğüne kadar olumsuzluk ifade eder ve iyilik, hak, adalet, rahmet ve güzelliğe düşman herşeyi kapsar. Şirk ve küfür, münafıklık ve mürailik, fitne ve fesat, şeytan işi pislikler, kul, toplum ve kamu hak ve mallarına tecavüzler, ehliyet ve liyakata düşmanlıklar, zorlama ve şiddetler, terör ve yasadışılıklar, dini bölmek, iman kardeşliğine zarar vermek, dine ve peygambere yalan söyletmek, dinin gereklerini terk etmek, bunları red ve inkar etmek, günahların veballerinden korkmamak, tevbe etmemek (Hucûrât, 49/11), velhasıl hakları ait oldukları yere koymamak adına yapılan tüm kötülükler zulümdür.

En büyük zulüm ise şirktir (Lokmân, 31/13). Çünkü Allah’ı inkar etmemek lakin yaratış, varlık ve yönetimde Yüce Allah’ın yanına, berisine yedek ilahlar koymak suretiyle hem gerçeği saptırmak, hem ilahi kudrete gerekli saygıyı göstermemek ve hem de özellikle Yüce Allah’ın hakkına riayet etmemek demek olan şirk, bu hal üzere ölünmesi halinde afsızlığa tabi tek günahtır.

İnsan zulmederken Yüce Allah asla zulmetmez. Kur’ân’da 23 âyette Allah’ın dünya ve âhirette insanlara, toplumlara ve âlemlere zulmetmediği bildirilmiştir (Âl-i İmrân, 3/108, 117, 182; Nisâ, 4/40). Yüce Allah’ın zulme dair “zerrece haksızlık yapılmayacaktır” buyruğu bize zulmün zıddının hakkaniyet olduğunu da gösterir.

İnsan ufacık aklı ama devasa kibriyle kendisine verilen nimetlerle yetinmeyerek büyüklenen, düzeni değiştirmeye teşebbüs eden, hakikati batılla yer değiştirmeyi deneyecek kadar aptal ve nankör olan varlıktır. Kötülüğe tabi, nefse ve şeytanlara kul insanlarca yapılan bu zulüm akılsızlık ve öngörememekten kaynaklansa da cezası büyüktür.

Kur’an’ın insan tasvirinin zalim, cahil, nankör, aceleci şeklinde olduğu hatırlanırsa ve yaratılıştan kıyamete kadar bunun devam ededeği düşünülürse dünya zalimler ve mağdurlar dünyası olacaktır. Ezenlerin ve ezilenlerin (Müstezaf (ezilenler) ve müstekbir (ezenler)) Kur’an’da, zulüm ve şirk bahsinde anılıyor olması da kullara ayrı bir mesajdır. Çünkü zulüm sadece eylemi değil ama aynı zamanda bu zulümle gelen büyüklenmeyi de kapsar. Büyüklenme ise muhakkak şeytanın vasfı ve karakteridir.

Zulme taraftar olmak ve zulme sessiz kalmak da zulümdür

Netice olarak zulüm haklara ve ilahi nizama, ahenk ve dengeye, esenlik ve huzura, iman ve İslama aykırı, hakikate düşman, nefse ve şeytana hizmet eden tüm söz, hareket ve susuşlardır.

Haksızlık karşısında susanları Peygamberimizin dilsiz şeytanlar olarak tanımlaması da bize gösterir ki zulmü sadece yapmak değil ama zulüm karşısında sessiz kalmak da zulümdür ve kişiyi zalim yapar.

Kur’an cihada tek sebep olarak zulmü gösterir ki zulme uğrayan mağdurların müslüman olmasına da gerek yoktur.

“Size ne oluyor da, Allah yolunda ve, “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz?” (Nisa 4/75)

Allah kötü sözün açıklanmasını istemez. Bunun tek istisnası zulme karşı ve zulme uğrayanın feryadıdır.

“Allah, zulme uğrayanın dile getirmesi dışında, çirkin sözün açıklanmasını sevmez. Şüphesiz Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.” (Nisa 4/148)

Yetim, muhtaç ve zayıflara yapılan zulüm ise Arş’ı dahi tiretir.

Özetle;

Zulüm Arş’ı dahi titreten, tevhid ve fıtrata aykırı hallerdir ki yapanı zalim kılarak akibetleri karartır. Zalim olmak ise sadece zulmetmekle değil aynı zamanda zulme sessiz kalmak veya taraftar olmakla da olur.

Eziyet etmek dahi zulümdür.

Allah’ın ve Kur’an’ın savaşı sadece zulümledir ve şirk dahi en büyük zulüm olduğu için afsızlığa tabidir.

Zulüm beraberinde büyüklenme ve kibir getirir ki bunlar şeytanın huylarıdır.

Asla zulmetmeyen Allah zalimleri affetmeyecektir.

Zulüm hakkaniyetin zıddıdır.

Kötü söz sadece zulme uğrayanın hakkıdır.

Şirk, en büyük zulüm olduğu için afsızlığa tabidir.

Rabbim bizleri zalim olmaktan, zalimlerle uğraşmaktan, zulme uğramaktan muhafaza eylesin.

Rabbim bizleri esirgesin, doğru yoldan ve haktan ayırmasın.

Rabbim bizleri nefse ve şeytana tabi zalimlerden eylemesin. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Din ve Fıtrat

Allah’ın tek dini ama iki din tarifi, insanın tek doğru ama iki yaşam şekli vardır. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir